Türkçede marka denen kelimenin aslında tüm dünyada kullanılan söylenme şekli "brand" veya "branding" olan ingilizce versiyonudur. Brand kelimesi, kökenini eski norveç dilindeki "brandr" dan almaktadır ve yakmak anlamına gelir. bu şekilde bir kimlik belirtme yapılmak istenir.
5000 sene öncesine kadar dayanan bu uygulama, kendine her zaman farklı uygulama alanları bulmuş.
kitle tüketimine yönelik markalamanın en güzel örnekleri Roma imparatorluğu'nda görülüyor. Pompei'deki arkeolojik kazılarda "vesivinum" markası kazınmış şarap kapları bulunmuş, pek de etkileyici çünkü vesuvius dağının ismiyle latince şarap demek olan "vinum" kelimesini birleştirmişler.
1000'li yılların gerisinde çinli sanatçıların toprak ve porselen kaplar üzerindeki izleri marka olarak göze çarpıyor.
1600'lerde İngiltere ve özellikle fransa'da ceza ve teşhir amacı ile kullanılıyor. Suç işleyen kişilerin vücutlarına yapılıyor ki her zaman toplumda fark edilebilsinler.
Fransızlar suçlunun omzuna zambak logosu yaparlarken ingilizler "s" şeklinde damgayı suçlunun yanağına uygulamaktaymış. ingilizlerin, toplumun suçluyu fark etmesi konusunda daha kararlı oldukları gayet açık biçimde anlaşılıyor gördüğünüz gibi.
kölelik döneminde de, köle sahibinin kölelerini damgalaması da bu grupta yer alan örneklerden.
Bir ürünün bariz bir şekilde diğerlerinden ayrılabilmesini sağlamak istemenin geldiği nokta, "markalar" krallığı, şu an dünyayı yönetiyor.