1. Cinderella man lakaplı ünlü boksör James J. Braddock'un hayatını konu alan 2005 yapımı film. Oldukça akıcı filmde James J. Braddock, tarafından canlandırılmıştır.

    -- spoiler --


    Ekonomik buhran sonrası çoğu aile gibi zor duruma düşen braddock'un durumunu düzeltebilmesi için bir mucizeye ihtiyacı vardır. Ve o mucize gerçekleşir.


    -- spoiler --


    #1094 İyi adamdim ben | 8 yıl önce
    0film 
  2. abd'li ünlü boksör James J. Braddock'un hem büyük buhran öncesi hem de büyük buhran sırasındaki inişli-çıkışlı yaşamını konu edinen, hüzünlendiren ama mutlu ettiren bir filmi.
    #6196 thedirector | 8 yıl önce
    0film 
  3. en sevdiğim filmlerden biri.

    yalnızca bir boks filmi edasıyla yaklaşırsanız yanılırsınız. bu filmde james j. braddock'un hayatı üzerinden büyük buhran dönemi amerikası, zor yaşam koşulları, insanların verdiği hayat mücadelesi tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor. spoiler vermek istemediğimden detaya girmiyorum ama yer yer insanın içini parçalayan sahneler var. her şey bir yana, tüm bu zorluklara rağmen james j. braddock'un eşi ve çocukları ile arasındaki bağ ve saf sevgi perdeye çok güzel yansıtılmış. film insanı duygusal olarak öyle ele geçiriyor ki james j. braddock'un attığı yumruk oluyorsunuz.

    sadece süt için dövüşen bir adamın öyküsüdür.
    #68134 endingcredits | 7 yıl önce
    0film 
  4. 'ın yönetmenlik kariyerinin en iyi 3 filmi içinde yer alan, 2005 yapımı, 3 oscar adaylığı bulunan boks filmi.

    filmi boks filmi olarak izlemenin, james j. braddock 'ın hayatını anlama noktasında yanlış bir yönlendirme olacağı yazılmış ama ben buna katılmıyorum. cinderella man'den yalnızca 1 yıl önce çekilen, 4 oscarlı 'ye de boks filmi olarak bakılmıştı ve film çok izlenmişti. cinderalla man'ın hikayesinin daha karanlık ve birçok insanın boş verip intihar etmeyi deneyeceği kadar umutsuz olması, filmin boks filmi olmasını değiştirmeyecektir. bırakalım, izlemek isteyen bu filmi boks filmi olarak izlesin ve sonuçlarına katlans... yok yahu, o kadar da değil.

    mendili elimden zor düşürdüğüm sahneler barındırıyordu bu film. jim'in, kodamanların olduğu lokale gelip şapkasını önüne aldığı sahnenin hem sinematografik değeri hem de insani bakış açısı üzerimde çok uzun süre etki bırakmıştı. 1929 büyük buhranının yaklaşık 130 milyonluk kıtayı nasıl etkilediğini görmek, dilenmenin bile hiçbir işe yaramadığı, fatura ödeyemeyenlerin elektrik saatini kesmeye gelen görevlinin ayaklarına kapanıp merhamet dilediği bir ortamı sinemada izlemek sarsıcı etkiler bırakabilir sizin üzerinizde de. dikkatli olmanız gerek.

    gerçekten de "sadece süt için dövüşen bir baba"nın öyküsünün gerçekliği karşısında duygulanmamak elimde değil benim. aynı duygusalık okyanusu içinde hıçkırmaktan nefessiz kalmak ve umutsuzluğa öfkeyle küfretmek isterseniz, kesinlikle izlemelisin. bir "adriaaaan " olmasa da, filmin çok az spoiler içeren, en etkileyici diyologunun bulunduğu sahneyi de aşağıya bırakayım.

    fighting for the milk

    ayrıca, filmin mottosu da nefistir: ""
    #81960 lake of the hell | 7 yıl önce
    0film 
  5. braddock, lasky karşılaşmasında suratına en sert darbeyi alıyor. dişliği bir yana kendisi bir yana savruluyor. o an çocuklarının açlık sebebiyle elinden alınacağını düşünerek yıkılmadan geri toparlanıyor ve fena bir gülüşle dişliği yerden alıp kan damlayan ağzına takıyor. lasky o gülüşe karşı maçı kaybediyor. kaybedecek çok şeyi olan adam o aparkartla uyanıyor.

    russell crowe ve paul giamatti bu filmde döktürüyorlar. renée zellweger üzüldükçe bizi de korkutuyor. joe gould'un (paul giamatti) tepkileri ve replikleri çok eğlenceli ve samimi. küçücük boyuyla ringe fırlayıp max baer'in üzerine yürümesi efsane.

    en iyi boks filmlerinden birisidir. jim james braddock'un gerçek hayat hikayesinin senaryolaştırılmasıdır.
    #215400 tornado | 4 yıl önce
    0film 
  6. yoksulluk belasını en iyi anlatan filmlerden biridir

    yılmaz güney'in 'umut' filmi veya vittorio de sica'nın 'bisiklet hırsızları' filmleri gibi

    akira kurosawa'nın 'ikiru' ve 'yedi samuray' filmleri de yoksulluk ve getirdiği çaresizlik üzerine yapılmış şaheserlerdir

    gerçi akira kurosawa'nın nerdeyse bütün filmlerinde bunu iliklerinize kadar hissedersiniz

    yakın zamanda ise will smith'in öz oğlu ile başrolünü oynadığı 'umudunu kaybetme' filmi de bu tarzın sonu iyi bitenlerinden sayılabilir

    #215821 sermest | 4 yıl önce
    0film