uygun fiyatlı, yere yakın tüy kadar hafif. tamda petrol krizleri atlatılmışken piyasaya çıktı. 40 yıl geçmesine rağmen hala pistlerde asfalt kazıyan canavar.. demir kutuda ki kızgın arılar gibi motor sesi çıkaran jdm ikonu..
mazda rx7'yi motoru olmadan konuşamayız. wenkel rotary motoru .. nedir bu wenkel motoru sayın naberlansozluk? wenkel motoru geometrik prensiplerden biri olan iç içe geçirilmiş üçgen şeklinde epitrochoid mantığı ile tasarlandı. basitçe üçgeni alıp oval şeklin içinde döndürmeye çalıştılar. üçgen piston dönmeye başladıkça oval içerisinde üç tane boşluk oluşturdu ve bu boşluklarda motorun dört zamanlı çalışma prensibi uygulandı.
rotary motor, hobi olarak motor parçaları ile uğraşan alman felix wenkel tarafından çok genç yaşta bulundu. wenkel bu motoru ticari olarak kullanamadı çünkü ikinci dünya savaşı başladı. ikinci dünya savaşı sonrası wenkel nsu adında motosiklet firmasında çalışmaya başladı.
1959'da nsu bir grup mühendisi ve otomobil üreticisini wenkel'in rotary motorunu tanıtmak için davet etti. davetlilerden biri matsuda idi, bu bey mazda bünyesindeki toyo-go adında key araçları üreten firmanın ceo'suydu. matsuda wenkel motorunu çok sevdi. hemen lisansını satın alarak motoru ve wenkel'i japonya'ya götürdü. ahırda motor üreten adam artık yüzlerce mühendisin başındaydı. baş mühendisine en kısa sürede dayanıklı, uzun ömürlü bir rotary motoru üretmesini söyledi. prototipin üretildiği ilk saatlerde motor hiç çalışmadı, saatlerce süren denemeler sonucu motor infilak etti. baş mühendis yamamoto 'nun işi gerçekten zordu. en büyük problem üçgen pistonun sivri kenarlarıydı. piston döndükçe piston yatağını kesiyordu. mühendisler buna şeytan pençesi dedi.
yamamoto eureka dedi ve kağıda bir şeyler çizmeye başladı. üçgen pistonun sivri kenarlarına grafitten yapılmış apexler koydu. motor çok güzel çalışmaya başladı ve mazda kısa sürede 8 tane prototip araç imal ettikten sonra yeni modellerini çıkardılar. mazda cosmo sport 110 , tarihte ilk defa rotary motor kullanan spor aracıydı. cosmo petrol krizine kadar güzel satış rakamlarına ulaştı.
1978'de piyasa krizden çıkıp yeni spor arabalar için kendini toparlamıştı. mazda rx-7, diğer adıyla mazda savanna , rx3 adındaki aracın yeniden düzenlenmiş haliydi. mazda 1977'de bütün modellerini emekliye ayırıp sadece savanna ve rx7 satmaya başladı.
rx7, lotus elan 'dam ilham alınarak tasarlanacak. mazda ilk defa araçlarına sa gibi vın isimlendirmesi yapacaktı. hafif, iki kişilik araca mazda orta shift arka itişli gibi bir tanımlama yaptı. çünkü wenkel 12a motoru ön tekerlerin arkasında kalıyor. bu tasarım arabanın ağırlık merkezini aşağıya çekip aracı daha dengeli ve eğlenceli yaptı. 0-100km'yi 9sn gibi sürede alıyor 160km/h son hız ve 6 bin rpm çeviriyordu.
mazda motorun tasarımı gereği performanslı kullanılmasını tavsiye etti. hatta günlük hayatta kırmızı çizgiye kadar zorlansa iyi olur gibi açıklama bile yaptı. çünkü grafit, karbon kalıntılar bırakır ve bunun yanması lazım.
mazda rx7'ler amerikada satışa başladı. 70'ler ve 80'ler gençleri pop-up farlara aşık olmuştu. ardından fx7 seri 2 ve fx7 seri 3 modelleri geldi. seri 3, 1.3 litre b13 motoru ile yarış severlerin gözdesi olmuştu çünkü hafif, hızlı ve viraj kabiliyeti çok yüksekti.
1985 yılında abimin doğumu üzerine mazda, fx7 makyajlandı. bu sefer porsche 944 'den ilham alındı. bu sefer spor araba özellikleri taşıyan touring arabası oldu. 1989 yılında seri 4 fx7 önceki modelin turbolanmış versiyonuydu 189 beygir güçlere çıktı. mazda bu modelde pinion direksiyon sistemini güncelleyerek aracın savrulmasını engellemek için çabaladı. ayrıca bu modelde kampana fren sisteminden vazgeçildi ve disk frene geçildi. arkasından gelen mazda fx7 seri 5 geliştirilmiş turbo ile 200 beygir olmuştu. artık inidial d'nin en havalı arabası olabilirdi. cars and drivers dergisinin en iyiler listesine girmeye hak kazandı.
daha iyisi olamaz herhalde derken 1992'de mazda üçüncü nesil olan rx-7 seri 6 üretildi. hitatchi yapımı çift turbo bu araba için özel tasarlandı. ilk turbo düşük devirlerde performans verirken ikinci turbo yüksek devirlerde güç verecek şekilde tasarlandı. bu da aracın daha akıcı hızlanmasına sebebiyet verdi. rotary motorların en büyük problemleri de düşük devirlerde hantal kalmasıdır.
ne yazık ki 90'larda japon ekonomisinde çeşitli krizler yaşadı ve üreticiler ciddi zararlar gördü. 1996'da ford, mazda'ya olan ilgisinden dolayı rx-7 seri 7 avusturalya ve japonya'da satışa çıktı. fx-7 seri 8 sadece japonya pazarına çıktı ve biraz daha büyük tubo, radyatör, intercooler ve far tasarımı gibi değişiklikleri vardı.
mazda 2003'de amerikan ve avrupa pazarı için rx-8 modelini tanıttı. yakıt ekonomisi odaklı, daha ağır, daha az performanslı rx-8, efsanevi rx-7'nin kesinlikle devamı olamazdı. nedense problemli araçlardı birinci nesil rx-8 apex problemleri ve motor hataları ile doluydu hatta bir kaç model bu yüzde alev aldı. 2008'de ki küresel ekonomik kriz yüzünden 2012'de mazda rx-8 emekli edildi. artık kalplerimizde yaşayacaktı.
rx-7'nin le mans enduro yarışlarında ki yeri çok farklıydı. 1979'da mazda rx-7 çok az bir farkla ikinci oldu. ardından 1991'de 787b ile le mans yarışlarını rakiplerine dar edecekti. bana kalırsa pistlerin en güzel arabası buydu. tam 10 yıl boyunca mazda rx-7 imsa gtu serisini domine edecekti. 1982'den 1991'e kadar. başka modeller aynı yarışları kazanmaya devam etti.
ara sıra yeni rotary motor çizimler ve yeni prototip tasarımları gün yüzüne çıkıyor ama emisyon standartları ve fizibil olmaması nedeniyle mazda üretime yanaşmıyor.