1. 1
    nâzım hikmet'in memleketimden insan manzaraları isimli kitabında yer alan isimsiz şiirlerden biridir. şiirin ad bölümüne "ayşe ile halil" yazdım çünkü, nâzım hikmet, memleketimden insan manzaraları'nda ve bu şiirde, "ayşe ve halil"den söz eder. ayşe, nâzım'ın karısı pirâye, halil de nâzım'ın kendisidir. bu şiir de bir mektup-şiir,


    söküyor şafak.
    yastıkta koşuştu kırmızı saçlar.
    uyandı halil'in karısı ayşe,
    açıldı beyaz yüzünde kocaman altın gözleri.
    oda buz gibi soğuk,
    yatak sıcak.
    ve kadın, hapisteki erkeğini istiyor.
    karşıda küçücük karyolada kızı leylâ
    bu kış sabahına iskenderun'dan gelmiş bir yemiş gibi.
    ve minicik kollarını,
    dizlerini büküp
    çenesine doğru dertop olmuş.
    ve avuçları yumulu.
    ana, gördü uyuyan kızını:
    tekrar rahminin içinde duydu onu.
    perdesiz pencereler.
    ayşe çıktı yataktan,
    kocasının evde kalan siyah, uzun hırkasını aldı sırtına.
    mangalda yandı ateş.
    mavi çinko çaydanlıkta ıhlamur.
    dışarda üsküdar uyandı uykudan,
    elâ gözleri mahmur,
    çıplak beyaz ayakları mercan terliklerinde.
    dışarda semtin uyanışı
    ayşe'ye hep böyle geliyor.
    dün para geldi halil'den
    bugün cevap yazılıyor:

    «şekerim,
    on dört buçuk lirayı
    ve makbuzun kenarında 'hasret' yazısını aldım,
    teşekkür ederim.
    fakat çok üzüldüm,
    pek gücüme gidiyor benim için çalışman oralarda,
    nefret ediyorum kendi kendimden.
    dün istanbul'a indim,
    dönüşte ne tuhaf şeyler işittim vapurda.
    hepsi paralarını dışarlara kaçırıyormuş,
    hem de kimler,
    milyonları varmış isviçre, amerika bankalarında.
    memleketlerinden korkuyorlar demek.
    demek, kaçmakta akılları fikirleri.
    paraları hollanda'daymış bazılarının,
    almanlar el koymuşlar,
    ama sonra bizim efendilere cemile olsun diye
    yollamışlar amerika'ya.
    almanya amerika'yla harbediyor,
    ama ordan oraya para gidiyor.
    para: vatansız.
    paraya sahip olan vatanlı mı?
    hem, biraz da vaziyet şöyle gibi:
    onlar paranın sahibi değil,
    para onların sahibi.
    sonra bir şey daha duydum,
    dehşetli sinirlendim:
    sözde, isviçre'ye deyip
    almanya'ya buğday yolluyormuşuz.
    insan eti yiyenlere
    memleketimin buğdayını yedirenlerin
    allah belâsını versin.
    belâ okumakla bitmesin mektubum.
    sana yeni odamın resmini yapayım...
    bu senin görmediğin üçüncü evimizdir.
    bu iskemle işte, bu masa, bu pencere,
    şunlar saksıda kış çiçekleri.
    bu: koltuk, içinde ben varım,
    bu: küçük bir karyola, içinde leylâ uykuda.
    şurası dolap gibi bir şey:
    alabilirsem kömürlerimi koyarım.
    bu gördüğün hem yük, hem mutfak.
    şu da senin dede mirası meşhur kütüphanen.
    duvara iyi bak:resmin,
    altında benimkisi.
    odam bu kadar geniş değil,
    ya eşyaları küçük yaptım
    ya odam büyük kaçtı biraz.
    biçimsiz oldu velhasıl.
    karınız belki bir gün sahici bir ev yapar,
    artık erkeği hapsedilmeyen bir ev,
    ama resmini yapamaz...
    mektubum bitti şekerim.
    kızınız uyandı, bana bakıyor.
    ellerinizden öperim...»
    #7262 ma icari | 3 yıl önce