biraz önce biten müthiş ligin 10. haftasında istanbul'da kasımpaşa'ya 3-1 yenilmiş olan izmir'in gururu.
baştan sona oldukça kötü oynadık. istanbul'a 4 otobüs giden ve istanbul'da yaşayan taraftarların etkisi haricinde, maçın bizim açımızdan olumlu bir yönü yoktu. maçtan hemen önceki ısınmalarda kosanovic sakatlandı ve maça stoperde leo ile çıktık. o da maçın son dakikasında sakatlandı ve büyük ihtimalle kas sakatlığı yaşadı. haftaya beşiktaş maçında stoperde kimin oynayacağını bilen taraftar yok. umarım sağlık ekibi biliyordur.
kasımpaşa'nın ligte 5 maç kazanamadıktan sonra bize bilenmiş olarak çıkacağını unutmuş bizim futbolcular. ilk 20 dakikada, zamanında ilhan cavcav'ın sıklıkla yaptığı "100 bin dolara afrika'dan getirilmiş, hızlı, çevik, atletik ve teknik olarak tam bir kapalı kutu olan genç futbolcu"lardan kurulu kasımpaşa iki kanattan ağzımıza sıçtı. zaten bir kanat savunucusunun hız ve hızlanması 20 üzerinden 4-5 olduğu bir takımız. o kanadı delik deşik eden mısırlı mahmoud hassan (kendisine "trezeguet" diyor ve formasında da bu yazıyor) ve diğer kanattaki kısa boylu, kuvvetli ve garip bir şekilde çok hızlı samuel edouk müthiş oynadılar. bu müthişlik, maçın tamamını düşününce, yaklaşık 25 dakika kadar sürdü belki ama bizi bitirmeye de yetti. kasımpaşa'nın, birkaç çikolata renkli futbolcunun kendilerini gösterme çabaları hariç, hiçbir tehlikeli yönü de yoktu. "nasıl yenildik o zaman?", di' mi? işte, bu maçı özetlememi sağlayacak olan soru bu.
öncelikle selçuk stoperlerin içine girip kaybolma hastalığı geçiriyor 2-3 maçtır. top kazandığında (ki kendisinin takımda var olma nedeni bu) önünde castro'yu görüp onunla paslaşması gerekirken, stoperlerin içine girdiği için önünde gördüğü oyuncu rotman oluyor. maç boyu rotman'a oldukça kötü noktalarda, adeta "al, bu da sana benden bir küfür" diyerek attığı bütün pasları rotman kaybetti ve kötü adam oldu. tamer hoca da buna kanarak rotman'ı oyundan aldı ikinci yarının ortalarına doğru. on yıllardır gördüğümüz, bildiğimiz ama sadece sahada olanların adının değiştiği, taraftarların ise adeta nefret ettiği "kötü oyun oynayan takımda oluşan biz gol atamayacağız hissi"ni yaşadık. 3 forvet, 1 ofansif orta saha ve 1 kanatla yaklaşık son 20 dakikayı oynamış olmamıza rağmen, doldur-boşalttan başka hiçbir şey yapamadık. kasımpaşa da kontra ataktan 3. golü bulup bizi bitkisel hayattan kurtardı, fişimizi çekti.
beşiktaş maçı öncesinde böyle bir mağlubiyet hoş olmadı. iyi oynayıp berabere kalsaydık ya da yenilseydik, (geçen haftaki alanya maçı gibi), içim rahat olurdu. ama şimdi durum öyle değil:
- adis şu ana kadarki en kötü maçını oynadı. evet, ilk 2 haftada kanat oyuncusu olarak oynadığı maçlardan bile daha kötüydü.
- castro-scarione pas bağlantısını maç boyunca sadece birkaç kere yapabildik.
- sabri ileri çıkışlarında kötü ortalar açtı, geriye dönüşlerde de aksadı. zaten karşısındaki trezeguet'yi de savunamadı.
- tayfur ilk yarı boyunca 2 kere topla buluşup ikisini de kaybetti. hayalet gibiydi sahada. ikinci yarı başlarken de oyundan çıkarıldı.
- leo zorunluluktan ötürü sahadaydı, elinden geleni de yaptı ama bu lig onun yeteneklerinin genişleyemediği noktada. iyi bir yedek olabilir ama iyi bir ilk 11 oyuncusu olmadığı için her topa girişince "kırmızı kart görüp atılacak şimdi" endişesini yaşattı, yaşadık.
- ömer geçen hafta gol attığı için bu hafta "öğretmenin sorduğu soruya parmak kaldırıp cevap veren, hemen de götü kalkan öğrenci" gibiydi. ikinci yarının tamamında oynadı ve hiçbir şey yapamadı. bizim takımda sadece yedek olabilir.
bülent yıldırım da eskilerin tetikçilerinden biri. unutmadım tabii. 58. dakikada kasımpaşa'nın bir çikolatasına kırmızı kart gösteremedi, sarı kartı da ayıp olmasın diye çıkarttı. orada kasımpaşa 10 kişi kalsaydı, bir şeyler daha farklı olabilirdi. belki gene 3-1 biterdi ve yenilirdik. skor önemli değil. önemli olan, o dakikadan sonra daha iyi oynayacaktık, rakip 10 kişi olduğu için geriye yaslanacaktı, saldırdıkça saldıracaktık. özgüvenimiz de, maç sonunda skor ne olursa olsun, bu denli paramparça olmayacaktı. teşekkürler tetikçi yıldırım.
adis jahovic maç bittikten sonra hakemle tartışmış ve sarı kart görmüş. maçtan önce tamer hoca özellikle adis'i kart görmemesi konusunda uyarmıştı. kartı maç bittikten sonra gördü ve beşiktaş maçında cezalı oldu. umarım bunu bilinçli olarak yapmamışsındır adis. bu taraftar bunu unutmaz; hem de adının beşiktaş'la aynı cümlede anıldığı bir dönemde, ölene kadar unutmaz.
sezonun ilk haftasında olduğu gibi, haftaya da bir bizans takımı ağırlayacağız. istanbul dışında hiçbir yerde görmedikleri "taşıma" olmayan taraftarı görecekler burada. seviniyorum. isterseniz bizi 5 farkla yenebilirsiniz, eğer yenebilirseniz tabii. maçtan önce gözünüz korkacak ya; bunu bilmek bile bana yetiyor. 5 kasım'daymış maç. 4'ünde olmadığı için de mutlu oldum. zirveyi bırakıp maçı izlemeye giderdim kesin. ekleyeyim şuraya: (bkz: kulzos kasım'da izmir zirvesi)
haftaya sakat olan üç stoperden kim oynayacak; hiçbir fikrim yok. üçünden başka bir stoper de 6 ay sakat olacak zaten. kimin oynayacağını odin'den ve marty mcfly'dan başka bilen yok sanırım. adetimi devam ettirip bitireyim ben bu girdiyi, çok uzattım.