insanın canını sıkan, kendisini hissettirmeye başlaması değil, tam kucağına oturduğunuzda "maaş yattığında/ verdiğim borçların bi' kısmı geri döndüğünde/ elime para geçtiğinde, bu dönemde yaptığım borçları, ödenecek faturaları, kirayı, eve alınacakları nasıl ödeyeceğim?" sorusunu sordurtması olan kara delik.
her yerde boş boş anlatılan "ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde durma", işte, tam da bu parasızlığın kucağındayken sizi kara kara düşündürtüyorsa, tebrikler: siz de borç harç, ay sonu hesap kitap yapılmadan uyunamayan günlerdesiniz ve evet; kendi ayaklarınızın üzerinde, devrilmemek üzere bir o bataklığa, bir bu bataklığa yatıp duran hacıyatmaz gibi duruyorsunuz demektir.
görseldeki gülen hacıyatmaz gibi olabilmek en güzeli: vurdumduymaz, göbeğinin aşağısını görmeyen, tamamen düşüp bir güzel toparlanabilecekken, habire yan yatmayı marifet sanan bir aptal.
maslow ihtiyaçlar hiyerarşisinde ilk iki basamağı sağlayamama durumu. günümüz şartlarında, dört kişilik bir aile için aylık 10000 tl gerekliliği. türkiyenin %80'inin içinde olduğu durum.
beş yaşındaki çocuğunun markette görüp istediği gofreti alamayan insanın en derinden hissettiği gerçek.
bankalara borcum var, elden borcum var, kredi kartım ha patladı ha patlayacak, ailemden bu yaşa gelmeme rağmen hala para alıyorum, zaten maaş da aksıyor falan diye kendimi bu kategoride hissettiğimde biraz önce yazdığım yukarıdaki tanımı düşünüyorum ve kendime kızıyorum.
yeni türkiye'nin getirisidir. orta sınıf artık fakir. orta sınıf artık yok. gelir dağılımındaki adaletsizlikte liste başı ülkelerden biriyiz. eskinin orta sınıf insanı artık alt gelir grubu içinde. bugün orta halli bir yaşam sürdürebilmek için 3-4 nüfuslu bir haneye minimum 10,000 lira para girmesi gerekiyor. o miktarlar artık ıslak rüyalarda görülebiliyor anck. ne yazık ki nüfusun çok büyük bir kısmının geliri yoksulluk sınırının altında. açlık sınırının eşiğinde. parasızlık kişiye özel bir sorun değil. yurt geneline yayılmış, büyük kitleleri etkileyen önemli bir sorun. çözüm için önce ortada bir sorun olduğunu kabul etmek gerekiyor. büyüklerimiz ise çay simit ikilisi teklif ediyor bize. yirmi lira da artıyormuş galiba.
Kredilerimden birini kapatabilmek için sıra beklerken görmüş olduğum başlık. Borçlarım muhtemelen 1 seneye bitecek (yenilerini yapmazsam) ve bittiğinde bir ormana gidip ağlayacağım. İçim şişiyor artık.
üniversitede "para önemli değil, doğa önemli" diye dolaşan hipi mi, hipstır mı, apaçi mi... amalgam bir eleman vardı. kampa, konsere gider sıfır paraya yaşar izlenimi verirdi. o zamanlar ve hatta seneler sonra bile anasından abisinden harçlık aldığı ortaya çıktı. . sorsan anlatır "kendinizi kalıplara hapsediyorsunuz benim için gezmek, dünyayı duyumsamak..."
parasız olmaz yani. otostopla dünyayı gezsen durulduğun dakika para(sızlık) tokat olur çarpar. dağa çıksan terörist zanneder vururlar. diyojen gibi fıçıda yaşayan tipler çıkıyor bazen, zorlasan onlar da pişmandır da, elden ne gelir? cool takılıyorlardır.