aziz kocaoğlu sonrası izmir'de birçok şeyi iyileştirmesi umut edilen ama şimdiye kadar kendi reklamını yapmaktan başka hiçbir halta derman olamayan başkan.
son hizmeti de bu . kendi instagram profilinde paylaştıkları izmirliler'in -özellikle kocaoğlu'ndan sonraki dönemde- beklediği belediyecilik anlayışına merhem olmaktan uzaktı ama bu kadarını da beklemiyordum. kadifekale ve yeşildere yolu'ndaki gecekonduları kentsel dönüşüme sokmak yerine, rengarenk boyamayı hizmet vaadi olarak önümüze sunmasını da unutmadım. sürekli "bisiklet yollarımız nefis" demekten, kocaoğlu döneminden önce de toplu taşımada var olan baykuş sistemini sanki kendisi getirmiş gibi sürekli öne sürmekten, "izmirliler'in ayağına gidiyoruz" mottosuyla birlikte makam aracıyla güya ilçe ilçe geziyor olduğunu söylemekten ve "mahallemizi temizliyoruz" adı altında su faturalarından otomatik olarak ödediğimiz çevre temizlik vergilerini hiçe sayarak göz boyamasından sıkılmış durumdayım. izmir'in gırla büyük sorunu olmasına rağmen, acil çözülmesi gerekenlerin hiçbiri hakkında elle tutulur bir iyileştirme yapmamış olması da cabası. kimi merkezi mahallelerin şehre uzak köy yollarını andıran delik deşik yollarını 1 metrekarelik alanlar halinde asfaltlaması da ne yazık ki hiçbir halta yaramıyor. tınaztepe civarında yaşayanların su basıncı ile ilgili sorunları yıllardır bitmedi. bunun hakkında da açıklama yaptığını görmedim.
özetle; kocaoğlu'nu dahi mumla aratabilecek bir başkan seçmiş olan izmirlilerin pişman olacağı günler çok yakında bence. büyükşehir kadrosunda bulunan ve akraba desteği sayesinde kadroya alınmış sivaslı ve tokatlı personel sayısı, soyer başkan olduktan sonra azalabilir, liyakat ve yeteneğe göre işe alımlar yapılabilirdi. izmir medyasında bununla ilgili birkaç haber çıktı (çoğunlukla yalan asır'da çıktı tabii) ama belediyede çalışanlardan öğrendiğim kadarıyla gerçekte hiçbir şey yapılmamış durumda. varsa yoksa kendi pr'ını yapmaktan bıkmayan bir soyer portresi görebilenlerin de sesi çıkmıyor.
son ulaşım zamlarından sonra 1 kasım'a kadar bir protesto illa ki tertip edilecektir. konak'taki belediye binasının önünde toplanılır, birkaç slogan atılır ve soyer'in kocaoğlu'nu dahi aratması üzerine konuşmalar yapılır. her zamanki gibi bir avuç yılgın insandan biri olarak orada yerimi alacağım. ama genel olarak izmirliler'in zammış, haksızlıkmış, belediyelerdeki uçsuz bucaksız kadrolaşmaymış, gün geçtikçe içinden çıkılmayan bir hal alan trafik sorunuymuş, ulaşım bağlantılarının oldukça yanlış olduğu gene gün geçtikçe ayyuka çıkan izban-izmir metro-tramvay hatlarının yetersizliği ve bazı güzergâhlarının şehrn göbeğine kadar sokulma yanlışlığıymış; bunlar genel olarak izmir'in geneli için önemsenmeyen sorun öbekleri olarak görülecek. su faturasından ilçe belediyelere %20, büyükşehir belediyesine de %10 haraç veren izmirliler'in dışarıdan "çok rahatsınız, ne güzel yaae", içeriden ise "bunun adı dümdüz vurdumduymazlık" olarak görülen duyarsızlığı, "tepkisiz kalarak tepki verdiğini sanma" yanılgısının alevini durmadan harlıyor. öğretmen, 60 yaş üstü ve tam bilet ücretlerine fahiş oranlarda zam yapılmasına rağmen, öğrenci ücretlerinde indirime gidilmesi bile tek başına küfretme sebebiyken (çünkü şehrin öğrenci nüfusu çok fazla ve tepkilerin çığ gibi büyümemesi adına onların gözünün açılmasını engellemek gerekir, değil mi?), yukarıda örneklerini verdiğim sorunlara karşı tek bir hizmet adımı atılmamış olmasına dikkat çekmeye çalışmak da, deveye hendek atlatmaktan daha zor oluyor elbette.
görüneni "halkla omuz omuza başkan", görünmeyeni ise "kendi reklamını yapmaktan bıkmayan, usanmayan bir zat" olan, seferihisar'ı beton bataklığına döndürdüğünü birçok izmirlinin büyükşehir belediye başkanı olduktan sonra öğrendiği soyer'in gittiği yol, yol değil. umarım en kısa sürede, keskin bir dönüşle, laf olsun diye değil, hayatı kolaylaştıran hizmetler yapmaya başlar. ne yazık ki sahilyolunda bisiklete bindiği videolardan başka şimdiye kadar yaptığı hiçbir şey yok.
not: üçkuyular'daki istinye park garabeti de birkaç ay içinde açılacak. işte asıl o zaman trafiğin fahrettin altay meydanı'ndan ta alsancak limanı'na; oradan da çevreyolu izlenerek gaziemir sapağına kadar ne kadar boktan bir hal alacağı görülecek (gaziemir'de de optimum var, malum). gürsel aksel spor ve sağlıklı yaşam merkezi de 2020'nin ilk çeyreğinde açılınca, istinye park gibi hem gereksiz hem de güzergâh olarak oldukça hatalı avmlerin trafiğe bindirdiği yükü daha rahat gözlemleyebileceksiniz. o zamanlar geldiğinde ise, karnınızdan çıkıyormuş gibi anlaşılan mırıltılarınızı stadın gürültüsü altında duymamayı tercih edeceğim.