aylık 4 bin lira market alışverişi yapan haneye 25 kuruşluk bedeli tabii ki koymayan, son 2 aydır kredi kartına domalmaktan, cebinde kağıt para taşıyamamaktan dolayı iflahı cehenneme yollanmış insan için ise maliyeti, doğaya zararı, kullanım ömrü, "yasak eşya" olması hiç de bi' tarafında olmayan eşya. ayrıca, poşet denildiğinde, aklına buzdolabı poşeti gelen benim gibi insanlar için doğrusu budur: (bkz: plastik torba)
alışveriş yapmak için kendisine daha yakın diye sürekli marketi tercih eden, evinde kullandığı eşya ve gıda saklama malzemelerinin büyük çoğunluğu yoğun oranda plastik içermesine rağmen (saklama kapları, küçük poşetler, vakumlu giysi poşetleri gibi), bunu umursamayan; konu 25 kuruşluk poşete geldiğinde ise cengaver kesilip "tabii abi"ci bakış açısını ortalığa kusan vatandaşlara sahip bir ülke için son zamanlarda hep şunu diyorum: svihs. 15 liralık kullanıma sahip 95 liralık faturaları öderken bi' şey yok; eren erdem gibi insanlar yüzlerce gün hapis yatıp tahliye edildikten birkaç saat sonra haklarında yakalama kararı çıkarıldığında tık yok; dolar arttı diye diş macununa bile 4 kat zam yapan, dolar düşünce aynı 4 katlık farkı kapatmayan esnafı görünce ses yok; izmir gibi büyük bir şehrin yaklaşık 500 bin insanın yaşadığı bölgelerinde 2 gün boyunca su kesintisi olduğunda "aman rıza bey, ağzımızın tadı kaçmasın"cılık; üniversitenin kampüsüne pompalı tüfekle girebilen barzolara değil, kampüsün içinden geçip hemen arkasındaki ikea'ya alışverişe gidene "git, otobüs kullan" dendiğinde tek bir karşıt eleştiri yok; ülkenin asgari ücretle hayatını devam ettirip haysiyetini de ayaklar altına aldırmadan yaşamaya çalışan insanlarından olmak zaten hemen hemen mümkün değilken, "faturayı 2 gün geciktirmişsiniz" denilerek su sayacın sessizce sökülsün, bunu fark edip borç harç faturayı yatır, "ne zaman sayacı takmaya gelirler?" diye sorduğunda "akşam 6'dan sonra" cevabını al, sayacı takmaya da hırsız gibi gelip gitsinler, sayaç sökücülere de laf edeme, kursağında kalsın tonlarca laf. benim son birkaç aylık hayat sürecimin bu özetinde, plastik torbanın 25 kuruş olmasıymış, mahalle pazarı yerine marketlerin fahiş fiyat politikasına gık diyemeden (ve hatta marketleri överek) alışverişini buralardan yapan vatandaşmış, öğrencisi tarafından öldürülen gencecik öğretim görevlisiymiş; bazen hiç umurumda olmuyor.
gerçekten de, içindekilerle birlikte bu ülkenin tamamına svihs. her boka vicdan yapan, yere düşen teyzeyi, amcayı kaldırmak için olay yerine koşturan ülke insanlarının nesli çoktan tükendi (ve hepsi sadece ellerindeki telefonla bu kadar ilgileniyorlar). devir evde eleştirip sokakta onaylama devri. o yüzden, üçüncü ve son kez: svihs.