1. "asım abi'nin bi' kulübesi varmış. tarlanın aydınlatma elektriğini oraya vermiş", "sayaç kablolarını ters bağlayınca elektrik faturası yarı yarıya düşüyormuş" ve tabii ki "doğu'daki kullanımı faturalandırsınlar, sonra gelip bize sorsunlar" gibi kıraathane ağzı saçmalıklarla savunulması da, eleştirilmesi de mantığa yatkın olmayan; hiçbir şekilde ve yolla usülsüz kullanımda bulunmadığınızdan adınız gibi emin olduğunuz, üzerinize kayıtlı sayacın bir gece, ansızın kötü yola düşmüş olmasını büyük bir aydınlanmayla birlikte anladığınız eylem; faturalandırılmamış, vergiden muaf elektrik kullanımı.

    "abi, yapmışındır bi çakallık" yorumlarını üretecek beyinler, girdinin bu noktasından sonra gidip anket başlıkları doldurmaya devam etsin. benim anlatacaklarım onlara yönelik değil.

    geçen cuma ofisten biraz erken çıktım, uzun süredir görüşmediğim bi' arkadaşımla birkaç bira tokuşturma planını uygulamaya koydum. anlaştığımız mekanda beklerken benim hatun aradı, "elektriği kesmişler" dedi; "ödenmemiş varsa öde, gelsin açsınlar" dedim, gafam rahad. bana "kaçak ve usülsüz kullanımdan ötürü kesmişler" dediği anda, şu ana kadar yaşadığım ve büyük ihtimalle bendeki yıkımları hayat süremi kısaltmış olan stresi ve hukuk dışılığa karşı içimde köpüren öfkeyi yaşadım. ne yapılabileceğine dair 3 gün içinde yaptığım araştırmayı, 100 küsur sayfa halinde sunduğum ve teslim ettiği tezimi yazarken bile yapmadım. sonuç olarak önümde, tamamen hukuk dışı yollarla önüme atılmış, ödemek zorunda kaldığım, göte giren binlerce lira, üzerime atılmış "kaçakçı" damgası, güvensizliğin dibini görmüş bir kurum, bu kurumun altındaki taşeron bir şirkete dahil olan, gencecik ve oldukça akılsız elemanları ve kocaman bir yargı süreci olacak. benim yaşadığıma benzer bir sorunla karşılaşırsanız, neler yapabileceğinize dair bir şeyler yazmak istedim. sonra adım "lake gene bi' şeylere kızdı, ortadan yok oldu, yayınlarını bile yapmıyor"a dönmesin, kızmayayım.

    - "kaçak ve usülsüz kulanım tutanağı" denen bir nane var. bunu dolduran ve sayacınızı mühürleyen genco çalışanların, tutanağı size imzalatma zorunluluğu yok (ben de şaşırdım ama yok). ama size bildirim zorunluluğu var. bunun yüz yüze olması şart değil ama siz evde otururken laps! diye kaçakçı mertebesine düşürülüyorsanız, bi' zahmet o kapı zili çalacak, bi' zahmet "abla/abi, böyle böyle bi' sıkıntı var, haberiniz olsun" diyecek biri olacak. sonra elektriği kesecek.

    - elektriği kesmeden önce sayacın sözüm ona suçüstü halinin fotoğrafını çekiyorlar. bu fotoğrafı size verme veya gösterme gibi bi' zorunlulukları da yok. buradaki asıl amaç şu: "biz kontrole/şikayete geldik, baktık. bu sayacı üzerine almış olan abonenin kaçak elektriği kullandığını tespit ettik. ahanda kanıtımız da bu. başka bir şey bizi ilgilendirmiyor". bu fotoğrafı gırtlaklarına yapışmama sadece 2 adımlık mesafe kalan masabaşı işçilerinden söke söke almayı başardım. sanırım mağara adamına/kadınına dönüşmeden bu "kanıt"ı ellerinden almanız mümkün olmayacaktır.

    - süreç hangi şekilde işlerse işlesin; size çıkartılan ve ödememeniz durumunda hiçbir zaman elektriğinizi tekrar açmayacakları bir tutar olacak. internetteki şikayetlerde elektrikle ilgili kaçaklarda binlerce liranın altını ödeyen hemen hemen hiç yok. hönkürmeye gittiğim şubenin şefi ise bana "hesaplamasını ben bile bilmiyorum. 58 kuruş borç ödeyeni de gördüm burada, 1,5 milyon lira ödeyeni de" dedi. varın, gerisini siz düşünün. siz gene de 58 kuruşa göre hesabınızı yapmayın, beklentinizi kuruşlara indirgemeyin.

    - şikayet mekanizması ise, dilekçe yazmayı öğrenecek kadar mürekkep yalamış her türk vatandaşının bildiği gibi, önce söz konusu özel şirketteki insancıklarla yüz yüze yapılan bağırış çığırışlarla başlıyor. hiçbir sonuç alamayacağınızı bilmenize rağmen bunu yapın. haklılığınızı size verilen cevapların iq ölçeğiyle değerlendirmek müthiş bir his. çıkartılan hukuk dışı borcu ödeyene kadar elektriğiniz açılmıyor, evet ama bana "belki evinde suriyeliler yaşıyor. biz nereden bilelim?" diyen masabaşı çalışana bakışlarınızdan kıvılcımlar çıktığından emin oluyorsunuz. yüz yüze şikayetlerinizde küfür etmemek, saygısız davranmamak ve en önemlisi iç hukuk yollarını aşındırmaktan geri durmayacağınızı belirtmeniz şart. "benim elemanımın usülsüz kesim yapmadığından eminim ben" diyeninden tutun "kardeşim, kullanmışsın işte; itiraf et" diyenine kadar gırla iq seviyesiyle muhatap olacaksınız. sinirlerinizi buna göre ayarlayın.

