yumuşakçalar şubesinin kabuklu hayvanlarının ortak adı. nemli yerlerde bulunurlar ve yağışın bol olduğu ve havanın tam soğumadığı sonbahar aylarında sürekli görülürler. salyangozlar en çok yağmur yağdığında ortaya çıkarlar.
kolları olmadığı halde zırh taşıdığı için ortaçağ sembolizminde feodal beyleri temsil etmiş olan canlı.
kılıç kullanmanın yiğitlik sayıldığı bir dönemde çoğu feodal bey "kılıç kullanamıyor ama şövalyeleri yenecek kadar güçlü" halde olduğu ve şatosundan pek çıkmadığı için genelde salyangozlarla özdeşleştirilmiş.
kol meselesi de, çoğu batı dilinde kol ve silahın aynı kelime olmasından kaynaklı.
Küçük, minnoş bir hayvancık. geçen gün spordan dönerken rastladım bir tanesine. vızır vızır arabaların geçtiği koca ana yolda sümüğünü bıraka bıraka karşıdan karşıya geçiyordu. dedim hayvanın bile manyağına ben denk gelirim. "kesin bu salyangoz erkek, kız peşinde saçma sapan yol alıyor" neyse ki elimde eldiven vardı, tuttum kabuğundan karşıya geçirdim.
karşıya geçince nereye bıraksam diye düşündüm ve şimdiye kadar yüzlercesine rastladığım salyangozlar hakkında doğru düzgün bir şey bilmediğimi fark ettim. nerede yaşar, ne yer, nasıl çoğalırlar? biraz mahcup hissettim açıkçası salyangoza karşı. çimenlik bir alana bırakıp ayrıldım kendisinden. eve gelince de epey bir şey okudum salyangozlar hakkında.
hermafroditmiş efenim bu canlı. (karşıdan karşıya geçen salyangozun da günahını almışım, karı kız peşinde değilmiş) cinsel hayatları ise bir hayli karmaşıkmış. ilgilisi için link aşağıda.
daha çok fransız mutfağına atfedilmesine rağmen kıbrıs mutfağında da salyangoz yemekleri meşhurdur. sotesi yapılabileceği gibi, sarımsak, sirke ve zeytinyağlı üçlemesiyle de tüketilebilir. fransızların sunumu daha farklı ama sanıyorum.
türkiye'de pazardan salyangoz alınamayacağı için ((bkz: müslüman mahallesinde salyangoz satmak), yağmur yağdığı zaman toplanabilir. büyükleri seçilirse daha etli ve daha zahmetsiz olur en azından.
toplanan salyangozlar büyükçene bir kabın içine soğuk suyla birlikte koyulur. sümüğünden arınması için yaklaşık 4 saat boyunca kaynatılmalıdır. ayrıca da, her saat başı suyu değiştirilmesi gerekir. su ilk kaynamaya başladığında, bu arkadaşlardan ıslık benzeri bir ses gelir. bu onların çektiği acıdan dolayı attıkları bir çığlık değil, yalnızca kabuklarının içinde kalmış havanın genleşerek çıkardığı sestir. su kaynarken bu arkadaşlardan bazıları tencerenin kapağına doğru tırmanırlar. ama gözümüz üstünde olduğu için tekrar suyun içine bırakırız.
kaynama işlemi bittikten sonra, hayvanları tek tek kabuğundan ayırmak gerekir. haşlandıkları için bu işlem gayet kolaydır. bir iki döndürmeyle birlikte kabuklarından ayrılırlar. kabuklarının en iç tarafında olan kısımda siyah bir tarafları vardır. bu onların boşaltım organıdır. burayı keserek atmamız gerekir. daha sonra suyla yıkayıp, salyangozları diğer işlemler için hazır hale getiririz.
iki türlüsü var dedim: bunlardan birisi aynı tavuk sote benzeri sote yapmaktır. domates salyangoz'un tadını bastırdığı için ben daha çok diğer yöntemi tavsiye ederim. bu diğer yöntem de haşlanmış salyangozları, sarımsaklı sirkede (tercihen el yapımı elma sirkesi) beklettikten sonra üstüne zeytinyağı gezdirerek yemeğe hazır hale getirmektir. ben şahsen bunu daha çok severim, rakının yanında efsane olur çünkü.
bu arada kıbrıs'ta salyangoz değil, garavullidir adı ve pazardan kiloyla satın alabilirsiniz.