1. ligin dibindeki takımlara kötü oyunla yenilme, ligin tepesinde caka satan takımları iyi oyunla yenme alışkanlığı devam eden, "maçlar fikstür üzerinden değil, sahada kazanılır" mottosunu taraftarlarına her maç hatırlatan izmir'in gururu.

    göreve geldiğinden beri kötü giden tablo, son 2 istanbul takımı maçıyla değişmiş gibi oldu. ligin dibinden kurtulması zor görünen, sahada oynadığı futbol da bi' boka benzemeyen , maç başı 1 puan ortalamasına sahip olması oldukça yanıltıcı olan, ligten düşmenin en büyük adaylarından ve oynadığı kaos futboluyla ligin ilk 10'unda yer alan maçlarından sadece 1 puan toplamak moral bozmuş, oynanan oyun da ünal hoca'ya desteği azaltmıştı. fikstürün devamındaki 3 istanbul takımı (akbilspor, fenerbahçe ve kasımpaşa) ile geçmiş maçlardaki sonuçlar ortadayken (istanbul'da kazanmayalı yıl oldu herhalde), bu dönemdeki 6 maçtan 5 mağlubiyet alabilme ihtimali de az değildi. özellikle akbilspor maçının ilk yarısındaki resital oyun, bundan 6 yıl önceki 2. lig kırmızı grup'taki kamyoncu ilçelerindeki deplasmanları hatırlattı bana (alt liglerden bihaber olanlar bilmez). gene de, istanbul'daki 3 maçta da aynı performansın gösterilemeyeceği, zaten 2 yıldır takımın oynadığı "topa sahip olmak umrumda değil, iyi kapanıp az sayıdaki keskin pasla gole gidebilirim" anlayışının istanbul büyütülmüşlerine karşı pek de işe yaramayacağı da aşikardı. umutlu ve akıllı oyun, borç içinde yüzmesine rağmen, futbolcu transferine milyonlarca euro yatıran, saha zemini '90'ların doğu takımlarının iç sahalarına benzeyen şekilde buzla kaplanmış söz konusu takımlara karşı işe yaradı. akbil'i ve fener'i yendik. kasımpaşa'yı da haftaya yenersek, gene avrupa hayalleri kurmaya erkenden başlayacağız. çünkü daha 15 maç var ve girdinin başında da belirttiğim gibi, maçlar fikstür üzerinde değil, buzla kaplı sahalardaki oyunla kazanılıyor.

    'ün takıma katılıp uyum sorunu yaşamadan katkı vermesinin ardından, 'nin flc olarak oynaması; bunu yaparken de, sol beke sık sık yardıma gelmesi (adam resmen sahte "midfielder engine"e dönüştü), eski sevgili 'in 3 yıl önceki futbolunu oynayabilmesi, 'ın belli bir standartın üzerinde kalmak için çabalaması, - orta saha ikilisinin birbirleri arasındaki iletişimin genellikle sabit kalması ve kopmaması, - stoper ikilisinin hava toplarındaki muazzam başarısından ötürü taraftarın dahi "stoper ikilisi çok sık değişiyor" eleştirisini yapamaması ve tabii ki t'ın 2-3 yıl içinde büyük bir sıçrama yapacağını cümle aleme (hatalarıyla birlikte) gösteriyor olması göztepe'nin şu anki puan cetvelinin özeti gibi. gene de çok eksik ve çözülmesi gereken sorun var: iki taraftaki beklerde oynayabilen 4 oyuncunun (, , , ) hiçbirinin bu ligin ortalamasını tutturamadığı ve orta saha alternatiflerinin çok kötü olduğu (, , ) da takımın acil çözüm gereken yerleri. altyapı çıkışlı 'ı da ünal hoca görmezden geliyor sanırım. sezon sonuna kadar bu kadroyla gidilecek, orası belli. ön taraftaki alternatifler (, , , ) de evlere şenlik performans veriyorlar. takım uzun bir süre halil-soner-ndiaye üzerinden skor bulabildiği için bu alışkanlığı zulj, tripic, adis, diabate, ideye gibi oyunculara yaymak da kısa vadede mümkün değil. ünal hoca'nın hücum alternatiflerini artırması ve "halil'in önüne top atın, koşuyla pozisyon üretir" ile "soner oyun kursun, zulj topu kenarlara genişletsin, ndiaye adam eksiltsin, adis boğuşsun; karambolden golü buluruz" hücum planlarının yanına, gerçekçi 1-2 plan daha çizmesi şart. yoksa, gol bulamadığında ne hale döndüğünü iyi bildiğimiz bir göztepe bu ligten halen düşebilir. evet, hem avrupa hayali hem de ligten düşme korkusu aynı potada eriyor şu anda. ayrıca, defans planında, alpi'nin ayağının temiz olması ve sık sık öne çıkarak oyun kurma isteği ('de de var bu) bu planın bir sonucu değil, bireysel hataya oldukça açık, riskli bir çaba olarak görülüyor. bireysel hatalardan en çok gol yiyen, tarafına en çok penaltı çalınan takımlardan biri olduğumuz da düşünüldüğünde, defansı halletmeden hücum opsiyonlarını düşünmek yersiz bile kaçabilir. bilemiyorum altan. daha 15 maç var ve ne bok yiyeceğimizi ünal hoca'nın da bildiğinden emin değilim.

    büyütülmüşlerin şampiyonluk hayallerini tek maçta buz kaplı sahalarının zeminine gömmek ayrı bir şey, göztepe'nin amaçları uğruna önündeki maçlara bakabilecek olgunlukta olması ayrı. süper lig'teki takımların toplam borcunun büyük kısmını tek başına yapan ama milyonlarca euro harcayarak yeni oyuncu transfer etmeye de doymayan istanbul takımlarının dengi olduğumuzu, ancak ve ancak buzlu sahalarda oynanan ve güreşe daha çok benzeyen futbolla anlamanın halen futbol zekası eksikliğinden kaynaklandığını düşünmekteyim. ne olursa olsun, ünal hoca'nın kredisi halen devam ediyor; bu takımın avrupa'ya katılım umutlarının da devam ettiği gibi. umarım uzun süreli sakatlıklık olmadan, , , gibi hakem değil, vicdanlı ve adil bir insan oldukları bile şüpheli olan insancıkların e(k)meğe kan doğramadıkları bir sezon olur.

    #244512 lake of the hell | 4 yıl önce
    1spor kulübü