Tam adı Edouard Leon Cortès olan post empresyonist ressamdır. "Resmin Parisli şairi" olarak anılır. (Resimleri şiir gibidir gerçekten). kendisi ise kendini "resimden ve resim için doğdum" diye tanımlar. Kendisi popülerleşmeye pek sıcak bakmayan, mütevazı, kendi halinde biridir. Resim hayatının tek odağı olmuştur. İki dünya savaşı görmüştür, savaşın tüm acılarına rağmen Paris'i en güzel haliyle ve tüm ışıklarıyla resmetmeye devam etmiştir. 1969 yılında ölmüş ve son zamanlarına kadar resim yapmaya devam etmiş olsa da resimleri nostaljiktir, zamanın bir noktasına takılmış gibidir. Bunu ikinci dünya savaşının yıkıcı etkilerini yaşamış Paris'i o eski,güzel ve huzurlu günlerindeki gibi hatırlamak istemesine bağlar. Bir bakıma anılarındaki Paris'i çizmeye devam etmiştir. Cortes, özellikle son 20 yılda epey popülerleşmiş, resimleri sokak tezgahlarında bile satılmaya başlanmış. Bir ressamın resimlerinin gündelik hayatın bir parçası haline gelmesi muhteşem bir şey bence.