1. 1
    internetin daha yok zamanları. ağabeyim bir kampanya öğrenmiş. ericsson bir telefon çıkarmış, sınırlı sayıda üretmiş ve demiş ki "kardeş bu telefonu alana, telefon üzerinden internet beleş."
    ağabeyim durur mu? yapıştırmış cevabı! "eğer telefonu bilgisayara bağlarsak, o zaman interneti de bilgisayara bağlamış oluruz! tabii telefon çok az sayıda üretilmiş 100 tane mi ne. fakat üretilmiş, satılmış bitmiş gitmiş. aradan bir iki yıl geçmiş.
    ağabeyim durur mu? hazırlamış çıkınını, takmış soyulmuş eğri sopasının ucuna, düşmüş yarı çamur ve dolambaçlı dar patikaların ulaştıracağı telefonun peşine. ara babam ara. ağabeyim yani, babam değil. az gitmiş, uz gitmiş, beşiktaş, eminönü düz gitmiş. ona sormuş, buna sormuş, kaf dağının ardındaki sağır sultan'a duyurmuş. sonunda anadoluda bir müslüman ve mü'min'in bu telefonu edindiğini, fakat her ne hikmetse satmak istediğini öğrenmiş. neyse efendim, müjdecilere sikkelerini dağıtmış, savmış onları başından. tez bir ulak bulup, mü'min kardeşimize bir haber salmış. varmış gitmiş haber kardeşe ulaşmış. dikkat edin, sahibinden.com'un daha elle yapılanı bu. elektrik yok daha. hey yavrum hey. onaylaşmalar olmuş, anlaşmalar yapılmış, uluslararası antlaşmaları toplayan fransız elçiliklerine bu anlaşmaların orijinalleri filan bıraklımış.
    ağabeyim durur mu? varmış gitmiş almış adamdan telefonu ve gelmiş sonunda bacası tüten, civcivlerimizin civlediği kapısında kuyu misket oynanan evimize.
    ankaradan ağabeyim gelmiş, evde bir bayram havası, annem babam beni çok severmiş. yok ya babam sevmez beni. baba işte, tipik.
    şindi siz hikaye burada sonlanıyor, gökten elma filan düşecek, newton yer çekimini bulacak da ordan bilimsele bağlanacak sanıyorsunuz. okuma boyunca "olm nerde mynet okey!" diyecek oluyorsunuz değil mi? değil işte. olsa, tamam ama değil.
    nalet olası hikayemiz bundan sonra başlıyor.
    warcraft 3 çıkmış, geberiyorum oynamaktan. allahım az daha, bi küçük daha, yearabbi neden bizim çişimiz geliyor diye günaha giriyorum sürekli. cehenneme girmişim, kademe belirlemesi için level atlıyorum habire.
    ve ankara'dan ağabeyim geliyor, evde nalet bir bayram havası, beni bilgisayardan kaldırıp telefonu kurup kahrolası internete bağlanıyor. gugıl yok gugıl. kahrolası maynet var. allah onun canını alsın diye dua ediyorum, arıyorum müftülüğe soruyorum "alır mı?" diye, müftülük "onun canı yok elektirikli o." diyor, "allah elektiriğin canını alsa?" diyorum, telefon meşgul çalıyor. dinen de yalnız bırakılmış oluyorum. warcraft :'(...
    neyse, olsun, ağabeyim internette sörf yapmak için tahtaya çıksın ama filmlerdeki gibi gidemeyip sürekli suya düşsün, sörf tahtasının üzerinde bi türlü duramasın diye izleyip eğlendiriyorum kendimi. arada bm olarak gördüğüm anneme "yaaa aalleeee ben de bilgisayar!" diye başvuru yapıyorum, o da ağabeyime nota veriyor filan.
    ha oturdum, ha oturucam, ahanda ağabeyimin çişi geldi çişi yaradana şükürler olsun diyorum. ama nereden bileyim başıma gelecekleri?
    allah amcamla, babamı yaratmış. allah mynet'i ve yetmez bunlara bu diyerek bir de okey'i yaratmış.
    bir kara günde amcam geliyor ağabeyimin yanına. amcam emekli. azıcık bok olduğu için, emeklilik yaşı erken o zamanlar. küçük bir şaka yapmışlar, erken kaydolanı da erken emekli ediyorlar mıymış? amcam emekli. amcamın yaşı orta yaşlar. amcam deli gibi uğraş arıyor. allah amcamı, emekliliği, myneti, okeyi, interneti, telefonu, bilgisayarı, warcraft'ı yaratmış. allah beni yaratmış ve "seni sınıyacağım oğlum!" demiş sanki.
    allah küçük bir espiri yapıyor, ağabeyim internette sırılsıklam olmuşken, amcamı bizim eve gönderiyor. sonra bir küçük şakacık daha, ağabeyimin ağzından ilahi bir tonda mynet okey kelimeleri dökülüyor.
    amcam durur mu? yapıştırıyor cevabı. öğretsene!
    "allahım niye herkes yapıştırıyor cevabı?" diye ağlıyorum. adaklar, şükür namazları, kur'an tilavetleri, sohbetler... neden yüce rabbim. hamd'ü senalar olsun sana, neden ben? :'(
    warcraft :'(((
    ağabeyim, amcama myneti, okeyi, interneti bir güzel ballandırarak anlatıyor. "burada" diyor "yapacaklarının" diyor "sınırı yok!" "canının sıkılmasına imkan yok!"
    amcam durmuyor pekala, bok varmışcasına daha evvelden yapıştırılmış birkaç cevabı elinin tersiyle hızlıca temizliyor etraftan, yeni cevabını yapıştırıyor! "canım çok sıkılıyor!"

