yaşadığımız evrenin kağıt gibi düz olduğunun öngörüldüğü model. tabi ki bilim adamları kafalarına göre düz demiyor. hesaplıyorlar kitaplıyorlar, evrenin düz olması gerektiği kanısına varıyorlar. ama benim kafamda soru işaretleri var.
kütlenin uzay-zaman dokusunu büktüğünü hepimiz biliyoruz. gerilmiş bir battaniye üzerine bırakılan ağır toplarla görsel olarak izahını da hepimiz görmüşüzdür. dünya ve diğer gezegenler aslında güneşin etrafında dönmekten ziyade, güneşin kütlesinin uzay-zamanda yaptığı eğimde yokuş aşağı sürüklenmektedirler. peki niye milyarlarca yıldır güneşe yapışmamışlar? çünkü güneş de samanyolu galaksisi'nin merkezindeki dev karadeliğin oluşturduğu eğimde sürekli hareket halindedir. galaksimiz de hareket halindedir tabi ki.
diyeceksiniz ki -iyi de yıldızlar galaksiler her tarafa homojen bir karışım gibi yayılmış. tamam, öyleyse boş bir a4 kağıt alın. kağıda farklı renklerde küçük daireler çizin. kağıdı bu minik daireciklerle doldurun. aralarında mesafe olan iki daireciği çarpı işaretiyle işaretleyin. sonra kağıdı bir güzelce buruşturup küresel şekil verin. işte bahsi geçen evren modeli, uzay-zaman modeli bu.
asıl bu noktada kafamdaki soru işaretleri yoğunlaşıyor. burada bir illüzyon var. * çarpı işaretiyle işaretlediğimiz dairecikler şuan birbirine çok yakın. yani bizden milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki bir yıldız burnumuzun dibinde olabilir sonucu çıkıyor ortaya. peki burnumuzun dibindeki bir yıldızı neden milyarlarca ışık yılı uzaklıkta algılıyoruz? çünkü ışığı bize o kadar süre içinde ulaşıyor.
o zaman sorularıma geçiyorum. ışık dalga halinde yayılıyor tamam ama, küresel olarak üç boyutlu her koordinatta hareket etmiyor mu? mesela dünyadan kuzey kutbundan ve güney kutbundan çıkarak düz doğrultuda hareket eden uzay araçları birbirinden sonsuzluğa doğru ayrışmıyor mu? galaksideki uzay-zaman eğimine kapıldıkları için aynı rotayı mı takip etmek zorunda kalıyorlar? mesela bir ışık demeti samanyolu disk düzlemine 90 derece açıyla galaksiden çıkamıyor mu? spiral yönde düzlemsel mi terk ediyor galaksiyi?
uzayda üç boyutlu hareket kabiliyeti mevcutsa nedir arkadaş bu tantana? niye kütle çekim kanununu bir türlü her şeyin kanununa monte edemiyorlar? belki de evren düz değil? gözlemlenebilir evren için böyle bir çıkarım yapmışsınız ama gözlemleyebildiğin gözlemleyemediğinin ne kadarlık bir parçası?
evren neden bir baklava evren modeli olmasın ki? planck sabiti kalınlığında üst üste yığılmış sonsuz yufka düşünün. her yufka atom altı parçacıklara hareket kabiliyeti sunan birer zemin. zeminler arası geçiş mevcut. parçacıklar bir araya gelip büyük kütleler oluşturdukça yufkalar da eğilip bükülüyor, birbirine giriyor. göle atılan taşın yaptığı dalga gibi ışık da bu engebeli arazide ilerliyor... yine de algı ötesi bir durum mevcut.
herhangi bir bilgisayar oyununu ele alalım. ekranımız iki boyutlu. fakat perspektif ile oyundaki karakterimize 3 boyutlu düzlemde hareket kabiliyeti verebiliyoruz. dışarıdan bir gözlemci için bu bir illüzyondur. peki oyundaki karakterimize yapay zeka ve üstün hesap yeteneği verseydik şunu der miydi acaba? -yaptığım hesaplara göre bu evren * düz ama kahretsin 3 boyutlu düzlemde de hareket edebiliyorum, burada bir anlamsızlık var...