sevilen kişi uzaktan uzağa sevme durumudur. konuşamazsın.
o kadar seversin ki reddedilme ihtimalini göze alamazsın, reddedilmek deliliğe açılan kapıdır, geçmeye gücün yetmez.
o kadar seversin ki sevdiğini söylemenin onu inciteceğini düşünürsün. kıyamazsın.
o kadar seversin, o kadar yüceltirsin ki kendini ona layık göremezsin.
o kadar seversin ki, ona gülümseyemeyeceği günler yaşatma ihtimalinin sorumluluğunu alamazsın.
o kadar seversin ki, bir başkası bile gülümsetse sen mutlu olursun. hayattaki en acı mutluluklardan biridir.
o kadar seversin ki, 'onu sevmeyi' sevmeye başlarsın, çünkü onu incitmeden ondan alabileceğin tek varlıktır onu sevmek.
çelişkiler yumağıdır platonik aşk. kıskanırsın ama kıskanmaya kıyamazsın. sevdiğini söyleyemeyecek kadar zayıf olduğunu kabul edersin ama ağırlığına dağların dayanamayacağı duygulara katlanırsın.
oysa görmezsin karşındakinin de insan olduğunu. insanlığı yakıştıramazsın, başka bir varlıktır o. oysa bir söylesen? delirmeyi göze alsan? tanısan sevmezsin belki?
aradan yıllar geçip duygular körelince anlıyor insan. farkına varıyor. hayat insanın duygularını törpüleyip geriye bir mr. spock bırakıyor. ve o mr. spock o düz mantığa dayalı analizini yapıp yıllar önceki o delikanlıya dönüp diyorki: