türkçeye ''hilkat garibeleri'' olarak çevrilmiş, olan 1932 Abd yapımı filmdir. filmde gerçek deformasyonlu insanların oynatılarak, korku filmi olarak piyasaya sürülmüş olması kısa zamanda büyük tepki çekmiştir.
festivallerde 2018'in sonunda görücüye çıkmış, vizyona girmesi ise 2019'un sonlarına kalmış, çekimleri kanada'da yapılmış, düşük bütçeli, bilim kurgu soslu, distopik ortamlı -bence- çocuk filmi. bütçesini birkaç yerde "2000 kanada doları" olarak okursanız inanın çünkü gerçekten de bu kadar paraya çekmişler. başrolündeki emile hirsch çok para istemez belki ama koca bruce dern'ü nasıl ikna edip oynatmışlar, inanamadım. film çekilirken 10 yaşında bile olmayan lexy kolker ise, freaks'ten sonra birkaç kötü dizide ve gerçekten afişinden belli kendini belli eden korkunç aksiyon filmlerinde oynamış ve yok olmuş.
film doğrudan bir baba ile küçük kız çocuğunun günlük hayatını izleyen 3. kişi çekimiyle başlıyor ve bir süre de böyle devam ediyor. baba evden dışarı çıkmıyor, evin pencereleri tamamen kapalı, kapı sürgülü, akşamları elektrik oluyor mu olmuyor mu; pek belli değil ve anne yok. baba kızıyla oyunlar oynuyor, ona ne kadar süre daha "dayanmaları gerektiğini" söylüyor, olur da dışarı çıkmak zorunda kalırsa "hangi yalanları söylemesi gerektiğini" anlatıyor. ilk 10 dakika böyle. dışarıda bir kıyamet sonrası ortam olduğunu ve zombi istilasından beter bir şeylerin gerçekleştiğini düşünüyorsunuz. bir tek bu ikili sağ kalmamış, dışarı bazı insanlar var ama baba onlardan her zaman "korkuyor". alışverişe gitme işi bile haftada 1 gibi bi' şey. böyle bir ortamda küçük bir kız çocuğunun zihninin içine girmeye başlıyorsunuz ve aslında film de bu 10. dakikadan sonra başlıyor.
bilim kurgu temelleri çok sağlam bir film değil ama özellikle gerilim dozu yüksek bir bilim kurgu atmosferini henüz ilk dakikalarından itibaren başarıyla kuruyor. ben, baba kızına "bunları söyleyeceksin, ezberledin mi? tekrar et bakalım" falan derken gerildiğimi hissettim. dış dünya ile evin içindeki dünya arasındaki büyük farklar ve dış dünya'yı izleyicinin hiç görmüyor oluşu ile baba-kız gibi sürekli evin içini gözlemliyor olması, bütün gerilim unsurlarının üzerine inşa edilebileceği bir temel sağlamış. bu noktada dern'ün kadraja eklenmesi filmi rayından çıkarmıyor; aksine, gerilimi biraz daha artırıp üzerine bilim kurgu eklentilerini ekleyebileceği alan da açıyor. filmin en beğendiğim yönü bu oldu.
hirsch iyi oyuncu. özellikle kadraj kendisinde uzun süre kaldığında yıllar önceki into the wild esintileri verebiliyor halâ. çocuk oyuncu kolker fazlasıyla şirin ve sorgulayıcı. bu ikilinin birleşimi ortaya her zaman estetik görüntüler çıkarıyor. dern ise ilerlemiş yaşına rağmen sahne kendisine döndüğünde gerçekçiliğinden hiçbir şey kaybetmediğini apaçık göstermiş. ekran süresi çok ve sürekli değil ama filmi hirsch ile birlikte kotaran oyunculardan biri kesinlikle. paycheck'ten beri sevdiğim yan rol oyuncularından olan michelle harrison'ı görmek de güzel oldu. kadın halâ taş gibi ya. "how i met your mother"'ın mother'ına benzeyen amanda crew de meh oynamış, başka bi' şey söylemeye gerek yok.
küçücük bütçesiyle filmin bir miktar cgi yaratabildiğini ve bu bilgisayar desteğinin çok da kötü olmadığını bilmek sizi filmi izlemeye itebilir. tek mekan gibi başlayıp aslında "insanoğlu tek mekandır"a bağlanan bir senaryo da alengirli gelebilir ama izlemesi çok karmaşık değil. ben beslendiği kökleri sevdiğim için iyi oy verdim bu filme ama dönüp tekrar izlemem. birkaç noktada merakınızı kaybederseniz ya da sizden gizlenen şeyi görürseniz, tekrar tekrar o ana geri dönmek istemeyebilirsiniz. bende böyle oldu. siz de en azından bir kez bu bilinmezlik çizgisini geçmek için freaks'i izleyin bence. neredeyse 2 saatiniz boşuna geçmeyecektir, güvenin bana.