Dede

  1. 1
    dede, babanın babası ya da annenin babası. ben anne tarafındaki olan dedemle tanışamadım ama baba tarafı sağolsun 3 nesle yeter dedelik yaptı.

    dede sorumluluğu öyle anne baba gibi değil tabi. daha radikal daha harbi bir görev tanımı var. sonuçta vaktinde babana şamar atmış bir adamdan bahsediyoruz. heykelini yapsan taşşağına beton yetmez yani.

    zaman garip kavram, dokunduğunu değiştiriyor, mutlaka her şeye dokunuyor ve hiçbir şey eskisi gibi olamıyor tekrar. aynı nehirde bir daha yıkanamıyor insan. bu vicdansız zaman benim dedeme de dokundu. bambaşka biri artık. alzheimer olmasının da etkisi var elbet ama alzheimer sanırım hastalıklar arasında nispeten en tatlısı, en komiği.

    kendi üst katındaki daireyi satın almak için sahibine 700 tl teklif etti. sıkı bir pazarlık ile 1000 tl'ye anlaştılar. daha sonra orda oturanları kendi kiracısı yaptı iki haftada bir 700 tl istiyor, tam bir çılgın. babaannem bu tezgahı devam ettirmek için kiracı rolündeki adam 700 tl veriyor o da gidip kira diye dedeme veriyor. aynı 700 2 haftada bir döngüsünü tamamlıyor. babaannemden 25 tl aidat istemişler, ortalığı ayağa kaldırdı dolandırdılar seni diye o adam yönetici değil diyor. babaannem tribe giriyor ben bilmem bilmem kaç çocuk büyüttüm diyor aradaki bağlantıyı kuramıyoruz, bir sessizlik oluyor. dedem pijamasının ön cebinde her an 1000 tl ile geziyor evde. sanırım başka daireleri de satın alacak. satılık arsa görürse telefonla arayıp mükemmel fiyatlar teklif ediyor. donanım haber ölücüleri dedeme aynştayn diyor.

    babaannem ile küçük yürüyüşler yapıyorlar. birileri babaanneme bakınca sana niye baktı o adam diye kıskançlık krizlerine giriyor. genç kızlığımda kıskanmadın yeni mi !aklın başına geldi¡ hüseyin diye karşılık veriyor. ince görüp alzheimer oluşu üzerinden laf mı sokuyor bilemiyorum. zaten sürekli atışıyorlar, arabayla yolculuk ediyoruz misal. yolu sana kim tarif ediyor nenen ediyorsa ona güven olmaz diyor. tipe bak ya resmen iş olsun diye kavga ediyor. babaannem ordan afkırma (havlama) diyor. bir rahat durmuyorlar. 5 dakka geçmeden sen küçüktün bisiklete biner babanneni peşine takar koştururdun onu diyor, sanırım orda ufak bir nostalji ile gönül almaca var. benim üzerimden romantizm yapıyor resmen. az ekmeğimi yemedin dede. sonra eve dönüyoruz direk uyuyor. yarın gireceği yeni maceralar için güç topluyor.

    zaman nasılsa ona gene değecek ve değince değişecek. daha fazla değişme dede, bir değişiklik olsun zaman değişsin bu sefer.

    Not: bunu yazdığımda dedemle en azından dikili'ye çay içmeye gidebiliyorduk, giydiğim pantolonun paçasını yaptırmayışım devlet meselesi olabiliyorDu. Bir değişiklik olmadı ve zaman değişmedi. Boş beleş umutlarmış işte.
     
  2. tümünü göster