zihnen aylar önce küme düşmeyi kabullendiği için 7-1 değil, 17-1 bile yenilmesi hiçbir şeyi değiştirmeyecek izmir'in gururu.
bu kabullenmenin ilk kıvılcımını mehmet sepil ankara'ya gidip yeni spor yasası'nın meclisten geçeceği son halini gördüğünde istifayı basarak yaptı; başkansız kaldık. nestor el maestro göztepe'nin şu sikko ligteki son 5 yılındaki en iyi hocasıydı; kovuldu, hocasız kaldık (stjepan tomas ile ilgili de yazılmış başlık altında. tomas'ın kukla olarak geldiği ve zaten nestor kovulduğu anda küme düşmemizin zihnen kesinleştiğini hepimiz biliyorduk, günaydın size. yılmaz vural'ın süper lig'e çıkıldıktan sonra sepil ile maaş artışında anlaşamadığı ve kulüpten gönderildiğini de unutmuşunuz, geçmiş olsun. sepil halâ başkanken ne vural'ı aga ya. zaten taraftar da istemez vural'ı). sosyal medyada "safi rüzgar" yapıp faşşolig'in dizayn ettiği stada girince taraftar olmanın anlamını unutan "seyirci"ler sürekli futbolcu bazlı eleştiri yaptı, yönetimi tek bir maçta (sanırım kasımpaşa ya da altay maçıydı) topa tutabildi; tribünsüz değil belki ama "seyirci"siz kaldık. ee, bu kadar yoksunluk eki insanı bile yıkar, koca göztepe'yi de küme düşürecek tabii; ya ne olacağıdı?
yeniden yapılanmaya başlamamız, gençleri sahada görmemiz, yönetimdeki iğrenç kadrolaşmayı yok etmemiz (kısaca "mamacılar siktirsin gitsin"), şehrin göbeğindeki stadın taşınmazlarının kiraya verilmesinin yolunun yasayla açılmasıyla birlikte deli gibi gelir kazanmamız; kısaca, yeniden umutlu olmamız için her şey mümkün ama fitilin ateşlenmesi için her şeyi tüketerek dibi görmemiz gerekiyor. hep böyle oldu. ben tavşanlı maçı sonrası nda da vardım, hatay'la oynadığımız özgür yanlıkaya tiyatro sunda ciğerime hüzün de çektim, gençliğimin çoğunu göztepe sevdası adına da harcadım. benim gibi taraftarlara küme düşülmüş, 3. ligmiş, köy-kasaba deplasmanlarına o 302 otobüslerle gitmekmiş; evin rızkını göztepe'nin adının geçtiği her yere yatırmakmış; koymadı, koymaz. yeter ki, kanserli hücrelerden kurtulalım, "tertemiz bir sayfa açtık" diyebilelim, önümüzü görebilelim ya. "hiçbir şeyi seni sevdiğim kadar sevmedim" diye diye ömrüm çürüdü. dilimde olduğu gibi, yüreğimde de halâ "güzel günler göreceğiz " umudu var.