1. şehrin adeta içinden geçmeye niyetli olan belediye başkanı.

    - ulaşıma haziran'da yaptığı %40'a yakın zamdan sonra, 7 kasım'da yürürlüğe girmek üzere tekrar %17 zam yaptı. haziran'dan önce 13,5 lira olan tam biniş ücreti artık 20 lira olacak (total zam oranı %50'ye yakın). 5 ayda her ay %10 zam yapsa da, bu şehrin insanı tek kelime laf edemez, bu zamları protesto edemezdi zaten. durum halâ aynı.

    - izsu'nun temmuz başında aldığı "0,5 metreküp ve üzeri su tüketiminde alınacak katı atık vergilerini %45 artırma" kararına tek kelime ses edemedi. "izsu ve belediyenin sudaki payı ne kadar olacak ki?" diyeceksiniz ama durum böyle değil. zaten şehirlerin genel su dağıtıcılığını belediyeler yapıyor. yazayım da siz de aydınlanın çünkü sizin şehirlerinizde de aynı şey oluyor: su faturalarının neredeyse yarısına yakını, bağlı bulunduğunuz küçük ilçe belediyelerine gidiyor. %25'e yakın kısmı da büyükşehir belediyenize gidiyor. böylece belediyeye aktarılan paraların su faturası cinsi olanlarına da %45 zam yapılmış oldu. birim fiyatı metreküp cinsinden şu anda 16,5 lira olan su tüketimi, vergilerle birlikte 4'e, 5'e katlanıyor. "allah'ın suyu bu ya" demeye bile geç kaldık sanırım.

    - akp'nin elektriğe temmuz ayında yaptığı %38 zam, sanırım önümüzdeki ay %60'lara varacak. eskiden belediyeler durumu olmayan vatandaşlara (ki artık ülkenin neredeyse yarısından fazlası oluyor bu) elektrik faturası yardımı yapardı. bunu tugay'dan beklemek mantıksız ama ben geçmişi yazayım istedim gene de. sadece 2 bilgisayar çalışan, başka elektronik alet açılmayan, haftada 1 bulaşık ve çamaşır makinesi çalıştırılan evlere 700-800 liradan aşağı fatura gelmiyor artık.

    - izmir körfezi'ndeki balık ölümlerine göstermelik olarak izsu ekipleri yolladı, denizin üzerine çıkan ölü balıkları topladı. bu kadar. şehir aylarca sülfür koktu. güzelbahçe balık hali ve semt pazarlarında millet balık almadı, halciler ve esnaf "elimizde kaldı bu balıklar, atacağız" diye ağladı. kendisinden bi' açıklama var mı? yok tabii. akşam saatlerinde yer yer ters esen lodosla birlikte aynı kokuyu metronun, izban'ın içinde bile halen koklayabiliyorsunuz. daha önce de yazmıştım, tekrar edeyim: izmir'den çıkmış ya da gelmiş balık satın almayın, yemeyin. en azından 2025'e kadar bunu yapın çünkü biz bile buradan çıkmış balıklarda hangi boyutta sıkıntılar olabileceğini bilmiyoruz.

    - metroların yürüyen merdivenleri halen tamir edilmedi. bornova-fahrettin altay arasındaki her istasyon bu sorunla cebelleşti, halen cebelleşiyor. fahrettin altay'ın, üçyol'un adeta cehennem çukuru olan metroya iniş yerlerinde millet zorunlu spor yapmaktan helak olmuştu geçen ay. temmuz'da başlayan bu sorun 3 aydır çözülmedi. en son metro girişlerine yığılmış asansör parçaları görmüştüm ben gene geçen ay ama onları kim monte edecek hemen yeeaauv. bekle tugay, kış gelsin, her yer yağmur, yaş, çamur dolsun; sonra halledersin.

    kendisine oy verenler mutludur umarım. en azından neye oy verdiklerini bildiklerini sanmak istiyorum umutsuzca.

    edit: alsancak'tan büyük ihtimalle inciraltı'na kadar olan sahile aptalca "beton duvar örme" fikrini uygulamaya sokmasına laf edemiyorum. buna ses edecek benden daha akıllı insanlar var, ben ne dersem gg olur. en azından bu konuda şu nu okuyabilirsiniz. linki eklemeye geldim.
    #292133 lake of the hell | 5 ay önce (  5 ay önce)
    0politikacı