1. Öyle bir illet ki; tam geçti artık ve özgürüm ben dediğin anda "buradayım ben, hiçbir yere gitmedim" diyen ve korku filmlerinde bir türlü ölmeyen kötü karakter gibi karşına çıkar. Ardından ekler: bu sefer neler bekliyor seni bir bilsen!

    Sonrasında dolayısıyla yanıltmacalar başlar. Öyle inanırsın ki gerçeklikten kopmalar başlar ve gerçeklik ile yanılsama arasındaki çizginin bir o yanına bir bu yanına geçip durmaya başlarsın. Asıl insanı yoran da budur. Tamamıyla kopuş yaşayamazsın. Çünkü daha önce de tecrübe etmiş, yanılmışsındır ama yine de inanmaya başlamış, kurgunun içinde yüzmeye başlamışsındır. Algıda seçicilik de bu konuyu tetikler. Her şeyi kendine yorar, kendini herkesin düşman kesildiği biri sanırsın. Taa ki kullandığın ilaçlar etki edip kimyasal dengeyi yani dopamini azaltana kadar. En son; "bu sefer inanmıştım yine kimyasal dengeden dolayıymış" dediğimi hatırlıyorum.

    Kısacası; geçmeyen bir durumdur. Tek iyi yanı atak sonrası "ulan ben neler yapmışım" diye gülmendir. Bu; tekrar önemsiz biri olarak yaşamaya başladığını gösterir. Yani; "bir sonraki atak dönemine kadar rahatsın" dediğini duyar gibiyim. :)

    Son olarak nasıl bir şey oldugunu bilmesem de normal bir insan olmak isterdim. Yani istediğim sadece; berrak bir zihin. Acaba öyle bir zihin var mı?
    #190611 rekoba | 5 yıl önce
    5hastalık