Şu Hayatta umudu kalmayan beni bile umutlandıran güzel bir yıl olacak, olmalı. Olsun çünkü. Neden olmasın? 2020, her konuda benim yılım olacaksın. Hiçbir yeni yıla ümitli girmedim, bir de böyle deneyelim bakalım.
1999'dan 2000 yılına girerkenki o "milenyum çağı" hissi halen gelmedi. 20 yıl, dile kolay. Oğlumu askere gönderecektim bu yıl. Arabalar uçsun falan demiyorum ama ne bileyim ya, iki bin yirmi ulan. "bugünden itirbaren saymaya başlıyoruz" dediğimiz günden beri geçen iki bin yirmi yıl, dile kolay.
ama biz ancak son birkaç yüz yılda gelişmeye başlamışız, insanlık olarak. geçiniz efendim.
milenyum'a gireli geçen 20 yılda, milenyuma gelene kadarki 2 bin yıldan daha fazla gelişme kaydetmeliydik insanlık olarak.
biz diyoruz ya silikon vadisi yok bilmem ne. çöp hepsi, çöp.
o kadar boş beleş işlerle uğraşıyoruz ki, elektrikli arabaları, mikro işlemcileri "bak bak insanlar neler yapıyor" diye neleri referans gösteriyoruz. "adamlar uzaya çıktı" diye medeniyet övüyoruz. iki bin yirmi yılındayız. olmamız gereken bir kaç bin yıl gerideyiz.
bak, zaman makinesi icad edilse nerelere gidiyoruz? 30-40 yıl gerilere.
lan manyak mısın? bilmediğin tarihe gitsene? zaman, en başından beri var değil miydi? bilmediğimiz tarihlere gitsene? birileri duvarlarına duvar takvimi asmadı diye gidilmez diye kim demiş? zaman makinesi nerden bilecek hangi zamanın var olmadığını? çok kızdım şu an ya...
ama anladığım kadarıyla biz hep aynı kafada olacağımızdan, bundan üç bin iki yüz yıl sonra zaman makinesi icat edildiğinde insanların gelecekleri, merak edecekleri, gelmek isteyecekleri yer burası olmayacak. belki kendilerinden (hadi onlar biraz daha akıllı olsun) 400-500 yıl öncesi. en azından şundan emin olabiliriz, gelecekte zaman makinesi icat edildiyse bile buraya, bizi ziyarete kimse gelmedi, gelmeyecek.
şimdi buralara niye geldik, neden geldik? bakınız sanayi devrimi, tarımda makineleşme falan filan.
bir ürünü üretmek için kullanacağımız beden gücü belliydi. köylerden bir kaç deli dedi ki. siktiret kardeşim, ben bu tarlaları kazmayla eşe eşe nereye kadar? bir kaç sene tarlasında ürün yetiştirmek yerine abidik gubidik işlere akıl yordu. sonra sabandır bilmem nedir, hayvanı kullanmaya başladı. akıllı köylüler yine her zamanki gibi kazma kürekle uğraşırken bizim deli 3 günde hayvanla çözdü işi. sonra başka deliler dedi ki bu böyle olmaz.
her alanda başka başka deliler bir şeyler icat ediyordu. tembellik almış başını gitmiş. bizim deli, öbür delinin ürettiği makineden feyizlenip hayvandan daha efektif bir şeyler peşine düştü. traktörler falan.
fabrikalar da bu deliliklerin eseri. sırf paketleme yapmak için fabrikalar kuruldu, hep delilikten, ve de tembellikten. sonra daha çok fabrika, daha fazla delilik, daha az insan gücü, daha çok üretim.
insanlar bunu sevdi. savaşlar da delilikleri besledi. silah teknolojisi, askeri araç teknolojisi, hatta iletişim teknolojileri. hep bu deliliğin ve tembelliğin eseri. farkında olmadan tembelliğimiz dünyanın gidişatını etkiledi. elimizde kazma-kürekle milyonlarca yıl yaşayabileceğimiz dünya gezegeni için bu gelişme neticesinde yüz yıllar saymaya başladık; ne kadar daha yaşabileceğiz içerisinde diye.
gelişmeye başladığımızdan beri her yıl artan bir ivmeyle, kartopu gibi geliştik. dün öğrendiğimiz yeni bilginin ve dünyadaki iletişim hızının sayesinde.
işte, milenyum'dan bu yana 20 yılda bu kartopunun çok çok daha büyük olması gerekiyordu. tembellik, artık taa ilk baştaki ham haline döndü. eskiden, bir işi daha kısa zamanda ve daha kolay yapabilmenin yolunu arayan tembellik, şimdi "amaaannn" moduna döndü. halbuki şimdi şöyle düşünüyorum; 2200 yılında görecek olduğumuz teknolojiyi 2020 yılında görmeliydik. diğer bir ifadeyle 2020 yılında görmemiz gereken teknolojiyi 2200 yılında ancak görebileceğiz.
gelecek tembellikte. ama onu bile beceremiyoruz artık.
