"eğer bir adam marşla uyum içinde yürüyebiliyorsa, o değersiz bir yaratıktır. kendisine yalnızca bir omurilik yeterli olabileceği halde her nasılsa yanlışlıkla bir beyni olmuştur onun. uygarlığın bu kara lekesi en kısa sürede yok edilmelidir. emirle gelen kahramanlıktan, bilinçli ve bilinçsiz şiddetten, aptalca yurtseverlikten, tüm bunlardan nefret ediyorum. ben savaşı ve o soğuk silahları öylesine tiksindirici ve aşağılayıcı buluyorum ki böyle iğrenç bir eyleme katılmaktansa kendimi yok ederim daha iyi? benim anlayışıma göre sıradan bir cinayet, savaşta adam öldürmekten daha kötü değildir."
modern fiziğin babası olarak anılan albert einstein izafiyet teorisi ile fiziğe yeni bir boyut kazandırmıştır ve bu yüzden bu lakabı almıştır.
rölativite teorisi ile nobel almamış olması yıllardır aklımım kurcalayan sorudur. belki fotoelektirik ile aldı ama rölativite ile alamaması insanı şaşırtan bir gerçektir.
zamanında '' 40 profesörle doktorun bilimsel ve tıbbi çalışmalarına ülkenizde devam etmelerine izin vermenizi rica ediyorum''diyerek atatürke mektup yazmış ve o 40 museviyi ülkeye kabul ettirmiş ancak kendisi davet edilmediği için abd ye gitmiş fizikçi.
Yillardir soforlugunu yapan sahis birgun onu konferansa gotururken aralarinda ilginc bir diyalog gecmis. Sofor sizi o kadar cok dinledim ki bugun ki konferansi sizin yerinize ben verebilirim demis. Einstein dusunmus bakmis ki ilk defa gidecegi bir yer kimse tanimiyor onu. Peki demis kabul etmis fakat demis bende salonda en arkada olayim bi dinliyeyim seni gercekten iyi anlatacakmisin diye. Salona varmislar. Soforu einstein edasiyla kursuye gecmis, einstein ise en arkada kendisine bir yer bulup oturmus. Sofor konferansi eksiksiz anlatmis neredeyse. Soru cevap kismi gelip de dinliyicilerden birisi konu disinda bir soru sorunca sofor afallamis, ne dicegini bilememis. Sonra durup, yaa bu ne kadar basit bir soru (en arkada oturan einstein'i gostererek) bunu benim soforum bile cevaplar demis.
Buradan su sonuca varabiliriz, etrafinizdakilerin zeki olmasindan korkmayin, hatta arkadaslarinizi en zekiler aeasondan secin ki, ne zaman ihtiyaciniz olacagini hicbir zaman bilemezsiniz.
9 yaşına kadar çok yavaş konuşuyormuş, hatta öyle ki ailesi zeka problemi olduğunu bile düşünmüş
internette çokça gezen bilginin aksine hiç sınıf tekrarı yapmamış
profesör heinrich weber'in derslerini o kadar çok asmış ki, mezuniyet sonrası referans mektubu alamadığı için bir çok akademik başvurusu bu yüzden red olmuş
piyano ve keman çalarmış
kendisine israil cumhurbaşkanlığı teklif edilmiş fakat ilerlemiş yaşını bahane gösterip teklifi geri çevirmiş
rölativite ile değil de fotoelektrik olay ile nobel ödülü almış olması nedense hep beni rahatsız etmiştir. onu da etmiş midir acaba? neden diye sormuş mudur?
bugün bile bir şekilde rölativiteye nobel ödülü verilmesi gerektiğini düşünürüm, geriye dönük bir defaya mahsus.
ölümünden önce herhangi bir sözü yahut vasiyeti olmamasına rağmen öldükten sonra beyni çıkarılıp incelenmiştir.
bilinenin aksine " sana kötüsün diyenlere aldırma, bana da gerizekalısın dediler, atomu parçalayıp ellerine verdim." dememiştir. deseydi hoş olurdu ama demedi. zaten kimse ona gerizekalı da demedi.
1879 -1955 yılları arasında yaşamış ve 1921 yılında 'fotoelektrik etkinin ne olduğunu açıklamasından ötürü' nobel fizik ödülü'nü kazananan; e=m×c² formulünü bulan dahi fizikçi, bilim adamı.
"two things are infinite: the universe and human stupidity; and i'm not sure about the universe."
'iki şeyin sonu yoktur: evren ve insanların aptallığı; ve evren konusunda pek emin değilim.'
“logic will get you from a to z; imagination will get you everywhere.”
'mantık seni a'dan z'ye götürür, hayal her yere.'
“if you can't explain it to a six year old, you don't understand it yourself.”
'eğer 6 yaşında birine açıklayamıyorsan, kendin de anlamamışsın demektir'
“any fool can know. the point is to understand.”
'her aptal bilebilir ama önemli olan anlamaktır'
gibi lafını sakınmadan çok değerli sözler söyleyen zeki insan.
“İnsanoğlunun en büyük zaafı, dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanması. Hatta bütün yiyecekleri, hayvanları ve doğayı kendine sunulmuş bir nimet sanıyor. Evren dediğimiz bütün içerisinde, kendisini diğer canlılardan ayrı tutuyor. Çevreyi istediği gibi kullanıyor. Yıkıyor, yok ediyor. Halbuki insanoğlu bu evrende zincirin sadece küçük bir parçası. Bunu reddederek aslında kendisine bir hapishane yaratıyor. İnsanın bu yanılgıdan kurtulması en büyük özgürlük. Tabii bu da tam olarak mümkün olmayabilir ama bu çabanın kendisi de bir özgürlük”
Bir insanın ahlaki davranışları anlayışa, eğitime ve sosyal bağlara dayanmalıdır; hiçbir dini temel gerekmez. İnsan, eğer ölümden sonra ceza korkusuyla ve ödül umuduyla kontrol altına alınmak zorundaysa, şüphesiz kötü bir yoldadır. - Albert Einstein