1. 2021-2022 süper lig'e berbat bir giriş yapmış (8 maçta 1 galibiyet, 2 beraberlik), devamında ise beraberliklerle puan alıyormuş, lige tutunuyormuş gibi görünmüş, kadro kalitesinden ziyade, kulüp içi yapılanma sorunları ve liyakat eksiklikleri sebebiyle bu sezonun ilk küme düşme adayı olan izmir'in gururu.

    temel sorunları yazayım, ardından kulüpten nemalanan haysiyetsizlerle ilgili de aklıma geleni yazıcam.

    - takım 9 iç saha maçında 5, 8 dış saha maçında 11 gol atmış. olmamız gereken yerde bulunan karagümrük, giresun ve sivas gibi takımlara baktığımda, iç sahadaki 8-9 maçta 11-15 gol civarı attıklarını görüyorum. sivas son 4 maçında namağlup ve bu süreçte galatasaray ve hatay'ı iyi oyunla yendi. karagümrük'ün iç sahada gol bulamadığı sadece 2 maç var. genelde 3-4 gol attığı maçlarla dolu fikstürü. 1 ay önce küme düşmenin en büyük adayı olan giresun, iç sahada az gol yiyor (9 maçta 8 gol yemiş) ve rize, karagümrük, altay ve malatya gibi doğrudan rakibi olan takımları öyle ya da böyle yenmiş. bizdeki temel sorun, iç sahadaki taraftar baskısı olarak ülkede ilk 3'te bulunmamıza rağmen, takımda golcü yok. adis eski sevgili kontenjanından geldiğinden beri kısır, ndiaye sezon başı tekrardan takıma kazandırıldığında bile 1,1 milyon euroluk bonservisini fazla bulanlardandım. oynadığı 18 maçta 4 golü var. altyapıdan çıkan ege forma şansı bulamıyor. onun yerine takımla ilişiği kesildiği yönünde haberler çıkan ideye 5 maç oynadı ve tabii ki gol bulamadı. bu takımın temel sorunu golcü eksikliği, ki taraftar sezon başında 2 bek, 1 orta saha, en az 1 de forvet isterken bu günleri görmüştü.

    - orta saha kurgumuz ligin çok altında. kuaför soner paşam sadece dikine pas atmayı, hücuma çıkışta illa ki topa dokunmayı sever; başka da bi' bokla ilgilenmez. illa ki yanında savaşçı, her topa koşan, atlayan; kısaca, kendi işini yapmamasını sağlayacak bir amele ister. 2 yıl önce takıma katıldığında da aynıydı, şimdi de aynı. obinna ve/veya yalçın'la birlikte oynamazsa sahadaki varlığı unutulan soner paşam, orta saha dirençsizliğinin baş nedeni. takım kontra yer, geriye koşmaz; set savunması yapmak zorunda kalırız, alan kapatamaz; obinna ya da yalçın'ın pozisyon icabı mevkisinde bulunmadığı anlar olur, "benim işim değil" dercesine toptan kaçar; hücuma çıkışlarda illa ki topa değer, al-ver yapar ama o dikine pas ihtimali yoksa rakibin arkasına saklanır; pozisyona girer, sert vuruşla bitirebileceği toplarda rakip kaleciye antrenman şutları çeker (bu sene en az 4 pozisyon hatırlıyorum böyle). say say bitmez soner'in falsoları. bunlar düzeltilebilecek sorunlar da değil artık çünkü bu adamın karakterinin böyle olduğunu anlayalı 1 buçuk yıl oldu.

    - takım için gruplaşmanın temel aktörleri halil-berkan-soner'dir. ben bunlara 3 yıldır aşiret diyorum. serdar gürler, yasin öztekin, alpaslan öztürk de bu aşirete monte olmuştu. takım içi dengeleri bu aşiret belirler. halil zaten takımın değil, semtin dokunulmazı olduğu için aşireti dağıtmanın yolu halil'i bu ekürilerinden ayırmak değil, ekürilerini takımdan yollamaktı. serdar, yasin ve alpi bir şekilde takımla bağı kesilen oyuncular oldu ama berkan gibi 2. lig kırmızı grup'ta bile yedek kalması gereken bir bekin ve soner gibi "orta sahanın beyniyim ben lan" egosunu yıllardır sırtında taşıyan ama sahada hiçbir varlık gösteremeyen bir orta sahanın takımda sürekli 11 çıkması akıl alır gibi değil. taraftar baskısı sebebiyle bu 2 kanser hücresi 2 ve 1 maç kadroda yer alamadı sadece (berkan 1 maç da cezalıydı, o yüzden onunki 2). bu gruplaşma takımın oyununu da etkiliyor: halil'e doğru, çizgi halindeki defansın arkasına atılacak dikine pası illa ki soner atacak. soner hücumda illa ki berkan'la paslaşacak. berkan illa ki soldan çizgiye inermiş gibi yapıp geri dönecek ve soner'e pas verecek. soner artık keyfi yerindeyse dikine atacak bi' top, halil zaten rakibe giden bu topu kovalayıp alacak ve pozisyon üretecek. yeminlen, şu hücum formatını biz en az 1,5 yıldır oynuyoruz ya, akıl alır gibi değil. halil son 4 yılda kendini karakter olarak geliştirdiği için top kaptırsa bile geriye dönüp yapabildiği kadar alan kapatıyor, sağ olsun. ama berkan ve soner'de bu hiç yok. böylece arkada illa ki eksik yakalanıyor takım ya da orta sahanın kuaförü orada olmadığı için alan paylaşımında hatalı görünüyor. rakibi set hücumunda olan ve eksik/hatalı alan paylaşımıyla yakalanmış göztepe'yi izleye izleye sinir hastası olduk biz ya.