*** iki bin yirmi. yazıyla yazması daha kolay.
takvimlerin bu rakamları gösterdiği zaman diliminde; geçen yıl haberlerde gördüğümüz kötü, acı, utanç verici herhangi bir şeyin tekrar etmemesini diliyorum. dileğim kabul olursa seneye de aynısını dilerim. olmayacak dua işte; amin.
Bir yandan bir ittihatçı'nın sandığı isimli kitabı okuyorum, bir yandan Mustafa Kemal Atatürk'ün İsmet İnönü'ye yazdığı mektubu... Bu topraklar daha da çıkmaz duruma ne zaman düşmüştü ki? Timur geldiğinde mi? Kavalalı Mehmet Ali'nin isyanında mı? Lale devri? Moğol baskısı?
Sayısız cana, hayata, emeğe, ter, kan ve göz yaşına binbir zorluklarla kurulan o kadar getirisi olan fabrikalar, tesisler, topraklar, tarım, hayvancılık... Hepsi elimizden tek tek kayıp gidiyor ve bağımlılığın da ötesinde köleliğe doğru sanki "efendilerinin kırbaçlarını sırtında hissederek koşan uruklar gibi" koşuyoruz...
Ne garip, her yeni yıldan yine de umutluyuz. Önceki seneden daha çok kaybedecek bir şeyimiz elimizde kalmadığı için mi acaba?
Şamanlık genlerinden gelmiş olsa gerek, ilginç tarihlerde, ilginç dönüşler hissediyor olmak. Hilafetin kalktığını düşünmeyi bile düşünemeyecek bir ülkede, hilafetin kaldırılması gibi.
Güzel senelerin başlangıcı olur tüm ülkem insanları için.
Şimdilik son bombası Hizbullah'ın Afganistan'da içinde cia'nın İran operasyon şefinin olduğu bir uçağı düşürdüğünü açıklaması olan yıl. Teyit yok açma doğruysa teyiti de olmaz gibi sanki..
hemen her yıl olduğu gibi şamar oğlanı ilan edilen yeni yıl. gerçi artık pek yeniliği de kalmadı, nitekim birinci ayı bitmek üzere.
iki tane yirmiden oluştuğu için ben seviyorum şahsen. ki zaten insanlığın saçmalıkları zamandan ve mekandan bağımsız. bu olanlar için onu suçlamak, ayağını vurduğun sehpayı suçlamaktan farksız... (içimdeki @morgase: thank you captain obvious)
ama şu da var, üst üste o kadar çok saçma sapan şey oluyor ki, insanın yazası bile gelmiyor. bilemiyorum.
- Elazığ ve Malatya depremi, - Van-Bahçesaray çığ felaketi, - Sabiha Gökçen Havaalanı'ndaki uçak kazası, - İdlib şehitleri, - Korona virüsünün ülkemiz sınırlarına girmesi, Şimdiye kadar pek iyi başlamadı. Bari bundan sonrası güzel geçse...
ilk 3 ayı itibariyle beklenmeyen ölümler, depremler, savaşlar, çığlar, virüsler, ekonomik krizler ve çekirge istilalarıyla başlayan, miladi takvim esasının içinde bulunduğumuz 366 günlük (artık yıl) zaman dilimlerinden biri.
yılın kalan 9 ayında sırasıyla: uçan dev yarasa saldırıları, zombi salgını ve kapanışı uzaylı istilasıyla bekliyorum.
işin garibi, yukarıda trollük amaçlı bahsettiğim şeyler artık fazlasıyla gerçekçi görünüyor...
beklenen oldu. evrene gönderdiğiniz mesajlara dikkat edin demedim mi size? ülkeye göktaşı düştü işte. Erzurum, Erzincan, Tunceli, Sivas, Bingöl, Diyarbakır, Elazığ, Ordu ve Trabzon’dan herkes panik içinde telefonlara sarılmış. bir parlamanın ardından patlama geldiğini bildirmişler. yani onca ilden tek bir göktaşı nasıl görünüyor benim kedi aklım almıyor. kulzos'un uzman astronomu @kokosh'u göreve davet ediyorum. * ama tam olarak düştüğü yer belirlenememiş. araştırmalar sürüyormuş.
Türkiye Meteor Takip Sistemleri Projesi Yürütücüsü de olan Doç. Dr. Ünsalan, "Tipik bir meteor olayı. Erzurum'a yakın bir yerden bahsediyoruz. Bir tepede büyük bir parlama görüyorlar. Erzurum'dan Artvin'e doğru gittiği görülüyor, Artvin tarafından da yüksek ihtimalle Soçi tarafına ya da Gürcistan tarafına doğru düşüyor. İlk belirlemelerimize göre denize de düşmüş olabilir diye düşünüyoruz. Arkasından da 2-3 dakika içinde de patlama sesi geliyor o da tipiktir." şeklinde bir açıklama yapmış.
