francis ford coppola'nın 1979 tarihli vietnam temalı filmi. türkiyede kıyamet adıyla vizyona girmişti. marlon brando lütuf buyurup kısa sayılacak bir rol almıştı filmde. yine de afişin tamamını kaplar portresi.
Bu filmin hikayesi çok farklıdır. Sebebi ise yönetmeni .francis ford coppola bu manyak yönetmenin her filmi kendi gibi manyak oluyor. Filmin çekim süreci çok ilginçtir. Hatta sırf bununla alakalı bir filmde mevcuttur. Çekim sürecinde yaşanan aksaklıklar, rezillikler, pislikler gırla gider. Üzerine çok tartışılası efsane bir filmdir.
vasat bir filmdir. tek güzel yanı marlon brando ve the doors'tur.
edit: yerine the thin red line, platoon, full metal jacket ( benim favorimdir ) izlenilmelidir. olmadı unsere mütter unsere vater veya band of brothers izlenilir dizi-film olarak.
Savaş konulu bir film apocalypse now; savaş filmi değil açıkçası. Savaş filmi deyince benim aklıma “kara şahin düştü” geliyor mesela, çatışma sahnelerinin, aksiyonun durmadığı. Apocalypse now ise coppola’nın “siz Amerikalılar tarihteki en büyük hiç için savaşıyorsunuz” demek için kendine set olarak vietnam’ı seçtiği bir film. Filmin süresinin neredeyse 3,5 saati bulmasının en önde gelen nedeni de aslında coppola’nın derdini anlatmak için diyalog ve monologlarda seçtiği ağdalı dil ve şiirsel anlatı.
Konusuna kısaca değinmek gerekirse; Kariyeri ordunun en üst kademelerine girecek şekilde çizilmiş albay kurtz (marlon brando) vietnam’da neredeyse özerkliğini ilan eder. Durumdan rahatsız olan Amerika da kurtz’u sistemin dışına çıkartmak için istihbarat subayı willard’ı (martin sheen) görevlendirir ve onu vietnam’da kurtz’un peşine takar. Willard yanına aldığı üç askerle çıktığı nehir yolculuğunda kurtz’a ulaşmaya çalışırken biz de savaşın eğreti yüzünü görmüş oluruz.
Filmin sinematografi dalında akademi ödülü var ve yazının ilerleyen bölümlerinde bir iki örnekte de görüleceği üzere kadrosu yanında en etkileyici yanı film boyunca yakalanan ikonik resimler.
Çok az görmemize rağmen marlon brando’nun varlığı başlı başına bir heyecan unsuru. Bu arada kesinlikle yazmalıyım ki, o kısacık sürede bile marlon brando oyunculuğuyla neden sinema tarihinin en önemli aktörü olduğunu gösteriyor. Bunun yanında kadroda çok güçlü isimler var. Örneğin willard’ın yolculuğa ilk çıktığında karşılaştığı albay kilgore olarak karşımıza çıkan robert duvall, karakterin deliliği yanında vücut diliyle de bana kalırsa sinema tarihinin etkileyici profillerinden birisini yaratmış. Albay kilgore’un helikopterlerini orkestra edasıyla havada sıralayıp Vietnamlıları Wagner yayını yaparken bombalaması da copolla’nın güçlü sinematografisiyle ve kilgore’u anımsatan deliliğiyle karşılaştığımız ilk sahne aslında.
Filmin ikonik resimlerinden diğerleri arasında rolling stones’dan satisfaction çalarken teknenin üzerinde çıplak dans eden 17 yaşında bir laurance fishburne ve o teknenin arkasında sörf yapan bir Amerikalı askeri sayabiliriz. Gökyüzünde yan yana sıralanmış helikopterlerden wagner dinletmek, Vietnamlılarla sarılmış bir nehirde sörf yapmak! Copolla farkı; ve bu deliliğin zirve noktası ise lung nehrindeki son ordu karakolu olan do lung köprüsünde yaşanan sahneler. Willard teknesi ve ekibiyle gece yarısı çatışmaların ortasında varır do lung köprüsüne. Çığlıklar, deliler, çatışma sesleri arasında do lung köprüsünün her gece Vietnamlılarca yıkıldığını ve Amerikalılar tarafından tekrar yapıldığını öğreniriz…
laurance fishburne’un gelen mektuplar arasında annesinin kendine gönderdiği ses kaydını dinlerken, tam da onun için yaptığı gelecek planlarından bahsedip “kendini kurşunlardan sakın” derken vurulup ölmesi ise filmin mesafeli duruşuna tanık olduğumuz sahnelerden birisi. Coppola, izleyici tam da 17 yaşında bir çocukla empati yaparken onu oyundan çıkartıyor ancak bunu o kadar soğukkanlı bir şekilde karşılıyor ki film, yaşanan ölümleri savaştaymışçasına olağan karşılıyorsunuz sizde. Bu mesafeli duruşu ve tepkisizliği playboy güzelleriyle -onlar için kurulan kocaman bir sahnede- karşılaşan coşkulu Amerikan askerlerini tellerin arkasından izleyen Vietnamlıların yüzünde de görebiliyoruz. Kadınları taşıyan playboy amblemli savaş helikopteri ise filmin bir başka ikonik karakteri bana kalırsa.
Sonuç olarak apocalypse now kendisinden sonra gelen bir çok filme ikonik resimler yakaladığımız epik sinematografisi yanında marlon brando’nun “karakterinde” bulduğumuz savaş söylemleriyle öncü olma rolünü eksiksiz yerine getiren ve kesinlikle izlenmesi gereken bir film.