(Kel Mahmut: KM, Şeref: Ş)
KM: Şeref bey.
Ş: Meşgulum, beyefendi. İşim olduğunu [sekreterim vasıtasıyla size] söyle[t]miştim.
KM: Anlıyorum, beyefendi. Görüşmemiz gereken çok önemli bir konu var[dı].
Ş: Bana baksanıza. Siz ne hakla içeriye izin almadan gire[bili]yorsunuz?
KM: Önce söyleyeceklerimi dinleyin.
Ş: Siz öğretmen misiniz?
KM: Evet.
Ş: Adınız Mahmut'tu, değil mi?
KM: Evet.
Ş: Sivas Lisesi’nde bulundunuz mu?
Ş: [Mahmut’un başını evet anlamında sallaması üzerine] Hocam, beni tanıdınız mı?
KM: Hayır.
Ş: 317 Şeref. Sivas Lisesi’nde öğrencinizdim.
KM: 317 Şeref mi? Ha, evet, tanıdım.
Ş: Hoş geldiniz, hocam. Ayakta kaldınız. Buyurun, oturun şöyle.
KM: Teşekkür ederim.
Ş: Hay Allah. Gözlerime inanamıyorum. Ne olur, deminki sözlerimden dolayı kusuruma bakmayın. Tanıyamadım. KM: Birden ben de tanıyamadım. Aradan kaç yıl geçti?
Ş: Şey, en azından yirmi yıl, hocam. [Uzatılan sigaraya] Teşekkür ederim. Ama siz hiç değişmemişsiniz. İzninizle.
KM: Buyurun.
Ş: Aynı Mahmut hoca.
KM: Maşallah. Sen hayli değişmişsin.
Ş: Evet, çok şükür durumum iyi. Kazandım, hem de çok kazandım.
KM: Hâlinden [bu] belli oluyor. Yanlış hatırlamıyorsam hayli güç okumuştunuz. Aile durumunuz da çok kötüydü.
Ş: Doğru. O günleri nasıl unutabilirim ki? Asıl bana yaptığınız yardımları nasıl unutabilirim? Zavallı bir Şeref vardı, açlık ve sefaletin içerisinde okumaya çalışan, Mahmut hocasının verdiği paltoyla sokak lambasının altında titreyerek ders çalışan bir Şeref. Unutmadım, hocam. Ne verdiğiniz o paltoyu ne de o zorlu günleri unutmadım. Bugün sahip olduğum her şeyin o günlerden miras kaldığını biliyorum.
KM: Bütün bunları unutmadığına çok sevindim. O hâlde son kez [bu] Mahmut hocanın istediğini yap.
Ş: Emret, hocam.
KM: Gel benimle.
[…]
Ş: [Dışarıda sınıf ortamında hoca eşliğinde ders gören öğrencileri görünce] Kim bu çocuklar?
KM: Özel Çamlıca Lisesi’nin öğrencileri. Benim öğrencilerim.
Ş: Sizin öğrencileriniz mi? İyi ama burada ne yapıyorlar?
KM: Bir zamanlar senin yaptığını, okumaya çalışıyorlar.
Ş: Niye bu dağın başında, hocam?
KM: Niye mi? Geçmişini unutan birisi, zorlukların içerisinde okuyup bugüne kadar gelen birisi, gözünü para hırsı bürüyen birisi, üç kuruş fazla kazanabilmek için bu zavallı çocukların okullarını elinden aldı. Hem de kış günü sokak ortasında kalmaları pahasına. Bunu yapan ne yazık ki benim eski bir öğrencim. [Kendi deyimiyle] 317 Şeref.
Ş: Bilmiyordum. Yemin ederim ki bilmiyorum. Bana hiç bir şey söylemediler. Ah, ben ne yapmışım? Affedin beni, affedin, hocam. Okulunuza [tekrar] dönebilirsiniz, hocam. Bana verdiğiniz o paltonun ve her şeyin borcunu hiç olmazsa böyle ödemeye çalışayım. Özel Çamlıca Lisesi [artık] sizin ve öğrencilerinizindir.
--
spoiler --