yanlış hatırlamıyorsam ilk olarak kadıköy belediyesi tarafından başlatılan kampanyadır. onbinlerce can barınaklarda evlat edinilmeyi beklerken tonlarca para dökerek "cins olsun havam olsun" mantığıyla hareket eden insanları asla anlayamayacağım sanırım. bir canlının maddi değeri ne kadardır sahi? bir köpeğin? bir insanın?
var böyle bir arkadaşım. evindeki sokak kedisini sokağa yeniden bırakıp parayla scottish fold almıştı. bir yıl sonra arkadaşımın çocuğu doğdu, bu sefer de parayla aldığı kediyi sokağa terk etmiş, sonradan öğrendim... arkadaşım değil zaten uzun zamandır...
ne kolay değil mi? karne hediyesi diye alınan minicik canların yaz tatili bitiminde sokağa terk edilmesi. vicdan sonradan sahip olunabilen bir olgu değil, doğuştan geliyor sanırım. ailenin bir parçası gibi davranılan bir canlının bir gün aniden kimsesiz ve asla hayatta kalamayacağı bir ortamda kalıvermesi. yüreğim kaldırmıyor artık...
sırf kendimi rahatlatmak adına her bir ruhun bu dünyaya belirli bir durumu deneyimlemek adına geldiği gibi bir felsefeye kaptırdım kendimi. acı içinde ölen insanları, hayvanları, ağaçları gördükçe kalbim, beynim kavruluyor üzüntüden. onun da yaşaması gereken buymuş diyor geçiyorum gırtlağım acıya acıya.
neyse konu bu değildi...
satın almayın, sahiplenin siz. ama öyle sahiplenin ki ortalama 10-15 yıl ömrü olan bir canlı sizin hayatınızı huzurla paylaşabilsin. bilsin ki başına ne gelirse gelsin onu sokağa terk etmeyecek bir yoldaşı var yanında. bilin ki sizin başınıza ne gelirse gelsin size olan sevgisinden bir gram eksilmeyecek. parayla satın alınan bir şeyin adı sevgi olamaz zaten. olsa olsa hevestir...