bir ısınma aracı. en erken dönem konutlarda orta yerde ateş yakılır tepede bulunan bir açıklıktan duman gidebildiği kadar giderdi. ilerleyen zamanda ocaklar yapıldı, bir duvar içinde ateş yakılacak bir niş ve üstünde baca. daha az dumanlı biraz daha güvenli. sonra soba icat oldu. içinde ateş yanan ızgaralı bir hazne, altta külün biriktiği ikinci bir hazne, üstte bacaya bağlanan borularla artık mekan içinde mümkün mertebe güvenli bir ısınma yöntemi.
sobalar çeşit çeşitti. büyük mekanları ısıtmak için geç ısınan fakat bir ısındı mı saatler sonra bile sıcaklık yayabilen, yerden tavana uzanan çini sobalar, daha mütevazi mekanlar için daha küçük boyutta sobalar, bunun yanında ateş yanan hazneden ayrı içinde yemek pişirmek için gözleri bulunan mutfak sobaları. bir bölgenin mutfağını tanımlamak için kullanılan cuisine kelimesi döne dolaşa gelip, dilimizde mutfak sobasını işaret eden kuzine kelimesine dönüşmüştür.
osmanlı geleneğinde soba yoktur. konutlar açık ateşli ocaklar ve mangallar ile ısıtılırdı. soba kullanan ilk osmanlı padişahı ıı. abdülhamid olmuştur. isveç ve almanyadan dev çini sobalar getirtip dönemin saraylarına kurdurmuştur.
benim çocukluğumda evler sobalıydı. eftan püften kimi zaman ince sacdan bile yapılmış odun sobaları vardı, daha yüksek kalorili bir yakıt olan kömür yakabilmek için daha ağır, döküm, kimi zaman emaye sobalar vardı. sonra gaz sobaları çıktı, bunlarda kül dökme zahmeti yoktu ama bu seferde gaz kuyruğu vardı. sonra doğalgaz geldi kentlere doğalgaz sobaları çıktı meydana. şimdi heryer kalorifer, kombi. soba maziye ait bir araç.
ay bir de sağda solda sözlüklerde sobalı ev nostaljisi yapan başlıklar görüyorum, cin başıma üşüşüyor. arkadaş akrepli çıyanlı odunluklardan kömürlüklerden her gün taşıyacaksın yakıtını içeri, sabah kalkacaksın buz gibi eve, önce külü temizle, içine odunu diz, altına tutuşturacak ince çıra bul, kibriti çak, almasın, bi daha, bi daha, nihayet tutuşsun, baca ısınmadan çekmez meret, rüzgar da tersten esiyorsa ilk duman evin içine basar, aç kapı pencereyi duman çıksın. nihayet soba paşasının gönlü olup çıtırdamaya başlayacak ki bir sefası olsun. şubat tatilinde gittiği ninesinin evinde sabah hazır yanmış sobaya kalkan bebeler yok üstüne portakal kabuğu, yok kestane pişirmeler, sobanın üstünde tıslayan çaydanlık hikayeleriyle yarış yapıyorlar. hayatında üç beş kez soba yakmış insanın sobalı günlere özlem duyması mümkün değil,
Sıcaklığın en kısa tanımı. Eskinin (bkz: hatırlatıcısı). Peteklerin dişli rakibi. Duygusal anlam yüklemeye çok uygun bir eşya :) "aahh o eski (bkz: sicak) günler!.."