1. death stranding hikayesi, oyun içi grafikleri, oyun mekanikleri ve renk paletiyle kendisine hasta eden unique bir oyun. tabi oyun diyorum fakat sadece oyun kategorisine sokmak bu işin bütününe hakaret olur sanırım, çünkü ortalama 40-50 saatlik bir oyun içi zamanın 8-9 saati sinematiklerden oluşuyor bu sinematikler başlıca kendi özelinde tek sezonluk bir mini dizi veya film olacak kadar da kaliteli, üzerine düşünülmüş kafa yorulmuş ve izlerken sanat yönetmeni dokunuşlarını hissettiren türde sahnelere sahip, hele açılış sahnesindeki sinematik ve ilk görev muhtemelen bir süre akıllarda yer edecek, oyun tarihine imza bırakan türden.

    sinematik demişken oyunculuklara da değinelim, oyun karakterleri normalde sinema&televizyon dünyasından yakından tanıdığımız birçok ünlü oyuncu tarafından canlandırılıyor, , , ve daha niceleri yani abartısız sırf bu oyunun cast ekibiyle çok rahat bir gişe filmi çekilebilir, böyle kaliteli oyunculukların olması aralarda giren sinematiklerin duygu aktarımını başka bir boyuta çıkarıyor, izlerken olayın içine bu denli girmek nefis bir seyir zevki veriyor. tabi bunları belki horizon gibi oyunlardan bildiğiniz guerilla games'in oyun motoruyla anlık olarak sanki gerçek gibi sunması işin kaymağı artık.

    oyun sinematik kısmının yanında gerçekten başarılı diyebileceğimiz bir interaktif harita ve oyun mekaniklerine sahip, bu konuya başlamadan önce şunu söylemeliyim, death stranding emek yoğun bir oyun yani size iyi tecrübeler sunuyor fakat bunları elde etmeniz için bazı noktalarda neredeyse grind noktasına varan çaba sarf etmek ve oyundan alacağınız zevki arttırmak için haritaya araçlar kurmak gerekiyor. yani bu oyun rahat fps oyunlarına aşina, grind muhabbetinde olmayan, uzun oyun içi diyalogları sevmeyen ve bağımsız oyun kültürü olmayan insanlara sıkıcı gelebilir, aslında bana sorarsanız bu oyun kültüründen çok sabırla alakalı birşey çünkü zaten oyun vaadettiği çoğu aksiyonu yerinde veriyor fakat bu aksiyonun yanında kocaman yani neredeyse birkaç büyükşehir boyutunda bir interaktif haritası var, bu harita üzerinde bulduğunuz kaynaklarla yapılar inşa edebiliyor aynı zamanda diğer oyuncuların işine yarayacak şekilde kurup etkileşim alabiliyorsunuz ayrıca haritada asit yağmuru benzeri olay yüzünden dışarda kalan yapılar zamanla hasar alıp kullanılamaz hale gelebiliyor bunun yanında bu bu oyunun ana hikayesinin bağlandığı nokta ve ana karakterin görevlerinden yola çıkarak bir community kurma oyunu olduğunu söyleyebiliriz, zaten oyun sizin insanlara post apokaliptik bir evrende ihtiyaçı olan fakat çevre şartlarından dolayı ellerine ulaşamayan malzemeleri ulaştırmanız ve onları bir nation haline getirmeniz üstüne kurulu yani bir nevi topluluk kuruyorsunuz ve bu ulaşılamaz noktadaki shelterlara giderken oyuncuların sık kullandığı rotalar zamanla toprak yola falan dönüşüyor, bu acayip iyi bir olay, fakat sırf bu kargo taşıması olayı yüzünden "kargo simülatorr ağbii" gibi yersiz eleştiri aldığı da oldu oyunun, bu yolda olmak üzerine kurulu dram ve yer yer aksiyon üzerine kurulmuş sabır isteyen bir oyun arthouse film gibi, şarap gibi önce emek ve zaman istiyor sizden.

    oyunun harita kısmına değinmişken size iki secenek sunuyor, birincisi oyundaki doğayı derinden tecrübe ederek oyunun size çıkarttığı zorlukları biraz primativ şekilde aşmak veya haritalardan ve yan görevlerden elde ettiğiniz kaynaklarla gelecekte geçen post apokaliptik bir evrende yollar ve teknolojik araçlarla amaçlar doğrultusunda işinizi kolaylaştıracak yapılar kurmak, aslında online olarak oyun içinde nation'a bağlanan yerlerde başka insanlar bu yapıları kuruyor ortak haritada, fakat istemezseniz offline olarak direkt doğayla yüzleşebilir farklı bir tecrübe yaşayabilirsiniz bu size kalmış, ben yan görevleride bitirip abartıya kaçmadan teknolojik yapılarla ilerlemek taraftarıyım, hatta oyun içi yan görevlerde ile falan karşılaşabiliyorsunuz bu yüzden yan görevleri de bitirmek farklı bir haz verecektir, ayrıca oyun ana hikayenin ilerleyen kısımlarında özellikle aksiyon temasını tatmin edecek şekilde veriyor bunu da belirtmek lazım, yani bi oyunundan yola çıkarak ele silah alıp 5 saat koşturup tarayarak ilerlemeli finale varmalı game time seven insanları göz önünde bulundurarak sırf death stranding'in monoton görünen genel oyun süresinde bile nerden baksan 5 saat silahlı aksiyon vardır.

