masamda bilgisayarın iki yanında düğün pastası gibi dört dokunulmaz yığın vardı. zaman içinde üst üste yığılmış defter, kitap, evrak, fotoğraf, muhtelif notlar vs. aralarda kalan boşluklarda da her türlü kırtasiye malzemesi, fincanlar, çaylar şunlar bunlar. dışarıdan bakanın aklı yerinden oynardı. o yığınların neresinde ne var bilirdim. beş yıl önce not aldığım iki satırı bile aramadan bulurdum. yani kafamın içinde bir düzeni vardı o yığınların. herkes dağınık derdi. değildi.