geldiğinde heyecan yaşadık bilmem ne ama yeni dünya (futbol) düzeninde çarkları işlemeyen bir futbol takımı içinde başa dert göte yara olacağı da belliydi aslında. içten içe gelmemesini de istemedim değil aslında.
nitekim pereira gibi yıldızlarla problemi olduğu söylenen (ilk döneminde van persie ile yaşadıklarını da hatırlamamak elde değil) bir teknik adam altında da saatli bomba işlevi gördü. sosyal medya ve ekranlarda her hafta üstüne koyarak takımda bir "mesut özil problemi" olduğu söylendi, söylendi, söylendi ve gerçekten de suni bir problem gerçeğe döndü.
pereira'nın oyunun fiziksel yönünü ortaya çıkartan anlayışı içinde güç olarak da, kondüsyon olarak da sürekliliği olamayacağı aşikardı orta vadede. "elinde mesut varsa mesut'la oynarsın" veya "bu takım üçlü oynamaz" gibi bir çok tartışmanın içinde, olan vitor'a oldu haliyle ve bileti kesildi; ki ekranlarda gitmesi için nasıl bir pr yapıldığını hatırlatma gereği bile duymuyorum.
sonuç olarak geldiğinden beri çıkış yapması beklenen ferdi'den sezonun en formda adamını yaratan, geçen sezonlarda taraftara saç baş yoldurtan tisserand'dan üst seviye stoper performansı alan, takıma kim ve crespo gibi iki çok sağlam futbolcu kazandıran, muhammed ve arda'yı (hem de öyle maçın son saniyelerinde oyuna sokarak değil, avrupa kupası maçlarında) oynatarak yıllardır "genç oyuncu" açlığı çeken taraftarı mest eden, taraftarın yıllardır sistemi - planı olmayan takımın artık gözü kapalı ne oynayacağını bilmesini sağlayan pereria gitti, mesut kaldı.
ve bugün görüyoruz ki problem "gene" teknik direktörde değilmiş.
gördüğüm kadarıyla vitor konusunda taraftarın kafası zaten bir süredir berraklaşmıştı. özil'in kadro dışı bırakılması da bunun sosu oldu.