şuradan farklı illerden toplanmış görüntülere ulaşabilirsiniz. *
bugün cumhuriyet gazetesinde yayımlanan bir köşe yazısı ile hatırladığımız üzere, aslında başlarken "beethoven anma yılı" olarak şereflendirilmişti, neye niyet, neye kısmet.
Öncelikle Uzun Bir Yazı Olabilir Kaynak olarak İse (bkz: isover2020) Bu Kaynaktan Yazacağım Eğer Sonraki Aylar Eklenirse Onlarıda Yazarım.
Anlam Kaybı Olabilir
Ocak Ayı
Avustralya ormanlarının% 20'sinden fazlası orman yangınlarında kayboldu.
ABD'nin İran'a yönelik saldırısından sonra III.Dünya Savaşı zorlukla önlendi.
Afrika, benzeri görülmemiş çekirge sürüleri ile boğuşuyor.
Şubat ayı
İngiltere, Avrupa Birliği'nden çekildi. [>]
Antarktika kıtası 18,3 ° C'ye (64,9 ° F) kadar ısınırken Dünya tüm zamanların rekorunu kırdı.
Hindistan'ın Yeni Delhi kentinde Müslüman karşıtı ayaklanmalar patlak verdi ve onlarca kişi öldü.
Gizemli bir salgınla ilgili alarmı ilk ortaya atan Çinli doktor Li Wenliang, COVID-19'dan ölür.
Mart ayı
COVID-19 küresel bir pandemi ilan edildi. Yüzbinlerce kişi öldü.
2020 Tokyo Olimpiyatları, COVID-19 nedeniyle ertelendi.
Uluslararası seyahatte olduğu gibi küresel kamu hava trafiği de durma noktasına geliyor.
Nisan Ayı
Mekke, Ramazan'a rağmen ürkütücü bir şekilde boş duruyor.
Pentagon, UFO görüntülerini yayınladı.
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki beyazlar saçlarını kestirmek için ayaklanıyor.
Çernobil çevresindeki ormanlarda bir yangın, serpinti radyasyonunun 20 kat artmasına neden oluyor.
Mayıs Ayı
Eurovision Şarkı Yarışması iptal edildi.
Daha önceki çekirgeler şimdi Hindistan ve Pakistan'ı kasıp kavuruyor.
Amerika Birleşik Devletleri'nde George Floyd'un polis tarafından öldürülmesi küresel protestolara ve isyanlara yol açtı.
Haziran Ayı
2018'den beri hiçbir vaka bulunmayan Kongo, Mbandaka'da yeni bir Ebola salgını ilan edildi. [
Küresel ısınma Rusya'da 20.000 ton dizel yakıtın dökülmesine neden olarak Arktik nehrini kırmızıya çeviriyor.
Hindistan ve Çin arasındaki sınır anlaşmazlığında 40 yılı aşkın bir süredir yaşanan ilk ölümcül çatışma oldu
Kuzey Kutup Dairesi, bu yıl 37,7 ° C'de (100 ° F) yeni ısı rekorları kıran Antarktika Dairesine katıldı.
Temmuz ayı
Çin, tartışmalı ve gizli Hong Kong yasalarının özgürlükleri ve özgürlükleri sınırlamayacağını iddia ediyor.
Alışılmadık derecede şiddetli muson yağmuru ve sel, Asya'da milyonlarca insanı yerinden ediyor.
Dolandırıcılar Twitter'ı hackliyor ve büyük hesaplardan bir Bitcoin dolandırıcılığı yayınlayarak 110.000 $ çalıyor.
Ağustos Ayı
2700 ton amonyum nitrat patlayarak Beyrut, Lübnan'ın büyük bölümlerini düzleştirdi.
Petrol sızıntısı, Mauritius resifleri yakınlarında nesli tükenmekte olan nadir flora ve faunayı tehdit ediyor.
Belarus devlet şiddetine ve sansüre karşı protestolar, devlet şiddeti ve sansürle karşılaştı.
ABD hapishanesindeki köle işçileri, yaygın orman yangınlarıyla mücadele edemeyecek kadar COVID-19'dan ölmekle meşgul
Eylül ayı
İklim yangınları, küresel iklim yangınlarının ortasında gökyüzünü kırmızı ve griye çevirir.
Şiddetli seller, zaten harap olmuş bir Sudan'da yarım milyonu yerinden etti.
Boşa suçladığımız yıldır.
2021’de aynı bokun laciverdi çıktı.
Ben dua etmeye başladım diye mi oldu bunlar? Dünya cehenneme döndü lan. İyi ki hayati kararlar alıyorum.* Not: bir de geçen hangi yılda olduğumuzu unuttum lan takvime baktım.