develer ve köpekler gibi neredeyse 50 milyon yıl önce kuzey amerika'da ilk evrimsellenişleri gerçekleşen, dört ayaklı asalet. bugün akrabaları tapirlerin yaptığı gibi yağmur ormanlarında meyve yeyip dört bir yana koşuşturuyorlardı. sonraları gezegenimiz soğuyup da ormanların yerini devasa genişlikte çayırlarla kaplı düzlükler alınca bu asil hayvanlar da (amerikan atları) değişime uğradı, yeni ortama uyum sağlamanın yanı sıra yönünü asya'ya çevirdi. bugün dünya üzerinde evcilleştirilmiş her at amerikan atlarından (equus caballusa)dan gelmekte. gerçi dünya üzerinde hayatta kalmayı başarabilmiş tek yabani at türü vardır ki o da moğolistan przewalski atı (equus ferus przewalskii)'dır.
hepinizin malumu at, bir bozkır hayvanı. açık otlak arazilerde yaşam mücadelesi veriyor oluşları onları hala etkileyen bir gerçekle baş başa bırakıyor. beslenme... atların gittikçe irileşmelerinin bir sebebi açık otlak arazilerde besin değeri oldukça düşük yiyecekler tüketmek zorunda kalmalarıdır.
düşük besin değerlerine sahip yiyecekler büyük sindirim yolları gerektirir. atlar geviş getirmezler; bu nedenle tek öğünde aşırı beslenmek yerine sık aralıklarla karınlarını doyurmayı tercih ederler. yakın geçmişte birçok taşımacılık ve ulaşım uğraşının yanı sıra, tarım ve daha birçok alanda aktif olarak yararlandığımız atlar hasta olmaya yakın hayvanlardır. özellikle beslenme düzenlerinde oluşan küçük değişiklikler bile ölüme sebebiyet verebilir. bunun nedeni arka bağırsak mayalandırıcıları olan atların yediklerinin, midenlerinde değil bağırsaklarında emilmesidir. her at toksik bitkiler, besin değeri yüksek yeşillikler ve küflenmiş otun yanı sıra alışık olmadığı diğer besinleri tükettiğinde kolik olabilir, hatta ölebilir bile.
atın özellikle bizim gibi kültürlerde yeri av ve avcılıkla, savaşlarla belirlenmiş, yüksek bir saygı duyulmuştur. ama atların avlarda kullanılması onların doğal ortamlarında birer avcı değil av olduklarını değiştirmiyor. bozkır yaşamında en iyi savunma hızdır. hızın yanı sıra atın gözleri bu sebeple büyüktür. avcı düşmanlar... kara memelileri içerisinde en büyük göze sahip hayvanlar atlardır; 360 dereceye yakın tam panoramik bir görüntü sağlarlar. tanımadıkları herhangi bir nesne kaçmalarını tetikler. fakat bozkırda hızın dayanıklılık olmadan bir önemi yoktur. uzun mesefaleri kat edebilen yırtıcılar varsa, hızlı olmanın yanı sıra dayanıklı da olmalısınız. - tabii du dediğim bir at için geçerli. biz insanlar böyle bir durumda masum masum yenmeyi beklesek iyi olur. - bu sebeple atların bacakları gittikçe güçlü ve dayanıklı bir hal almaya başlamıştır. bu da daha yavaş kalkış hızı demektir. standart, sağlıklı bir at ile yine normal ve sağlıklı bir insanın 100 metre yarışında insanın kazanması ancak 45-50 metre kadar önden başlarsa mümkün olabilir.
tüm bu küçük detaylar bu asil hayvanlarla ilk iletişimimizin onları evcilleştirmek yerine, onları yemekle gerçekleştiğini az buçuk açıklayan şeyler... 500 bin yıllık en eski avrupalı insan fosili olan boxgrove adamı'nın yanında öldürülmüş bir at fosili bulunmaktaydı. son buzul çağının sonları yaklaştığında bu asil ve karizmatik hayvanlar anavatanları olan amerika' da nesilleri tükeninceye kadar avlanmışlardı. işin ironik tarafı; modern atlar avrupa'dan amerika'ya gittiğinde amerikalıların bu hayvanları tanımıyor oluşuydu. elbette atları bilen medeniyetler ve milletler vardı fakat çoğu için tek hayvan lamaydı. bu, inkalar'ın at üzerindeki ispanyol askerlerini tanrı sanmasını gayet doğal şekilde açıklıyor. ne yazıktır ki; ispanyolların inkalar'ı soykırımla yok edişi birkaç bin standart asker ve 25-30 at ile olmuştu.
amerikan yerlilerin modern atlarla ilk tanışması 1492 yılında cortez ve ispanyol birliklerinin kuzey amerika'ya gelişleriyle oldu. bu zamana kadar amerika kıtasında ulaşım için köpekler kullanılırken bu yeni, garip ve ulaşım için kullanılan hayvana "büyük köpek" demek gayet mantıklıydı.
atlar... bu karizma abidesi hayvanları ne zaman yemeye başladık ya da onları binmek için kullandık? bu konuda uzlaşılamıyor. muhtemelen farklı coğrafyalarda, farklı kültürlerle birleştiler ve değişikliğe uğradılar. fakat, bu konuda bilinen eski kanıtlar var. kanıtların işaret ettiği yer ise tekerlekten çok öncesinin (yine bilinen ilk tekerlekten), yani günümüzden 6000 sene öncesinin ukrayna'sını işaret ediyor. bu tarihten sonra ne savaşlar eskisi gibi olacaktı ne de atın doğal evrimi insandan uzak...
son olarak atların kültürlerdeki yerlerine, konumlarına eğilmek önemli olur sanırım. moğolistan' dan çin'e, kelt avrupası'ndan eski mısır'a atlar hayatın, kültürel ve günlük yaşamın vazgeçilmezleri oldular. rolleri günümüzde giderek azalsa da atlara duyulan önem bazı kültürlerde hala aynı seviyelerde. geçtiğimiz on, on beş yıl öncesinde amerika birleşik devletleri ve özellikle büyük britanya'da para (kar) ve zevk için 10 milyondan fazla at besleniyordu. bugün bu sayı artışı daha çok ortadoğu ülkelerinde mevcut. bu 10 milyon at, 60 milyar pound demek; günümüz parasıyla 420 milyar türk lirası... (iyi para *) bu para, birçok ülkenin gsyh'sini tokatlamakta...