Bu zamana kadar adına başlık açmamış olmama mı kızayım, vefasızlığımdan ötürü kendime mi isyan edeyim bilemediğim; bugün aramızdan ayrılması ile 'bir güne nasıl daha kötü başlanır?' sorusunun da cevabını vermiş olan futbol 'adam'ı.
Anadolu devriminin baş mimarlarından olan özkan hoca; 78/79 ve 80/81 yıllarındaki şampiyonluklarımız dönemlerinde trabzonspor 'un teknik direktörlüğünü görevini yürütmüş; akabinde türkiye milli futbol takımı 'nın hocalığını yapmıştır. Bir dönem galatasaray 'ı da çalıştırmakla beraber; fatih terim tarafından "hocaların hocası" olarak nitelendirilmiş, futbol camiasında istisnasız herkes tarafından bilge, onurlu, duayen bir insan olarak anılmıştır.
Çok yapay oldu, içim şişti. Özetle;
83 yıllık yaşamı boyunca ne sahadaki, ne de dışarıdaki rakiplerine boyun eğmiş; 80'li yaşlarında dahi siyasi bir gücün hegemonyası altında yaşamaktan hicap duyarak kenara çekilmiş, hayatındaki mutluluk kriterini sadece trabzonspor 'un alacağı 3 puana endekslemiş, temiz, tertemiz bir adamdı özkan hoca.
Sertti, sinirliydi, dilinin kemiği yoktu ama mertti, dürüsttü, devrimciydi, statükoya baş kaldırandı. Her şeyden önemlisi omurgalıydı. Hiçbirimiz Trabzonspor 'u senin ve arkadaşların kadar sevmedik, sevemedik; senin kadar onurlu bir duruş gösteremedik. Sen miydin genç olan, yoksa bizler mi ? Sendin genç olan hocam, sen; ve çok genç yaşta ayrıldın aramızdan.
Hakkını helal et, gittiğin yerde de dik oyna ve bizleri affet !