    ağabeyim, truvalılardan sonra yapılmış en büyük ikinci hatayı yapıyor. amcama her şeyi öğreterek, tahta bir atı görkemli surlarımızdan içeriye sokup, bilgisayarın koltuğuna oturtuyor. "içinden amcam çıkacak o atın!" "trojan bu!" diye uyarıyorum ama abim tanrıların büyülerine inanıyor. ilk trojan olarak amcamı tarih hemencecik sarı, kalın parşömenlere kuş tüyünden yapılmış divit ile kaydediyor.

    amcam sabahtan gelip akşama kadar mynette okey oynuyor. akşam eve babam geliyor. voaaay diye komikleşip şakalaşıyorlar. çünkü onlar da birbirinin ağabeyi ve kardeşi. allah böyle yaratmış işte. ama beni, babamın ufak kardeş olarak warcraft'ı sevmemesi en çok yaralıyor. o da amcamın yarım yamalak öğrendiği mayneti, biraz daha yarım yamalak amcamdan öğreniyor. ellerini yumup, suçlamak için kullandıkları baş parmaklarıyla klavyenin tuşlarını dürtüyorlar! durmadan yapıyorlar. bütün tuşlar suçlanıyor. en çok boşluk tuşu suçlanıyor.
    warcraft :'(
    allah bir düzen oturtmalarını emretmiş sanki, günler sabah kahvaltıdan sonra amcamın vardiyayı devralması ve akşam gece 3e kadar babamın vardiyaya başlaması halinde akıyor. gece 3lerde hah! diye tam warcraft'ı bütün kesici aletlerine rağmen bağrıma basacakken, ağabeyim... :(
    ağabeyim dışarıya giderken cep telefonunu alıyor tabii. en sevdiğim zamanlar bu zamanlar. çünkü allah bana kendimi yalnız hissettirmiyor. babam, amcam ve ben aynı şeyi hissederek birbirimize destek oluyoruz. böylece ilk yuvarlak psikiyatri grubunu oluşturmuş oluyoruz.
    sonra ağabeyim geliyor. sanki kansere çare bulunmuş gibi, sanki amcamla babam kurtulmuş gibi. ama benim hastalığım hiv gibi. ben psikiyatri gurubunda tek başıma kalıyorum.
    tek başına yuvarlak oluşturulmuyor. böyle ekstra mutsuzluklar buluyorum kendime.
    günler böyle geçerken, ağabeyimin üniversite zamanı geliyor.
    ağabeyim bilgisayarı topluyor, kutuluyor. ben akşama kadar ve sabaha kadar kutuyu seviyorum. ağabeyim monitörü, kasayı, kutuyu, telefonu, interneti, warcraft'ı alıyor ve bursa'ya gidiyor. bursa çok uzak.
    amcam uğraş bulma işine geri dönüyor.
    babam, evimizi yeniden kurtarıyor.
    ben yine ağlıyorum.

    allah canını alsın isterdim mynet okey, ama senin canın yokmuş mynet. elektrikliymişsin.
    halbuki belanı versin demem gerekiyormuş. bilemedim...

    warcraft :'(