    şimdi oyunun en sevdiğim kısmı olan karakterler üzerinden kurulan metaforik anlatılara değinmek istiyorum, bu noktadan sonra oyunun hikayesine ilişkin olaylara bakacağımızdan o sebeple oyunu bitirmeden okumak istemeyebilirsiniz.

    death stranding daha açılış sahnesinden bize gerçekliğin kırılışını net bir biçimde gösteriyor, bu evrende artık soyut ve somut birbirine girmiş insanların ha'ları ve ka'ları birbirine karışmış artık ölüm görülebilir bir obje haline girmiş hatta gerçek hayatta göremediğimiz "dark matter" bile karanlık bir karakter olarak karşımıza çıkmış, soyut devletler yok oluş sırasında çökmüş insanların algılayışı nezninde bir anlam ifade etmeyen ve saygınlığı olmayan bir kelime haline gelmiş kısaca sonun başlangıcında bir hikaye anlatısıyla başlıyor, daha ilk bölümünde bu distopya'da hasta annemizi buluyor ve istek, çıkar tartışmasına girdikten sonra ölüşüne şahit oluyoruz yetmiyor daha büyük bir felaketin önüne geçebilmek için ve bunu o an yapabilecek tek kişi olarak annemizin ölüsünü sırtlanıyor birde yanına yolda karşılaştığımız ve daha ilk andan itibaren duygusal bağ kurduğumuz bebeği de yakmak için üç nesil krematoryuma doğru yola çıkıyoruz, anne oğul çocuk ölüme giden zor fakat aşılması gereken uzunca bir yolda yürüyoruz kelimenin tam anlamıyla, ve bunun yanında annenin beklentileri ve çoğunluğun iyiliği için yapılması gerekenleri de sırtlıyoruz annemizle birlikte yani bir yandan geçmişin yüklediği sorumluluklar ve diğer yandan daha hayata gözlerini yeni açan bir bebek, biri geçmiş biri gelecek tahayyülleriyle yanınızda beliriyor.

    karakterlerin isimleri direkt var olan soyut anlamları ve hikayede kurduğu anlatı üzerinden şekilleniyor, aslında çok basit bir alegori örneği de diyebiliriz. bu kendine varlık ile kendi içinde varlığın birbirine girmesini sadece isimlerde çıkartabilitsiniz hatta öyle bir apokalipt tasfiri var ki oyunda karanlık tarafta savaşmaya çalıştığınız heryerde olan dokunamadığınız karakterin adı "higgs" güncel bilimden "higgs particle" yani karanlık madde. geçmişte higgs ile işbirliği yapan fakat onun ihanetine uğrayan ve bizimde bir noktada kırılma noktamızda karşımıza çıkan karakter "fragile" kırılgan yine bu ruh halinde devam ediyor, oyunun hikasinde kilit noktada fakat yine ulaşılamayan, boyutlar arasında gezen karakterimiz "cliff" ana karakterimiz yine insanları bağlayıp kominite kurmak için uğraşıyor "birdge" hedeflediğimiz ve yeni dünya kurmak için ulaşmak istediğimiz soyut bir evrende hapis olan diğer karakter "amelie amerika" finalinde ruh yalan falan gibi başka bir alegori kurulmuş.

    yani anlayacağımız death stranding oyununda karakterler alegorik bir biçimde takılan isimlerle her biri farklı metaforları temsilen oluşturulmuş karakterler öyle ki amerika "amerika"ya benzemiyor ayrıca arzulanan hedeflenen ve genç bir şekilde soyut bir evrende duruyor fakat bedeni yaşlanmış ve yakılmış, karakterler bu kurmaca içerisinde ilahi bir çatışmaya giriyorlar izlerken kişilerden çok temsil ettiği soyut kavramların bir nevi metaforik anlatısının yansıması niteliğinde her karakter, o yüzden amerika kırmızı elbilesi idealist bir kadın, sam bridge emek yoğun işlerin adamı, "higgs" ele yüze gelmeyen ve arada ortaya çıkıp kaosa sebep olan bir karakter. bu evrende kurulan karakterlerin kişilik özelliklerinden çok temsil ettiği anlatılar üzerinden ilerleyen bir hikaye söz konusu, ayrıca evrenin ve haritanında sürekli kendini yok ederek değişmesi, ölümün kıyısının medeniyetin kurulduğu noktadan en uzak noktada fakat erişilmek zorunda olan bir yerde bulunması vs. bu soyut anlatıyı destekler nitelikte.

    oyunun finalinde ölümle burun buruna geldikten sonra emekle, zorla aştığımız bütün yolu geri gitmek gerekiyor, giderken yolun ve üzerinde bulunan ne varsa eridigine şahit oluyoruz fakat aynı zamanda bu yolu tamamlarken ne kadar emek verdiysek bir noktada o kadar da rahat bitiriyoruz, uzun lafın kısası genel olarak varlık ve hiçlik arasında kurulan bir yaşamı anlatıyor oyun bize.

    bu unique eseri, oyun dünyasına kazandıran ve emeği geçen o dev kadroya şükranlarımı sunuyorum. ikinci oyunun 2024 tarihinde çıkması planlanıyor, umarım üstüne koyarak çıkar fakat mikkelsen'in oyunculuğunu izledikten sonra eksikliğini hissettireceği de bariz.


    #285844 isthatnotokey | 2 yıl önce
    0video oyunu 
  2. 14 temmuz'da pc için çıkıyor. gel gelelim epic store'da 399 tl... umarım indirim falan gelir yoksa yalan olur benim bekleyiş:(
    #184288 Trafalgar | 5 yıl önce
    0video oyunu