96. oscar ödül töreni'nde "en iyi görsel efekt" dalında heykelciği kazanmasının az bile kaldığını anlayacağınız, kralların kralı kong ile olan versusları unutursanız, şimdiye kadar yapılmış en iyi godzilla filmi olmaya aday, nefis film. 2 saatlik süresi bile az gelmiş, bi' yarım saat daha izlemek için ekrandan kopamayan bünyeler oturup godzilla'dan tövbe istemiş.
hikaye klasik godzilla hikayesi, evet ama japonlar'ın kendilerini de anlattıkları bir film bu. 2. dünya savaşı, amerika'nın "almanya kim köpek ulan" mottosunun bütün hırsını japonya üzerine kusması, savaş sonrası kendisini bile savunamayacak halde, neredeyse yok olmuş bir devlet olarak japonya ve savaş sonrasında japonlar'ın yoksulluk, açlık ve hastalıkla boğuşması müthiş anlatılmış. fast and furious saçmalıklarına benzer bir aksiyon beklerseniz, büyük yıkım yaşatabilecek bir film bu. bir miktar tarih bilgisi istiyor olabilir ama 2. dünya savaşı ve uzak doğu hakkında kırıntı halindeki bilginiz de yeterli olacaktır. filmin özellikle ortalarından sonra japonlar'ın kendi kendilerine savaşın yıkımıyla yüzleşmeleri ve aslında gerçekte godzilla'nın ne olduğunu apaçık ortaya koymaları baya sarsıcıydı. galiba bu yüzden oscar almış olmalı çünkü amerikalılar'a giydirmeye başlayıp hemen kesmişler ve ardından kendi hesaplaşmalarına baya ekran süresi ayırmışlar.
henüz 5. dakikasında godzilla'yı kanlı canlı, kükrer, kuyruk dansı yapar, beter olasıca radyasyon yayan ısı ışını püskürtür halde görmek yetiyor zaten. filmden beklentiniz bu tanrısal yetenekleri bulunan devasa yaratığın yeteneklerini sergilemesini görmekse, ilk 5 dakikada beklentiniz karşılanmış olacak zaten. 2014'te çekilen, bryan cranston'lı, ken watanabe'li, gareth edwards'ın çektiği boktan filmi tamamen hafızanızdan silebilirsiniz artık. edwards'ı da bu filmin setine davet etmiş japonlar ve edwards "işte godzilla filmi bu" diye inlemiş =) inleme kısmı hariç, imdb triviası gerçekten de böyle. trivia demişken, birkaç ayrıntı daha vereyim: filmin adındaki -1'in, zaten savaştan sonra sıfırı görmüş olan japonya'nın, godzilla'nın ortaya çıkışından sonra -1'e inmesine yaptığı atıf da müthiş. adını ilk okuduğunuzda sanki godzilla'nın kökenleri anlatılacak gibi algılıyorsunuz ama doğrudan japonya'nın yok oluşun eşiğine yaklaşmasının ipuçları veriliyor. filmin sonunun da gojira, mosura, kingu gidora: daikaiju sokogeki'tekine ("godzilla, mothra and king ghidorah: giant monsters all-out attack") benzer bitmesi "zaten godzilla dediğin şey tanrı olm, insanın gücü ne olacak ki bunun yanında!" dedirtiyor.
filmin ilk yarısında oyunculuklar biraz pörtlüyor gibi ama sonra toparlıyor. ryunosuke kamiki nefis bir şekilde ağlamaklı oluyor ve ağıt yakar gibi böğürüyor, minami hamabe "yapacağın işe sıçayım, ne derdin var!" derken gözlerini anime karakteri gibi yapıp gerçekçilik pompalıyor, munetaka aoki "her şeyi sen yaptın ağzına sıçtığımın çocuğu!" diyerek çıldırırken ekrandan taşıyor. yönetmen takashi yamazaki en azından başrol sürelerini verdiği oyuncuları iyi seçmiş. filmin cgi'ına çok para gitmiş gibi görünüyor ama imdb'ye göre total bütçesi 15 milyon dolar. amerika'da gösterime girdiği ilk hafta zaten bunu çıkarmış (bizde vizyona bile sokulmamasına küfürler şelale tabii. aylarca bekledik bu filmi lan). cgi yoğunluğunun izleyiciye parça parça gösterilmesine ve soluksuz bir aksiyondansa japonlar'ın savaş sonrası amerikan ambargosunu hangi ölçülerde hissedip neredeyse yok olduklarına yoğunlaşılmış, ki bundan önceki godzilla filmlerinin tamamında bu ortama atıflar yapılırdı ama amerika'nın adı neredeyse hiç geçmezdi. burada ise, rusya ile amerika'nın dünya savaş endüstrisinin devamı için godzilla gibi bir tanrıya karşı bile sessizce durmalarından baya bahsedilmiş mesela. yamazaki'nin odak noktalarını godzilla'dan kaydırıp japonlar'ın üzerine spot ışığı gibi tutmasına bayıldım ben.
izleyin millet. eski peluş oyuncak halindeki godzilla filmlerini de izleyin, bunu da izleyin. bendeki king kong'çuluk baki kalacak ama godzilla'ya tanrı dememek, adı geçtiğinde bile "ney?! hastre!" diyerek iç geçirip korkmamak; hele hele saygı duymamak büyük ayıp. japonlar'dan başka kimsenin godzilla filmi yapmaması lazım. dikenlerinden kuyruğuna, t-rexvari minimal ama sevimli olmayan ellerinden radyasyonuna kadar sıçtığımın tanrısını fona koyup önündeki insan ilişkilerini gösteren japonlar sizi ağlatabilir, uyarayım. evet, yanaklarınızdan yaşlar süzülürken, godzilla gene kadraja girip sadece birkaç püskürtme ve kuyruk şovuyla 30 bin insanı birkaç dakikada "buhar" edebilir ve siz ağlamakla saygı duyarak korkmak arasında kalabilirsiniz. çok uzattım, pardon. şunu da yazıp gideyim: senden korkmayan insan, duygularından tamamen arınmış bir robottur.
edit: yazım yanlışlarını düzelttim. ve evet, "duygularından arınmış bir robottur". sana da selam olsun isaac asimov.
Aile tanımına kattığı yorumla birlikte dramatik yapısı bana olumlu anlamda ağır (yoğun da diyebilirim) gelmiş mükemmel film.
Japonlar kendi özeleştirisini yaparken bile Onur, şeref gibi kavramlar üzerinden şovunu yapıp benim diyen hollywood filmine taş çıkarmıştır ama filmin ihtişamına olumsuz bir yön vermeyerek de "Japon yapıyor abi" dedirtmeyi başarmışlar.