öncelikle yapılan 'iş'leri ya da farklı şekilde adlandıracak olursak; proje, eser, filmleri de hayatımızın her alanında sıkça kullandığımız ana-akım ve bağımsız işler olarak adlandırmak doğru olacaktır diye düşünüyorum.
her proje; senarist, yönetmen, başrol gibi başlıklar olarak yazmanın uzun ve sakıncalı olacağı görüşündeyim. fakat kısaca bahsetmek gerekirse bağımsız işler arasında nuri bilge ceylan ve zeki demirkubuz gibi ağır topların yanı sıra son dönemde onur ünlü - belki de türk sinema tarihi göz önüne alınırsa kendisi de yeni sayılmaması gerekir-, mustafa uslu gibi isimler var. ana akımda ise bugün her sinema salonunda mutlaka karşılaşacağımız o tutmayan kötü mizah ve şahan, cem -son yaptığı işlerle- ata gibi isimleri koymak gayet mümkün.
bu açıdan bakıldığında 'ana akım' başlığı ya da tanımlamasını yapan bendeniz gibi insanların lümpen tavrının bir ürünüymüş gibi gelebilir ki haklılık payı da vardır. fakat şunu unutmamak gerekir, yukarıda zikretmediğim yavuz turgul gibi bir isim de bir dönemin -bence yaptığı tüm işlerle- ana akım bir üreticidir. kısacası demek istediğim toplumun büyük bir kesimini ilgi alanları ve anlatma yöntemiyle cezbeden isimlerin söyleyiş biçimlerinin önemli olduğu.
umarım devamını anlatacağım bir blogu da buralara bir yerlere editleyebilirim...
destek verilmesi, geliştirilmesi gereken, sinemadır, daha güçlü alt yapılı oyuncular yetiştirmesi gereken, siyasi mesajlardan uzak tutulması gereken sinemadır. boş filmleri kadar olmasa da sinema budur! dedirten pek çok yapıma sahip sinemadır.
1914 yılında fuat bey tarafından çekilen ayastefanos'taki rus abidesinin yıkılışı filmiyle başlayan, özellikle yeşilçam olarak adlandırılan dönemde birbirinin aynısı senaryolara sahip filmlerin bol olduğu, 90'lardan sonra kabuğunu kırarak avrupa'da da kısmen söz edilmeye başlanan, fakat dünyada yol katmetmekten çok gişe kafasıyla boş filmler üretilen sinemadır.