1. 4
    Umursamakla umursamamak arasında ölesiye savaşıyorum. Daha doğrusu siyah ve kocaman kalkanları, çelik ve ışık kadar keskin kılıçları olan sadece gözleri gözüken savaşçıların birbirleriyle savaşacağı meydanın ortasında tavşan gibi kalmış durumdayım.

    Kim yenerse ben ezileceğim. Kim kaybederse ben kaybedeceğim.

    Okurdum, anlatırlardı, hafzalam almazdı. Hani sonsuz sandığımız fakat sonu olan ve üstelik genişlemekte olan o koca karanlık, bir noktadan sonra küçülmeye başlayacak. Küçülecek, küçülecek, küçülecek. Miniminnacık olacak. Sonsuz sayıdaki gezegenlerin, o devasadan da devasa ışıkların miniminnacık bir topun içine sığması. Göğsümün içinde biryerlerde oluşu. Sıkılıp sıkılıp küçülüp yok olmamak, patlayamamak.

    Fularımı gördünüz mü? Eheh. Katilim gibi boğazıma sarılmış fularımı. Çok canım sıkılıyor olm, goygoy yapalım.
    Milyonlarca senedir bir gezegende bir kum taneciği bulunma umuduyla bekliyor. Bulunmadan evvel parçalanır muhtemelen gezegen.
    Hep kafalar bunlar. Masamda kapısı hep açık oyuncak sarı vosvos. Kapısı açık olduğu için gitmiyor.
    Aslında kapatsam da gitmeyecek biliyorum, gitmediğini görmekten korktuğum için kapatmıyorum.
     
  2. tümünü göster