ilk olarak schopenhauer'den duyduğumuz düşüncedir. günümüze göre yorumlayacak olursak, ona göre zihin, sadece salt istençten, isteklerden oluşur ve hayat bu istençlerin doyuma ulaştırılması mücadelesidir. basit anlamda iyi bir kariyer, eş, ev, araba istekleriniz vardır ve bunları doyuma ulaştırmak istersiniz.
ancak sorun şudur ki, siz ne kadar bu istençleri doyurabilseniz bile daha yenileri, daha üst düzeyleri çıkacaktır. dolayısıyla schopenhuaer, bundan iki varsayım çıkarır:
- aslında biz bir şeyi doğrudan istemeyiz. yani araba, ev, iş, eş gibi istekler, sadece doyuma ulaştırılması gereken güdülerdir. biz, isteklerimizi doyurmayı isteriz. - istemek konusunda özgür değiliz. bunu schopenhauer mülkiyeti isteriz, ama "istemeyi isteyemeyiz" olarak belirtir. bunu sonra nietzsche "biz arzuladığımız nesneleri değil, arzulamayı arzularız." diye yorumlar.