    - "2 bek sorunsalı" diye bir bela var ki; nasıl bir yönetim anlayışıysa artık bu, gözlerini kapatıp kulaklarını tıkayınca yıllardır ortada olan bu sorun yokmuş gibi davranabiliyorlar. berkan ve murat'ın 2. lig bekleri olduğu, yedekleri olan burekovic ve kerim'in ise bal liglerinde belki forma şansı bulabileceğini yıllardır biliyoruz. kerim'den ümitliydik ama o da fiziğini hiçbir zaman geliştiremeyeceğini gösterdi. murat'ın bu sezon en iyi sezonu bence ama buna rağmen 1. lig seviyesine anca çıkabildi. bu bek sorunu en az 2 yıldır var bu takımda ve önlem olarak yapılan şu: berkan ve murat'ın 11 çıkması, yedeklerine transfer yapılması. ya gassama varken bile sağ tarafı otobana dönmüş bir takımdı göztepe. murat orda olsa ne olur, olmasa ne olur? berkan bütün duran topları "aşiret gücü" adına kullanırken, karşısına zenci, pır pır, omuzlu, size'lı bir kanat adamı geldiğinde yerlerde meliyor. 2 beki de her maç delik deşik olabilecek kapasitede bir takımın takım savunması ne kadar başarılı olabilir ki? katarlıların yayıncısı her göztepe maçında "göztepe bilmem kaç maçtır gol yiyor" deyip duruyor. e tamam ama karagümrük, beşiktaş, alanya, fenerbahçe, gaziantep de bizim kadar gol yiyor ama düşme hattına demirlemiş halde değiller. yani, burada gol yemek sorun değil, takım savunmasındaki gediğin temel nedeninin 2 bek olduğunu görmek önemli. 17 maçta 16 gol atmak nedir abi ya? neyse, maddeleri karıştırmayayım kafama göre, devam edeyim.

    - takım kimyası 2 yıldır iyi değil. ilk 11 ile yedekler arasındaki kalite farkı geçen yıl daha da barizdi. bu yıl zaten 11'dekiler de bok gibi performans ortaya koydukları için aradaki makas kapandı ama bu sefer de takım kadrosu olarak komple boka battık. lourency ve baku diye 2 kanat transfer ettik. lourency topu ayağında tutmayı seven bir orta saha gibi ama iyi yetişmiş bir oyuncu olduğu fundemental özelliklerinden belli oluyor. gene de bir kanat oyuncusu değil (hızlı değil, seri hiç değil, asistten çok kendine oynamayı seviyor, çevresindekilerde uyumdan ziyade kendine pozisyon hazırlıyor ama bunları da gole çeviremiyor). baku hızlı olmayan, top süremeyen, fiziği neredeyse benimle aynı, kısa boylu bir kanat. kadrodaki rekabet artsın diye alındı bu oyuncular ama ne baku halil'i kesebildi ne de lourency avel ndiaye'den formayı sürekli olarak alabildi. bir tek tijanic'ten hala umudum var ama onun da soner'in kadrodan (ve hatta izmir'den) komple uzaklaştırılmasıyla birlikte obinna ile yan yana oynadığında kendini gösterebileceğini düşünüyorum. atakan yetenek olarak tartışmasız olarak sıfır ama yüreğiyle bir şeyler yapabilecek bir oyuncu. kahraman defansın her yerinde oynayabilmesiyle bir joker ama yetenekleri çok kısıtlı. dino geçen yılki alpi'nin yerine alındı ama onun kadar pozisyon bilgisi gelişebilecek bir oyuncu değil. wilker atınç'tan bile daha yavaş ve pozisyon bilgisi oldukça kötü olduğu için atınç'tan formayı alamıyor. gördüğünüz gibi, bu saydıklarım yedekler. tijanic hariç, hiçbiri performans olarak önünde yer alan takım arkadaşını geçebilecek çapta oyuncular değil. ya, burekovic 2 yıldır berkan'dan formayı alamıyor aga ve bu adam yabancı kontenjanında. aynı durum ideye ve ndiaye için de uzun zamandır geçerli. bu kadro mühendisliği ile anca bu kadar puan toplayabilirsin işte.

