kovmak gibi de değil de karşı tarafın kendi rızasıyla gitmiş gibi görünmesini sağlar bu davranış.
iş yerlerinde meselâ; "mobbing" deniyor benzer duruma. adamı hayattan bezdiriyorsun, sonra diyorsun ki "kendi isteğiyle gitti, valla biz kovmadık. "
ilişkilerde de var. "siktir git" diyemiyor, "ben gidiyorum" da diyemiyor. olayları öyle bir noktaya getiriyor ki karşı taraf için en hayırlısı "siktir olup gitmek" oluyor.
sonra hem gittiren oturup "beni terk etti" diyor, hem giden ayrı üzülüyor.
çalışanınızı kovmak mı istiyorsunuz? verin tazminatını, siktir edin. sevgilinizden, eşinizden vs. ayrılmak mı istiyorsunuz? "ben gidiyorum" deyin, siktir olup gidin. ya da onun gitmesi gerekiyorsa "siktir git" deyin, siktir olup gitsin. kaç yaşına gelmiş, eşşek kadar olmuş, hâlâ elinize bakan çocuğunuzu evden yollamak mı istiyorsunuz? "yavrum benim artık sana bakacak gücüm yok, ya evlen ya bi eve çık" deyin. anlamazsa, "ananla/babanla sevişemiyoruz doğru dürüst" dersiniz. gene de anlamıyorsa bağır çağır sevişin (imkan yoksa mış gibi yapın), insan olan durmaz zaten artık. ne yapacak, her gece annesiyle babasının sevişmesini mi dinleyecek?
tek bir kere "git" demeden her gün yüzlerce kere "siktir git" demenin alemi yok.
bugün anlamasa bile en mal olan anlayacaktır yapmış olduğunuzun gittirmek olduğunu, kısa zamanda.
gittirmek eylemine maruz kalanlara da söyleyecek laflarım var. insan olana bi kere söylenir, (bkz: siktir git).
Geçişsiz bir eylem olan "gitmek", oldurgan eylem yapan eklerden "-dir (-tir)" ekini alarak geçişli eyleme dönüşür. Bu dönüşümde kökte ses değişikliği olur ve sözcük "götürmek" biçimini alır.