1. 'nin yönetip senaryosuna fransız oyun yazarı ile katkı sağladığı, reza'nın isimli oyunundan uyarlanan, 2011 yapımı film. 'nun bu ayki film listesindeydi (). kendi izleme listemde de uzunca bir süredir duruyordu, aradan çıkardığıma sevindim.

    11 yaşındaki iki çocuğun arasında çıkan kavgadan sonra, iki tarafın ebeveynlerinin "ne yapacağız bu sorunu?" konusunu masaya yatırmalarını izliyorsunuz. film tek mekanda geçiyor ama bu tek mekan tek bir sahne ve kadrajdan oluşmuyor. temel olarak bir apartman dairesinin içinde ve bu dairenin kapı önünde geçiyor demek daha doğru olacaktır (polanski'nin amerika'ya girişinin yasaklandığı yıllarda olduğu için paris'e yakın bir yerde çekilmiş). 4 yetişkin bireyin, çocuklarından dolayı tartışmaya başlayıp ne kadar içlerini açabileceklerini, kendi "gerçek" karakterlerini gizleyen maskeleri birer birer hangi boyutlarda ve -tabii ki- ne kadar süreyle kaldırabileceklerini ve ilk kez birbirini görmüş, daha henüz tanışan insanların ön yargılara gömülmüş bakış açılarının önemsizmiş gibi görünen sebeplerle birlikte ne kadar tuzla buz olabileceğini gözlemliyorsunuz. kişilik çözümlemelerine dalmış filmleri sevmeyen izleyiciler için tercih sebebi olmayacağını düşünüyorum. oyuncu kadrosuna bakıp filmi izleme kararı vermeyin bence.

    polanski'nin düşüncelerine yönelik bir oyun seçilmiş (film değil, oyun; evet). şiddetin baskın olduğu bir dünya'da modern tabirle "gereksiz duyar" kasmanın sıradanlığıyla ilgili güzel doneler var. 'ın canlandırdığı "penelope" karakterinin dünya'ya bakış açısını "batı'nın gelişmişliği" saydamlığına büründürdüğü sahnelerin, hümanist bakış açısıyla çevresindeki her şeye bakanlara ders niteliği taşıdığını düşünüyorum. aynı kitle içinde kendim de yer aldığım için filmi izlerken, eleştirileri suratıma yediğimi fark ettim. orijinal metnindeki burjuva fransız bakış açısını amerikanlaştırmayı müthiş bir gerçekçilikle başarmış "michael" karakterini canlandıran 'nin, özellikle filmin ortalarından sonra şaha kalkan performansı nefis. sadece "penelope" ile tartıştıkları ve yaklaşık 10 dakika kadar süren sekans "düz adamın entel hatunla savaşı" başlığıyla yansıtılsa sırıtmazmış. işle alakalı değilse çevresindeki hiçbir şeyi umursamayan "alan" karakterini canlandıran da avusturya aksanını perdelemek için dil eğitimcileriyle çalışmış ama birkaç yerde fena halde almancaya benzeyen bir ingilizce kullanıyor. filmi didik didik incelemezseniz göze batmıyor bu durum. 'ın canlandırdığı "nancy" karakteri ise, filmin dengesini bozan bir karakter. tartışmalara karşı "aman ali rıza bey, tadımız kaçmasın"cılık oynayan, elit, maddi gücünü eşinden almayan kadın rolü için winslet'ın cuk oturan bir seçim olduğunu filmi izlemiş olanların hiçbiri yadsayamayacaktır.

    "tek mekanda geçiyor, sıkılırım ben" diye düşünürken, fena halde hoşuma giden bir polanski filmi izlemiş oldum. bütçesini oluşturan yaklaşık 25 milyon doların büyük kısımının filmin görünen oyuncularına harcandığını görmezden gelirseniz, carnage'ın oyun halini de izlemeye can atabilirsiniz. ben şimdiden türkçe olarak oynanan bir hali olup olmadığını araştırmaya başladım. 'ı bu filmdeki haliyle "nancy" olarak görmeyi çok isterim. tek mekan diye korkmayın, "polanski var abi, bana gelmez" diye düşünmeyin. zaten film 1 buçuk saatten kısa sürüyor.

    fragman
    #154541 lake of the hell | 6 yıl önce
    5film