1. tuzla'dan sonraki 4 maçta 9 puan toplayarak gerçek hedefi olan play-off potasında kalmaya devam eden izmir'in gururu.

    malatya gibi ligden düşmesine kesin gözle bakılan bi' takımı ite kaka ve kötü bir oyunda 1-0 yenmek moral bozmuştu. ardından 'nde denizli'ye gol olup yağdık. ilk 2 gol müthişti, ki orta-kafa-gol düzenine alışması şart olan bi' takımız biz. öyle 15 pas yapıp oyun kuralım, ardından 2 ara pasla rakip savunmayı felç edelim, bitiricilikte de zaten lig standartları üstünde işler yapalım demek mümkün değil. hem de taraftarla takım arasında bağın arasında bir kat daha tutkal konulmuş oldu. ama denizli'nin de malatya ile birlikte ligden düşmesine kesin gözle bakılan bir takım olduğu gözümüzü boyamıştı. kısaca, farklı galibiyetten sonra gene götümüz kalkmıştı.

    denizli maçından sonraki fikstür, bu seneki en zor sürece girdiğimizi göstermeliydi aslında. samsun, keçiören, eyüp ve altay maçlarını 3 haftada oynamak bir yana, arada bir de ziraat türkiye kupası 4. tur maçı oynayacaktık. samsun, ligin başında eyüp ile birlikte "doğrudan üst lige çıkar" denilen takım. kadro kalitesinin fersahlarca uzağında bir yere yerleştirildiler ve sahadaki oyunları ne yazık ki bir bodrumspor bile değil. denizli maçındaki kadroyu korumak bence hataydı. önde başı kesik tavuk gibi çırpınıp çabalayan bazı aklı gidik taraftara "koşuyor çocuk" imajı veriyor olabilir ama tek başına etkisi sıfır. samsun da bunu bildiği için 'ı önde tek bırakıp menajerlik oyunlarının alt lig takımlarındaki vazgeçilmez tek santrafor 'yi kanada çekmiş, takımın en etkili silahı olan 'yı da yedek bırakmıştı. ilk yarı oyunu tutup ikinci yarı laura-tanque ikilisiyle gerideki 3 ağır stoperimizi zorlamayı düşündüklerini kör sultan bile biliyordu. 'ın berbat pozisyon almasına müzmin konsantrasyon eksikliği de eklenince, devreye 1-0 geride girdik. ikinci yarı da topu döndürmekten başka bi' şey yapamadık. gerideki 3 stoperin çakılı kalmayı mı, yoksa takım geriye düştüğünde tek süpürücüyü geride bırakıp komple hücuma çıkmayı mı tercih edeceğini ne rakiplerimiz ne de bizim teknik ekip biliyor. ayrıca, şu maçın 3 buçuk dakikalık özetini izlerseniz, ikinci yarıda samsun'un 2 net pozisyonunun gene net olan ofsaytla sonuçlandığını göreceksiniz. ama burada "bayrak kalksa bile pozisyon bitene kadar oyun durmaz" mantığının iyice bokunun çıkmasına da şahit olacaksınız. bu kuralın uygulanma şekli özellikle ingiltere'de böyle değil. bizde neden böyle; halâ anlamıyorum. ilk net ofsayt anından neredeyse tam 1 dakika sonra oyun duruyor falan. o sırada futbolcular birbirlerine girse, kırmızılar da havada uçuşacak ama pozisyon zaten sonuçlanmayacak çünkü ofsayt. bu saçma kuralın uygulama şeklinin acilen değişmesi gerek.

    samsun yenilgisi takımda pek bi' şeyi değiştirmedi. hafta içindeki kupa maçında bağlarını kopardı ve büyük ihtimalle sezonu kapattı (4 ay sonra düz koşuya başlayacak deniyor). tek forvet oynayan bir takım olarak bu durum kağıt üzerinde bir sorun gibi görünüyor ama hüso'yu biz son 1,5 aydır hep 'le değişmeli olarak oynarken gördük. yani, santrafor hattındaki ali- yerini sağlamlaştırmıştı. bu yüzden çok büyük bi' sorun değil bence. keçiören maçı ise, "rakibi küçümseyip fark yeme" maçı olabilirdi ama taraftar takımı özellikle ikinci yarının yarım saatlik kısmında resmen kamçılayıp bunu engelledi.

