kulzos bilgi merkezi
başlık: "kulzos"
- girdi:
id: 16043
içerik:
muhteşem divana sahip olan salih baba'ya ait ışıl ışıl dizeler.
gezeriz hayvân-ı nâtık misâli
eki ü şurbdan gayrı ne kârımız var
kesret-i sevk içre çok lâübâli
söylemeden gayri ne kârımız var
pîr-i sâmî kademinde turabız
ne câh gözediriz ne kâmyâbız
kanâat-nişîniz ehl-i harabız
âlem-i ekvânda devrânımız var
bizlere tarîfe ne hacet gülü
ezelden olmuşuz anın bülbülü
her ırgalandıkça mûyunun teli
gûnâ gûn bûy u elvanımız var
imtihan-ı yârdır cevr ile sitem
müsavidir bizde hem medh ile zem
şiddet-i berzahdan bizlere ne gam
pîr-i tâgî gibi sultânımız var
nefsim bana râm ol düşme teşvîşe
hep fâsiddir bu kurduğun endîşe
sürüsün yedirmez kurt ile kuşa
pîr-i sâmî gibi arslanımız var
mezuniyyet almış aşk mektebinden
doyulmaz şahımın hem sohbetinden
"sırr-ı leben" zahir olur lebinden
bî-fehim çok gafil insanımız var
gönlüme nakş oldu hubb-ı cemâli
terk eyledim cümle hep kîl ü kati
dünyâ-perestlerin çok ise mâli
bizim de imâm-ı zamanımız var
"men aref" sırrına vâkıf olmuşam
nefsim ile hem rabbimi bilmişem
mutmainne kalasına girmişem
gayrette bir metin hisarımız var
himmet-i evliya bize yâr iken
şâh-ı nakşibendî ser-hünkâr iken
seyyid tâhâ sıbgatullah var iken
"kabe kavseyn"e dek seyrânımız var
gönderdi sâmî'sin ol pîr-i tâgî
erzincan şehrinde kurdu otağı
sami'dir cihanın hem şeb-çerâgı
bizim de ahd ile peymânımız var
benlik berzahından âzâd olmuşuz
her bir sohbetinden irşâd olmuşuz
böyle bir sultâna evlâd olmuşuz
daha bundan büyük ne sânımız var
gönül fehm edeli "lâ"dan "illâ"yı
mecnûn-veş biz de bulduk leylâ'yı
nûr-ı cemâlinde seyr et mevlâ'yı
bir rûh-ı musaffa mir'âtımız var
âteş-i aşkınla yandır salih'i
şarâb-ı lebinle kandır salih'i
taklîd'den tahkîke döndür salih'i
afv eyle hizmette noksanımız var
kelimelerin manası aşağıda verilmiştir.
buyu elvân = çeşitli güzel kokular.
imtihân-ı yâr = sevgilinin imtihanı (illet, zillet, gıllet).
müsavi = eşit, aynı.
medh ile zem = övmek ve yermek.
râm olmak = itaat etmek.
teşviş = şüphe.
fasid = bozuk.
sırr-ı leben = göğüs sırrı, sadır ilmi, ledün ilmi.
leb = dudak.
bi-fehm = anlayışsız.
hubb-ı cemâl = cemâlinin sevgisi.
kil ü kâl = dedikodu.
dünya-perest = dünyaya tapan.
mutmainne kalası = imanın kemâl hali, emniyete alınmış imân
ser-hünkâr = padişahların başı.
"kabe kavseyn" = "miraçta iki yay gibi yakın oldular." (necm; 9)
şeb-çerağ = ay, gece aydınlığı.
ahd ile peymân = and ve yemin.
"lâ" dan "illâ" = "allâh'dan başka ilâh yoktur" tevhidinde yoktan varın anlaşılması
mecnûn-veş = mecnûn gibi.
rûh-ı musaffa = saf ruh,temiz kalb.
mir'at = ayna.
şarâb-ı leb = söz, sohbet, dudak şarabı, aşk.