mihail gorbaçov ve boris yeltsin'le birlikte sovyetler birliği'ni parçalayan kilit isimlerden biridir. ölünün arkasından konuşmak gibi olmasın ama yüzünde meymenet yoktu ve üçkağıtçılık, şerefsizlik adeta paçalarından akıyordu bu abinin. eli yüzü düzgün olmasına rağmen ruhunun çirkinliği yüzüne vurduğu için son derece antipatik bir görünümü vardı, lakin halk kitleleri siyaset cahili olduğundan popülistlik yapıp milleti tavlamayı beceriyordu.
putin ve medvedev'in üstadı, akıl hocası idi, onları siyasete sokan da bizzat kendisidir. sobçak petersburg belediye başkanıyken putin ve medvedev'i yardımcı olarak yanına almıştı. sobçak efendi hakkında yolsuzluktan soruşturma açılınca apar topar paris'e kaçtı ve putin siyasette yükselip davaları düşürene kadar da geri dön(e)medi. bunlar zaten wikipedia'da mevcut olan bilgiler. şimdi gelelim az bilinen elementlere. bu amcam 1989-1990 yıllarında yapılan sscb parlamento tartışmaları sırasında kürsüye çıkıp bala göte millete iftira ve hakaretler savurmuş. (o efsane halk temsilcileri kongresi tartışmalarında cengiz aytmatov, andrey sakharov gibi isimler de uzun uzun konuşuyor.)
bunlardan bir tane video var ki tam ibretlik (linki az aşağıda). 14 dakikalık videonun ilk 6 dakikasında sobçak efendi kürsüye çıkıyor, komplo teorileri üretiyor, hükümeti yolsuzlukla suçluyor. parlamento gensoru önergesini kabul etmediği, attığı iftiralar iplenmediği için de bozuk çalıyor bir yandan. konuşmasının sonunda "rusya parlamentosunda yakut ve adıge yoldaşlar olmalıdır, onların rusya'yı temsil etmediği parlamentoya ben karşı çıkarım" diye popülizmin dibine vuruyor.
6:05 gibi devrin başbakanı rıjkov çıkıyor, efsane bir tiradla sobçak'a kapağı taktıktan sonra artık canından bezdiğini belirtip isyan bayrağını açıyor. tek kelimesini anlamasanız bile kim dürüst, kim üçkağıtçı ayna gibi net. bunu kime gösterdimse 'vay be ikinci adam çok içten, kalpten konuşuyor, ilk konuşan da sinsi şerefsizin biri' şeklinde yorum yaptı. sobçak'ın rıjkov hükümetine yolsuzluk iftirası attıktan birkaç sene sonra kendisi hakkında yolsuzluktan dava açılınca tası tarağı toplayıp ülke dışına kaçtığı bilgisini de işin içine katarsak taşlar yerine zınk diye oturuyor. tam anlamıyla ders niteliğinde bir video. başbakan rıjkov konuşması bitince elindeki kağıtları kürsüye vurup "spasiba!" diye karizma bir şekilde noktalıyor, ortalık alkıştan yıkılıyor, zatı şahaneleri hem sürreal derecede namuslu adammış, hem de efsane işlere imza atmış. mitoloji figürü gibi mübarek. (bkz: nikolay rıjkov)
video linki: www.youtube.com/... (ingilizce ve türkçe altyazı var)
iki video daha var 10 saniyeden az. birincisinde sobçak bütün çirkefliğiyle saldırıyor. tam o sahnenin başladığı yerden link: youtu.be/...
bunda altyazı yok anlatayım. hazret kürsüye çıkıyor, kulak tırmalayan cart sesiyle son perdeden gazele başlıyor.
"ilk olarak nikolay ivanoviç'e (rıjkov) hatırlatmak isterim ki, biz halk temsilcilerini halk seçti, bizler de halk temsilcileri olarak başbakanı seçtik ve onayladık. bu yüzden nikolay ivanoviç, bu yüzden nikolay ivanoviç.... (kamera rıjkov'u gösteriyor, yüzündeki ifade: "hasbinallah.... çattık belaya!") ...bana konuşmak için fırsat verin sonra yorumunuzu yapın, tartışın kararınızı verin..." rıjkov kameraya bakıyor, yüzünde "nelerle uğraşıyoruz görüyorsunuz işte" ifadesiyle.
ikinci sahnede bir bayan vekil çıkıyor ateş püskürüyor: youtu.be/... "sobçak gibiler insanlara hakaret edebildiğinde, sobçak gibiler sayesinde bugün birlikte yeniden inşa edebileceğimiz dürüst, namuslu, vicdanlı insanlar geride kaldı!"
bu video sobçak'la röportajlar da barındırıyor, bayağı enterasan. ölümden korkar mısınız diye sorduklarında roose bolton mavisi gözleriyle kameraya bakıp "nyet!" diyor, filmlerdeki kötü adamlar gibi tam. youtu.be/...
parlamento tartışmalarında rıjkov dokunsan ağlayacak gibi bir ses tonuyla isyan ettiği için sobçak anılarını yazdığı kitapta ona bir mayakovski şiirine atfen 'ağlayan bolşevik' diye isim takmış. (link verdiğim ilk videoda görülüyor, sinirden ağlayacak gibi.)
"bir zamanlar vladimir mayakovski 'ağlayan bir bolşevik' hayal edemezdi. sabık, mızmız başbakanımız kendini bolşevik olarak görüyor mu bilmem ama müzede sergilenmeyi hakediyor. nikolay ivanoviç'in şahsında bütün nomenklatura bugün ağlıyor, sadece kısmen timsah gözyaşlarıyla."
mayakovski şiiri mısrası "müzeye ağlayan bir bolşevik koysalar", ona atıfta bulunuyor. vay arkadaş, adamların şerefsiz üçkağıtçı iftiracısı bile mayakovski şiiri referansıyla hakaret ediyor ya... dükkanı kapatıp gidelim biz. bunun kızı da rusya'nın paris hilton'u olarak bilinen kseniya sobçak. pedere çok fazla çekmemiş neyse ki.
sobçak 2000 yılında putin'in seçim kampanyasına yardım etmek için seyahat ettiği sırada şaibeli bir şekilde hayatını kaybetti. dul kalan eşi medyaya verdiği röportajlarda suikast olduğunu ima ediyor, kendisi parayı bastırıp otopsi yaptırmış ve raporu halka açıklamamış, rusya dışında bir yerde saklamış. bunu bir nevi sigorta olarak yaptığını söylüyor. sobçak'ı putin'in infaz ettirdiği iddiaları var ama bunlar son derece gülünç. cenazede putin'in gözleri ağlamaktan şişmiş ve kıpkırmızı olmuş haldeydi (o cenazeden sonra bir daha o halde görüldüğü vaki değil), sobçak'ın dul eşiyle de gayet canciğer idi. daha sonra sobçak'ın hatırasına anıt dikip 90. yaşgünü için anma töreni yaptı. işin ilginci putin dayı sobçak'ın kanlı bıçaklı kavgalı olduğu rıjkov'a da çok hürmet eder, beyin takımında bulunduruyor nasihatlerini dinliyor, 2 kez de büyük madalya taktı ona.
rus siyasetinin bizans saray entrikalarından geri kalır yanı yokmuş, onu anladık monşer.