    keçiören adını duyunca "lige bak yaae, keçiören, eyüp, bodrum, pendik falan var" diyenler olabilir. ümraniye'ye, istanbulspor'a 5 gol atıp "işte süper lig bu yaae" diyenler de aynı kişiler işte. keçiören ligin en çok gol atan, deplasmanda mağlup olmamış takımı. 2 pır pır kanatla ( ve ) kaleye en hızlı ulaşan takımı. ayrıca sanırım maaş ödemeleriyle ilgili bi' sorunu olduğu için oynamayan, bu ligin 'si olan de kadrolarında. bütün rakipler kendilerini küçümsediği için mi bilmiyorum ama ligin (gol beklentisi) lideri de eyüp ve bodrum'la birlikte keçiören. dünkü maça çok sayıda eksikle gelmeleri, savunma hatlarının kırılgan olması bize avantajdı ama gene ekrem'in müthiş bir yer tutma faciası sonrasında 35 metreden atılan topa vurulan voleyi izlemesi ile geriye düştük. yasin'in bireysel katkısı ile penaltıdan beraberliği sağladık ve devre böyle bitti.

    ilk yarıda o kadar çok yan pas-geri pas yaptık ki, "şu ana kadarki en yüksek topa sahip olma ve isabetli pas bu maçta oldu herhalde" diye düşünmüştüm. yanılmama rağmen, devre arası istatistikleri beni şaşırtmadı. maç başı 350 civarı başarılı pas ve iç sahada %56 topa sahip olarak oynayan bir takım olduğumuzu unutmayın. gene de %59 topla oynama ilk yarı için yenik durumda olmamamızı sağlamalıydı tek başına. ali-kvasina değişikliği bize pek bi' şey vaad etmezken, 'ın birkaç maçtır trip atma sürecine giren 'la değişmesi takımı öne yığdı. yukarıda bahsettiğim yarım saatlik taraftar katkılı baskının başlangıcı da buydu. attığımız 2. goldeki organizasyon becerimiz, pozisyon golle sonuçlanmasaydı bile dün gece rahat yatmamızı sağlardı. her maç şuna benzer 2-3 pozisyon görsek, ligten düşsek de koymaz bize ama şu mantığı teknik ekip olarak sadece 'nun gözlerinde görebildik yıllar içinde. 2. golden sonra "skoru koruyalım" refleksi pahalıya mal olabilirdi ama istediğimizi aldık, keçiören'i ankara'ya bu sezonki ilk mağlubiyetini tattırarak gönderdik, play-off potasıyla farkın açılmamasını garanti altına aldık.

    bu noktada "genel olarak 3'lü savunma", "top rakipteyken 5'li savunma" ve "orta sahanın göbeğindeki 2'li" kısımlarını açmam lazım çünkü bu sezon hep böyle oynayacağımız netleşti:

    - 3 stoper: gene nestor'un göztepe'sini skordan bağımsız olarak izlerken zevkten kudurmamızı hatırlıyorum çünkü şablon aynı. 3 stoperin 1'i süpürücü, sağ ve sol stoperler ayakları biraz daha iyi, hızları 20 üzerinden 10 civarında olan oyuncular. top bizdeyken sağa , sola da açılıyor; ya da son maçta gördüğümüz gibi süpürücü olarak ilk pas istasyonunu oluşturuyor. top rakipteyken ise 3 stoper de süpürücü oluyor, savunma zaafları olan beklere sürekli yardıma gidiyorlar. plan bu ve sahada da farklı bir şey görmüyoruz. ancak, sıkıntı dino ya da atınç süpürücü olduğundaki farklı planda yatıyor bence. atınç süpürücü, dino sağ stoper olduğunda, mihojevic kadar çevik ve ayağı iyi olmayan dino öne attığı toplarda sıçıyor. atınç zaten son 2 çapraz bağ sakatlığından sonra hız-hızlanma olarak berbat hale gelmiş. eğer atınç süpürücü olacaksa, sağ stoper dino değil, mihojevic olmalı. bunu teknik ekibin görmesi gerek.

    - 5'li savunma: sağ bek rotasyonu, 6 yaşındaki çocuk fiziğindeki ve fazlasıyla toy olan 'dan oluştuğu için sağ bekte oynuyor. sol bek ise 'e emanet. top rakipteyken bu iki bek çizgiye sıfır gibi pozisyon alarak rakibin pır pır kanatlarının çizgiye inmesini engelleme görevinde. sağ ve sol stoperler, beklerden sıyrılabilecek kanatlara fiziksel temas uygulayıp kolay orta açmalarını ya da adam eksiltmelerini engellemeye çalışıyorlar. böyle anlatınca benim bile hoşuma gitti ama gerçekte böyle olmuyor. ismail'i bire birde ben bile geçerim hızımla. yunus emre de tek hamleli stoper gibi topa müdahale ettiği için iki bekin de pozisyon almaları sıkıntılı. stoperler de kenarlara kaydıkları için merkez savunma süpürücüye emanet oluyor. orta sahadan bahsederken daha da genişletirim ama ekleyeyim: yalçın'ın sağ (edit: sağ değil, sol) bekte oluşabilecek boşluklara yardım etme görevi de mevcut. böylece merkez orta saha ve merkez defans hattı tek kişiyle savunuluyor bizde aslında. bu yüzden rakipler, özellikle izmir'deki maçlarda, sürekli ortaya uzun top şişiriyorlar. ya da atınç bu topları alamazlarsa, rakip doğrudan tehlikeli atağa kalkmış oluyor (atınç ya da tijanic de pozisyon kaybı yapmış oluyor ve geride hem az adamla hem de yerleşmemiş bir savunmayla yakalanıyoruz). orta saha mevzusunu anlatınca kafanızda daha da netleşecek bu durum.

