1. biraz önce biten maçta ligteki 12. maçında 3. beraberliğini alıp puanını 18 yapmış olan takım, izmir'in gururu.

    bursaspor'un da, göztepe'nin de dikine ve ileriye oynayabilen futbolcuları sadece hücum hattında olanlardan oluşuyor. birkaç sürpriz pas hariç, uzun pasların hepsi top kaybı olarak geri döndü. ancak bursaspor'un 'sı var tabii. son 5 dakikada yaptığı pres sebebiyle 3 top kaybı kapıp kalemizde 2 büyük tehlike gördük. maçın tamamında ise, iyiki oldukça etkisizdi.

    sabri, peybernes ve scarione yoktu bu maçta. sabri son 10 dakikada oyuna girdi. özellikle peybernes ve scarione'yi çok arıyoruz. castro'nun ofansif orta saha olarak selçuk ve rotman'ın önünde oynaması, her ne kadar hücum gücümüzü artıran bir durum olsa da, scarione-castro pas trafiğini görememek çok kötü. takım da bu trafiğe alışmış olacak ki, topu ayağına alan her futbolcu önce castro'yu arıyor. onu göremezse rotman ya da selçuk'a pas gönderiyor. scarione'nin bir an önce iyileşmesi gerek. sahada durup hiçbir şey yapmasa bile takıma güven veriyor. evet, aynı adis gibi.

    maçın büyük bölümü orta saha mücadelesi olarak geçti aslında. ilk yarının son 5, ikinci yarının da son 15 dakikası ise müthiş pozisyonlarla doluydu. maçın 0-0 bitmesi izlemeyenleri kandırmasın; 2-2 de bitebilirdi. gouffran'ın 3 tane oldukça net pozisyonu var. 90. dakikada kaleci harun'la karşı karşıyayken atamadığı gol büyük hayal kırıklığı yaşattı bana. gouffran takıma da alışamamıştı uzun bir süre. son 2 maçtır ilk 11 oynuyor. taraftarın ondan beklentisi "sağından attı, solundan geçti" düzeyinde olsa da, özellikle ikili mücadelelerde kendisinden beklenmedik derecede güçlü durmayı başarıyor. umarım asist ve gollerle tanışması uzun sürmez.

    hakem 'dı. gene bir tetikçi, gene tartışılan pozisyonlar... castro ve rotman'ın ceza sahası içinde düşürülmeleri bana göre net penaltıydı. ayrıca maçın ilk yarısında adis'e gösterdiği sarı kart da çok ağırdı. tetikçi hakem bolluğu olan ligte bu haftayı da göze çarpmadan (çünkü maç 0-0 bitti) geçirecektir.

    tamer hocanın selçuk'u ilk 11 dışına postalaması gerek. uzun pası sadece castro ve scarione'nin atmasına izin verip oyun kurmayı da rotman ve castro'ya bırakmalıyız. selçuk'un 6 tane uzun pas faciası var ki; birkaçında dibindeki adama pas vermemeyi büyük bir öz güvenle tercih etti. ikili mücadelelerde de illa ki elini kolunu rakibini engellemek amaçıyla kullanıyor. hadi rotman oyun görüşü olarak daha iyi diye sahada diyelim; selçuk hangi mantıklı hem de 90 dakika oyunda kalabiliyor; anlamıyorum. rotman'ın sezon başından beri gördüğü 3. sarı kartı oldu bu maçla birlikte. akhisar ya da karabük maçında 1 sarı kart daha görüp cezalı olacaktır. orta sahada tek başına kalacak olan selçuku görüp daha fazla saç baş yolacağım gibi görünüyor.

    12 haftada 18 puan fena değil. fikstürün ilk bölümünün sonuna kadar 30 puan civarına gelebilirsek, bu sene düşmeyeceğiz. yani öncelikli hedef 30 puan. eğer düşma hattı 40 puana yaklaşırsa ise, ilk hedef 40 puan olacak. 30'u bi' alalım da, sonrasında bakarız. bundan sonraki fikstür bu amacımıza uygun bence. akhisar, karabük (deplasman), yeni malatya (deplasman), konya ve galatasaray (deplasman). fikstürün ilk bölümünün maçları bu şekilde. 5 maçta 5-9 puan arası alırsak, süper olacak bence. malatya ve karabük'ü yeneriz diye düşünüyorum ama diğer maçlar hakkında fikrim yok. konya'nın sağı solu belli olmuyor. zaten maç izmir'de olacak ve eski başkanlarının sezon başında yaptığı izmir marşı açıklamaları sebebiyle iki kulübün arası epey açık. bu gerilimle o maçı da alabilir ve 27 puana çıkabiliriz.

    keşke bu sene avrupa kupalarına katılabilecek bir pozisyona hemen gelsek ama "atletico'ya haber salın!" naraları atmak için en az 1 yılımız var. ayaklarımız yere bassın, yeter. atletico'nun efes otelinde eşleriyle birlikte konaklayacağı günler de gelecek.

    #62915 lake of the hell | 7 yıl önce
    0spor kulübü