1. lübnan'ı 'nde "en iyi yabancı film" kategorisinde temsil eden ve heykelciği kaparak büyük sükse yapan, filistin ve israil arasında her alandaki gerilimin tekil bireylerin hayatlarına nasıl yansıdığını oldukça sert bir şekilde gösteren, 2017 yapımı film. 13 yaş sınırı var ve 2 saat kadar sürüyor ama film bittikten sonra "bir 2 saat daha sürse, izlerdim" dememek benim adıma mümkün olmadı. uzun süredir izlenecekler listemde tuttuğum için sevindim. büyüttüğüm beklentimi makul ölçülerde karşıladı.

    kapalı toplumların devasa bir hale gelerek gözle görülebilir birer kütleye dönüşmüş ön yargılarını sinemada görmek çok hoşuma gidiyor. hem "kendi ön yargılarımla nasıl savaşabilirim?"e alternatif cevaplar buluyor gibi oluyorum hem de bu ön yargı yumaklarıyla mücadele söz konusu olduğunda, kansere dönmüş hücreyi kesip atma formülünün ne kadar boş bir goy goy olduğunu deneyimliyorum. filmin ilk 10 dakikasından da anlayacağınız üzere, temele oturtulan hakaret oldukça küçük boyutlarda ve bizim ülke vatandaşlarının hemen hemen her gün yaşayıp "hastre" diyerek geçiştirip unuttuğu olaylardan pek de farklı değil. ancak, yukarıda da bahsettiğim kütlesel ön yargılar herhangi bir kıvılcım durumunda bir anda alev alıp çevresindeki her şeyi ve herkesi yutabiliyor. izlerken sık sık yutkunmamın sebebi, bu yutmanın boyutlarına karşı duyduğum korkuydu.

    filmin taşıyıcı kolonları çok fazla ama başroldeki 2 aktör, tümüyle oscar alabilmiş bir filmin yüceltilmesi gereken elemanları. koyu hristiyan tony hanna'yı canlandıran , sadece yaklaşık 10 yıl önce oyunculuk kariyerine adım atmış bir aktör. filmde elle tutulur bir hale gelen öfkeyi kenarından bakan gözleriyle seyircinin üzerine büyük bir etkileyicilikle fırlatmış. kendisinin ekranda olduğu her sahnede kan beynime sıçradı. filistinli mülteci yasser salameh'i canlandıran ise, filistin'in tiyatroda adını duyurmuş, başarılı isimlerinden biri. kısa bir araştırmadan sonra, kendisinin kudüs'te yaklaşık 30 yıldır tiyatro alanında ses getirmiş biri olduğunu görmek mümkün. filmde ise, "zalimin zulmü varsa"nın karşısında yer alıp gene de kendinden emin olmayan insan portresini müthiş çizmiş.

    siyasi etkilerden soyutlanmaya çalışan izleyicilerden biriyseniz, bu film sizlik değil çünkü çevrenizdeki dünya bu filmde anlatılandan daha sert, daha acımasız ve daha da fazla ön yargı duvarlarıyla örülü. filmin uzun duruşma sahnesinin de tüm hukukla ilgililenenlere ilham kaynağı olabileceğini düşünüyorum.

    afiş

    fragman
    #141148 lake of the hell | 6 yıl önce
    0film