    - yüz yüze şikayet özellikle sinir kaslarınızı esnetecek, sizi biraz rahatlatacak ama önünüzde daha çok yol var. cimer'e şikayetle başlayan yol, tüketici hakem heyetine başvurmayla devam edecek. ben henüz buradayım ("şu anda buradasınız") ama neler yapacağımı bildiğim için henüz yapmadığım ama izlemeniz gereken hukuki yolu yazayım buraya: heyetin size geri dönüşü "incelenmeye değer haksızlık" ve "peşine düşülebilecek dava" kıstaslarıyla değerlendirilecek. bir avukat tutmanız ya da eşi dostu avukat olan biriyle görüşüp fikir almanız gerekiyor. dava dilekçesi yazma konusunda tecrübeli, derdini hukukun ezilemeyeceği öngürüsüyle aktarabilen biri de iş görür. heyetin cevabına göre karşılıklı anlaşma safhasına geçeceksiniz. bu süreç uzun. en son da dava açıp açmayacağınıza karar verme kısmına geleceksiniz.

    - ben bu işlerle ilgili bütün tanıdıklarımdan görüş aldım. hepsi de bana hukuki yolları uygulamamamı (biliyoz zaten) ve istersem hukuk dışı yollara da sapabileceğimi; haklı olduğumdan ne kadar emin olduğumla ilgili kendime sorular sormamı, hiçbir şekilde haksız olduğumu düşünmüyorsam kanıtlar üzerinden ilerlememi söyledi. sapacağım hukuk dışı yolları düşünürken, aklıma ilk gelen nokta elektriği kimin, hangi çalışanların kestiği oldu. zaten gene güç bela edindiğim tutanağın altında imzaları olan şahıslar bunlar. onları bulup şikayet üzerine mi, yoksa rutin kontrol içinde mi sayacımı ziyaret ettiklerini öğreneceğim. bu ister zor kullanarak, ister insani yollardan olacak; ona ben karar vereceğim ve bütün sonuçlarına da ben katlanacağım. şikayet üzerine kaçak kullanım tespitlerinin çok olmadığını biliyorum. sonuç kontrol bazlı bir şeylere çıkarsa, aklıma "o zaman 5 senedir neredeydi bu kontroller ulan!" diye çığırmak olacak. işin özellikle kontrol kısmını kendi lehime ne kadar döndürebileceğimi, bunca yıldır sayaç kontrolü yapmayan şirketin ne kadar ceza ödeyebileceğini araştırdım; onu da biliyorum. benim elimden hukuk dışı alınmış binlerce liranın, yanında lafı bile edilmeyecek tutarları içeren cezalara çarptırılma riskine girebilecek şirketlerin hangilerinin böyle bir suçlamadan ve yargı sürecinden korkabileceğini de biliyorum. sizin de bunları hesaplayıp adımlarınızı buna göre atmanızı öneririm. unutmayın; burası türkiye, orta doğu, kaka ülke olabilir ama nizamdan bahsedebilenlerin olduğu insanların da yaşadığı, yasalara uygun olmayan kuralları kafalarına göre "uyguladım ben bunu, oldu bitti" şeklinde vatandaşın sırtını kırbaçlayan zihniyetlerin de korktuğu bir ülke. bu korkuyu öfke sosuyla birlikte içinize çektiğiniz zaman, gidebileceğiniz yolun uzunluğuymuş; sürecin katakullilere açık olabileceğiymiş; "bak, bunlar enerji işinde. seni, beni yerler" korkutmalarıymış; "karşındaki tüzel, sen bireysin. ne yapabilcen ki?" osurmalarıymış; vız gelir, tırıs gider. geri adım atmayın çünkü haklılığınızı sizden başkası savunmayacak.

    kaçak ve usülsüz kullanımın canını yaktığı, evindeki engelli bebeğine, solunum cihazına yıllardır bağlı eşine yaptığı masrafla -makul dozlarda da olsa- kendi enerji üretimini bile yapabilecek, vergisini devlet ona sormadan zaten otomatik ödemeyle ödeyen hiçbir insan kaçakçı değildir; bu insanlara "kaçakçı" yaftası yapıştırmaktan geri adım atmayan her kim varsa, onların gözlerini kuzgunlarına yedirsin. bu insanlar sen, ben, köşedeki bakkal mehmet abi; yani, biziz.

    elektriği açtırmak için ödemek zorunda bırakıldığım tutarın üzerine sigara içerken, yanıma gelen dayı 4 yıldır kaçak elektrikle uğraştığını, ne öderse ödesin elektriğin bir şekilde gene kesildiğini söylemişti. ona da dediğim gibi: "merak etme dayı, hepsinin hukuksuzlukları bir gün götlerine girecek ve bunu allah yapmayacak; sen, ben şikayet ede ede, mahkemelerde sürüne sürüne yapacağız. insan ömrü ne ki? geçsin yıllar, bitsin ömür". sonuç ise bu:



    1 gün sonra edit: batman'da aynı hukuk dışı uygulamadan ötürü 5 bin lira ceza yemiş vatandaşla yapılan röportaj da burada .

    1 hafta sonra edit: mardin ve hatay'da da aynı şekilde kaçak elektrik kullandığı gerekçesiyle elektriği kesilen (ve hatta sayacı sökülen) vatandaşlarla ilgili haberler var. davası 3 yıl süren vatandaşın yaşadığına benzer bir süreç yaşamaya hazırım.

    mardin: dogruhaber.com.tr/...

    hatay: www.birgun.net/...
    #204806 lake of the hell | 4 yıl önce (  4 yıl önce)
    0genel terim