    - göbek 2'li: ve 1 aydır sakatlar. orta sahanın tam ortası için tijanic ve yalçın'dan başka bir de palmer var elimizde. o bölge için hem çok kısa hem fiziksiz hem de yavaş kalıyor. gerekirse burada oynatılabilir ama ayakta bile durabileceğini sanmıyorum. özetle; tijanic-yalçın ikilisi ile rakibe karşı ilk savunma hattı merkez orta sahada oluşturuluyor. bence büyük sorun, görevlerinin kesişim kümesinin olmaması. yalçın sola yakın oynayıp sol önündeki yasin'in geride bıraktığı alanı kapatırken, yunus emre'nin de pozisyon alma hatalarını engellemeye çalışıyor. ayrıca, kendi bölgesinde de top kazanıp tijanic'i ilk istasyon yapması gerek. tijanic ise, hücuma çıkışlarda süpürücü stoperden topu alan, oyuna genişlik kazandıran, orta sahada top kazanıp dağıtması gereken isim. ayrıca, sağa yakın oynayarak ismail'in korkunç yavaşlığını da tolere etmesi ya da en azından rakibin burayı oymasını engellemesi gerek. merkez orta saha savunmasının tam göbeğinde ise, bir 3. isim gerekiyor gibi, di' mi? öndeki 3'lüden (yasin, , kvasina) vazgeçmediğimiz için orta saha 2'li olacak. tijanic de, yalçın da maç başı 20'ye yakın pas ya da top kaybıyla oynuyor. bu tolere edilebilir belki ama yalçın'ın yukarıda saydığım 3 görevini de tam olarak yapamayıp bir de tijanic'e top vermek yerine kendisi öne pas atma hastalığına yakalanması, savunma zaafiyetini hat safhaya çıkartıyor ve taraftar da bu yüzden yalçın'a neredeyse her maç ateş püskürüyor. tijanic'e adam adama savunma yapan rakipler olmuştu, hatırlıyorum. geriye gelip top alamadığı için oyunda yokmuş gibi görünen tijanic'e yalçın'ın yardımı da olmayınca, defanstan ileriye sürekli top şişiren bir hücum yapısına büründüğümüz maçlar oldu. tijanic'in daha rahat top dağıtması için yalçın'ın geçen yılki 'nun yarısı kadar performans göstermesi gerek. halâ iki ıslıklanıp yuhalandığında, 23 yaşında değil de, 6 yaşındaymış gibi taraftara trip atmayacak yani. tijanic o konuda biraz vurdumduymaz; kulağını tıkayıp aynı pas hatalarını yapmamaya çalışıyor en azından. yalçın'ın olması gereken hali olan obinna bu takıma ilk geldiğinde 10 numara, sağ açık ve sağ bek oynamıştı. sağ bekte taç bile atamadığı anlaşılınca, ön liberoya çekildi ve adam süper lig'in en çok top kazanan futbolcusu olmuştu. yalçın'ın en azından geçen seneki maçlarda obinna'nın nasıl pozisyon aldığını iyice incelemesi gerek. yoksa, orta sahada "tijanic'e 1, yalçın'a 2" küfürleri devam edeceği için içinden çıktığı göztepe'de futbol hayatına devam edemeyecek. "göztepe'nin çocuğu" denilenler bile belçika'ya gitmişken, bu takımın tek sahibinin taraftar olduğu da kulağına fısıldansa fena olmaz.

    haftaya eyüp deplasmanı, sonrasında şehrin kayıp çocukları olan altay'la izmir derbisi var. keçiören maçının moraliyle 3'te 3 yapabilirsek, gene götümüz kalkar ama bu sefer sıralama da bize selam çakmak zorunda kalır. bu biraz zor olacak çünkü eyüp 7 iç saha maçında 17 gol atıp hiç yenilmedi. altay ise, bi' tarafının sadece bize kalktığı bi' kulüp. eyüp'ün zirvedeki yalnızlığını bozmamız müthiş bir moral verir, sonraki hafta da izmir'in ağasının kim olduğunu tekrar test ederiz. umarım sakatlıklar artmaz (hüso gibi), takım içi uyumda sorunlar çıkmaz (yalçın gibi), 'in rakip analizleri olumlu sonuç verir (denizli ve keçiören maçlarındaki gibi).

    #281796 lake of the hell | 2 yıl önce (  2 yıl önce)
    0spor kulübü