ayfer tunç'un dört öyküden oluşan kitabı. kulzos kitap topluluğunun şubat ayı listesinden seçip okudum. ilk üç öykü güzeldi. kısa öyküler hızla keyifle okundu. yazarın ilk çalışmalarından. daha sonra geliştirdiği zenginlik pek yok ama yine de güzel öyküler. dördüncü öykü'ye başladım ve devamını getiremedim. sorun bende değil, yazarda da değil. can yayınevinde. formalar hatalı bağlanmış, sayfalar karışmış iki ileri bir geri sürekli sayfa çevirmek gerekiyor. masa üstü yayıncılık icat olmadan önce sayfa montajı elle yapılırdı. insan hatası. öykü de tarz olarak üçer beşer paragraftan oluşan parça parça yazılmış bir günce tarzındaydı. konu da oradan oraya atladığı için bir noktadan sonra o sayfa mı, bu sayfa mı, nerede kalmıştık, ne demişti derken baktım gitmiyor. bıraktım. kitabı zor temin etmiştim. baskısı olmadığı için bir sahaf sitesinden aldım. bir ikincisini alma fikri de pek hoş gelmedi. özetle pek de başarılı bir işlem yürütemedim. bu sefer de böyle olsun dedim çıktım işin içinden. kitabı okuyalı epey olmuştu aslında. aklım fikrim korona salgınında olduğunda yazmayı unutmuşum.