    yukarıda bahsettiğim haysiyetsizler ise, kulüpten nemalanan ve mamalanan, maaşlı, kendisine önce göztepe taraftarı diyen (ve böylece sepil'in yönetiminde bir koltuk kazanabilmiş) göztepe yöneticileri. 'in sportif direktörümsü bir görevi olduğunu yıllardır biliyoruz ama kendi çalışma döneminde 12 teknik direktör kendi antrenörleriyle birlikte değişirken, kendisi koltuğunu bırakmadı. sadece kukla, sepil'in direktiflerini kurumsal dille iletmekten başka hiçbir işe yaramıyor. 4-5 eleman daha var böyle ama adlarını zikretmeyeceğim. sepil, takım içi yönetimi bu elemanlara bıraktığı günden beri her konuda tek yetkili merci olduklarını zannettiler. transferinden takım kimyasına, sezon öncesi kampından devre arası kampına, yeni transfer edilen oyuncu grubu entegrasyonundan takım içi dengelere, sosyal medya başta olmak üzere taraftarla doğrudan iletişim sağlamaktan takım içi atmosferine katkı sağlamaya kadar her türlü bok bunlarda. "işini yapamıyorsan istifa et" sözü doğrudan yüzlerine ve sosyal medyada kaç kere gündeme getirildi, ben sayısını unuttum. buna rağmen halâ 3 maymunu oynamaya devam ediyorlar; olan bizim ciğerlere ve sinirlere oluyor. sepil'in cebindeki akrep sorun kümesinin x'iyse, bu haysiyetsizlerin yarattığı sorunlar x üzeri 6 falan olmalı. alt liglerde olaydık, çoktan evleri basılmış, istifaya kulübün gerçek sahibi olan taraftar tarafından zorlanmışlardı ama artık "medeniyiz", he mi? sıçayım böyle medeniyete.

    bu takım sezon sonunda küme düşer mi, düşmez mi; bilmiyorum. düşmeme umudum ise gün gün, maç maç azalıyor. temel sorunlar odadaki fil olmuş, taraftardan başka bunları dillendiren, gündeme getiren, bir şeyler yapılması için bağıran kimse yok. sene başında "göz göre göre düşüyoruz" hashtag'i açılmış ve türkiye gündemine girmişti. henüz ligin başıydı bak. o zamandan bu zamana kadar takımda değişen sadece teknik direktör ve heyeti oldu. bu girdide nestor'la ilgili hiçbir cümle olmaması da, hocanın zaten böyle kaotik bir ortamda elinden geleni yaptığını göstermesiyle alakalı. bıyık reyiz ünal hoca sezon başı kampı bile yaptırmamış, oyuncu grubu tatilden tatile koşmuş, 5. maç sonunda akciğerlerini çime bırakan futbolcular görmüştük; unutmadım. bu yüzden nestor'un kredisi bende halâ var çünkü temel sorunların hoca ile ilgisi yok şu anda. adis ve ndiaye maç başı toplamda 4 pozisyonu harcarsa, soner her maç en az 2-3 tehlikeli atak bitiremez ve bunların geri dönüşlerinde sürekli kalemizde pozisyon görürsek, hücumda 3-6-1, savunmada 5-4-1 dizilişini ilk kez nestor'la birlikte görmemize rağmen sürekli beklerin olduğu bölgelerden pozisyon yersek, bunların tamamının faturası önce yönetime çıkar, ardından aşirete.

    bu sezon devre arası tatili 2 hafta kadar. bu süre içinde bütün bu sorunları gidermek mümkün değil. en azından en iyi yamayla ligte kalmaya çalışmalıyız. bu sezon 2-3 maçlık seri yapanın ligte kalacağı bir sezon. ligin başında götünü kendi kendine kaldırıp "7 maçta 5 galibiyet aldık biz, avrupa'da görüşürüz" egosunu sıçanların hali de ortada: düşme hattıyla sadece 2 puanlık fark. komik komik işler bunlar. bunlara gülüp kendi halimizi unutmaya çalışmak da bir yöntem tabii ama göztepe benim gibiler için bir futbol takımından ötesi; bir semt, "gençliğin katili".

    #bizkazanacağız
    #271255 lake of the hell | 3 yıl önce
    0spor kulübü