1. i.hizliresim.com/...

    kelime anlamı olarak fransızca "çilek" anlamına gelen, bu sene çıkardıkları circle-o-zero albümleri ile birlikte 4 albümleri bulunan isveçli heavy metal grubu. çoğu yerde power metal de yaptıkları yazıyor ama pek doğru değil bu.

    diskografi:
    - (2004)
    - (2007)
    - (2014)
    - (2017)

    circle-o-zero'yu dinleyebildim ben. özellikle "uzun ingilizce sözler yazalım ki, arka planda müziği dinlemek isteyenlere eziyet çektirelim" mottosunu bu adamlar üretmiş olabilir. şarkıların introları gayet güzel, düzenlemelerine uğraşılmış, gitar ritimlerinden çok vokali ön plana çıkarmışlar. bütün bunlar albümün artıları gibi görünüyor olabilir. ben bir süre kararsız kaldım dinledikten sonra. isveç aksanlı ingilizce bile yok sözlerde. sanırım aksan olayını tamamen unutmuşlar. bu da yapay duruyor özellikle uzun sözlerde.

    genel olarak beğendim ben grubu. "13 yıllık müzikal geçmişin sonunda yapabildikleri bu mu?" diye sorduğum birkaç şarkı da oldu ama genel olarak güzel grup. heavy metalin birazcık hafif bir haliyle tanışmak isteyenlere önerebilirim.
    #48945 lake of the hell | 8 yıl önce
    0müzik grubu 
  2. 3 yıl önceki circle-o-zero ile genel olarak kötü yorumlar almış, yaklaşık 2 hafta önce satışa sundukları the fifth sun ile üreticiliklerine devam eden isveçli heavy metal grubu.

    bir önceki albümleri özellikle "basit riffler, çapından büyük laflar eden sözler, hiçbir farklılık ortaya koyamayan bir sound" denilerek fena halde eleştirilmiş. başlığı açarken yazdıklarıma da baktım, önceki albümde beğendiğim 4-5 şarkıyı da tekrar dinledim. basitler, evet ama modern heavy metal zaten bu demek. tutup da 'in onlarca yıldır bozmadığı riffleri gelenekselci bir bakış açısıyla yeniden yorumlamış olsalar, bu sefer de "judas çakması bunlar yaae" olarak eleştirileceklerdi, eminim. heavy'nin en büyük çıkmazı bu işte: benim gibi eski kafa dinleyiciler hiçbir şeyi değişmesin isterken, yeni nesil "eski heavy bize yetmiyor" diye böğürerek -core türlerine doğru kayıyor. heavy'nin de kendini yenileme ihtiyacı var. bu ihtiyaç, fraise gibi, yenilik üretmeye çalışan; ama aynı zamanda da heavy içinde kalmaya uğraşan grupların şarkılar ve albümler üretmesini sağlıyor. eh, 'in yıkıcılığı ve judas'ın heavy içinde benzersiz olduğuna inandığım hızı bir daha geri gelmeyecek, evet. heavy'nin kabuk değiştirmesi, alttan çıkan yeni kabuğun her zaman iyi olmayabileceği öngörüsünü yer yer kanıtlamış olacaktır. ancak, heavy'nin kalıplarını "ince ayar"larla esnetip türün içinde kalmaya çalışmakla birlikte yeni şarkılar üreten grupların itin götüne sokulması vandalca geliyor bana. beğenmiyorsan, dinleme, di' mi? neden gömüyorsun?

    beklentinizi yukarıdaki paragrafta açıklamaya çalıştığım "ince ayar" seviyesinde tutarsanız, fraise'i beğenme ihtimaliniz var. yok, "ben heavy'nin tamamen modern rifflerle ortalığı yeniden sallamasını istiyorum" hayalini amaç haline getirdiyseniz, geçmiş olsun; o tren kaçalı 40 yıl kadar oluyor. ya eski albümleri hatim etmeye devam edeceksiniz ya da fraise gibi yeni grupları dinleyip beğendiğiniz ayrıntıları bulmaya çalışacaksınız. önceki cümlenin ikinci kısmını son 20 yıldır yapıyorum ve fraise gibi nice grup dinlemeye de razıyım. önemli olan, ortaya konan çaba ve sancılı albüm yaratım sürecini bir şekilde aşabilecek gücü heavy aşkıyla aşmaya çalışmak. gerisi hikaye.

    boş yere kendi kendime tartıştım ya. fraise'e geri döneyim. the fifth sun, bir önceki albümdeki grup elemanlarının sabit tutulmasıyla üretilmiş. ne şarkı isimlerine ne kapağa baktım; öncelikli hedefim "grup elemanları aynı mı?" sorusuna cevap bulmak oldu. odin'e şükürler olsun ki, kimse değişmemiş. 'un yer yer detone olmuş hissi veren, heavy'ye çok yakıştığını düşündüğüm scream-clean arası vokali kimi zaman insanı şaşırtmaya devam ediyor, ritimleri aynı tekdüzelikte kalsa da, soloları şarkıları zenginleştirmeye başlamış gitarını tıngırdatmaya devam ediyor, klavyeci biraz daha geri planda kalmış, 'un bas riffleri gene duyulmuyor. önceki albüme göre the fifth sun'da müziği daha ön plana çekmişler ve ericson'un titrek vokalinin müziğin derinliğiyle güçlenmesini ummuşlar sanırım. çok fazla bi' değişiklik göremedim ben. fraise'in tek dinleyişte insanı etkileyebilecek şarkılar üreten bir grup olmadığını da bir önceki albümden anlamıştım. albümü 2. kez dinlemeye başladığınızda, birkaç riff, minik ve yürek burkan bir solo, ericson'un tam yerinde giren kısacık bir çığlığı, sözlerin bir hecesi sizi vurabiliyor. ve bu yönde yer yer etkiledi beni. aksaklıkta grubun en çok üzerine emek verdiği şarkılardan biri olabilir ama ortaya kaos çıktığını düşünüyorum. çok fazla söz de cabası. 'in girişi etkileyici olmuş. albümü sözsüz bitiren, grubun müzikal değerini "görün lan işte!" sololarıyla göstermeye çalışan ise, albümün en iyisi olmuş bence. reklam müziği olarak birçok yerde duymayı bekliyorum.

    beklentilerinizi ayarlarsanız, dinlerken sizi hayal kırıklığına uğratmayacak bir grup fraise. benim için en azından 3 yıldır böyleler. bir 3 yıl daha böyle kalabileceklerini the fifth sun'la göstermiş oldular. umarım yolları uzun olur. hep yanlarında olsun.

    merak ediyorsanız, albümü şuradan dinleyebilirsiniz.

    edit: yazım yanlışlarını düzelttim.
    #182735 lake of the hell | 5 yıl önce (  5 yıl önce)
    0müzik grubu