+ yarraamı emekti. emek sadece beraberinde vefa, şefkat, minnet duygusu getirir. sevilmişlikten şüphe varsa bunu giderir, sevenin sevgisinin boyutunu gösterir, o süreçte sevilebilir yanları belki görülemediyse açığa çıkarır. ama sevgi emek değildir. emekten doğan şey sevgi değildir. bu yüzden emek verdim sözü boş bir laftır. sevilirsin ya da sevilmezsin. emek vermek vazgeçilemeyecek, kırılamayacak kadar bir birikim yapmaktan başka bir şey değil. sevilenin sırtına bindirilmiş bir yüktür hatta emekten sevgi beklemek. ve emek verdiğin için değerli olduğunu düşünmek.
çünkü sevgi davranış gerektirir. davranışa yansımayan sevgi sevgi değildir. vefadır, minnettir, değerli olduğunu görmektir. farkında olmaktır. ama sevgi değildir. sevgi denklemlere sığmayacak ölçüde ağırdır.
Aşkın, tutkunun, şehvetin altında kaldığı zannediliyor onlar kadar vahşi ve saldırgan olmadığı için. Oysa bunların aksine yapıcıdır. Çünkü bunlar kendi var oluşu için tüketmeye yönelir, bir tür kendinden geçmedir, sevginin içinde ruhun aklı var.
bize çiçekleri sevdiğini söyleyen bir kadının, çiçekleri sulamayı unuttuğunu görürsek onun çiçek sevgisine inanmayız. sevgi, sevdiğimiz şeyin büyümesi ve yaşaması için gösterdiğimiz etken ilgidir.
Açıkçası... Deli gibi ihtiyacım olan his. Sevgiye, ilgiye... Oysa sevgi ve ilgiyle de büyüdüm yani öyle uzak kalmadım da bundan ama şimdi Neden böyle oldu da kendimi öylesine yalnız, dışlanmış ve kimsesiz görüyorum, bilmiyorum. Tek bildiğim yüzyıllar süren uykusundan uyanan drakulanın kana olan susmışlığı, bir zombinin taze ete kemiğe karşı olan açlığı kadar ihtiyaç duyuyorum ve yetmiyor hiçbir şey.
dünyaya gözlerimizi yeni açtığımızda öğrendiğimiz ilk duygudur. içinde biraz anne biraz sevgili, biraz kardeş biraz dost, biraz da baba vardır. içinde daha niceleri de olmasına rağmen içinde en çok ev vardır, hem de tam ortasındadır.