1. 1
    @laedri ukdesidir.

    1852-1935. kürt kökenli ve alevi inancına mensup olup Birinci meclisin ilk mebuslarındandır. Dersim’i il yaptıran ve mecliste sözü geçen önemli şahsiyetlerdendir. Atatürk’ün her zaman en yakınında tuttuğu kişilerden biri olma özelliği taşımıştır. Dersimlilerin Atatürk sevgisinin sebebidir.

    İşgal yıllarında bmm’de (henüz başında “t” harfi yok) İşgal kuvvetlerinin ankara sınırlarına dayanması sonucu bmm’nin kayseri’ye taşınması düşüncesi üzerine kürsüde şu kısa, etkili ve efsanevi konuşmayı yapmıştır: “Biz buraya kaçmaya mı geldik, yoksa kavga edip ölmeye mi? Eğer meclisi taşımak istiyorsanız buyurun gidin. Ama ben gidemem. Tek başıma bile olsam, bayrağım, dinim ve vatanım için son kurşunuma kadar savaşırım. Son kurşunu da kafama sıkarım. Bu böyle biline” sonucunda ise meclisi ciddi anlamda cesaretlendirmiştir ve meclisin taşınması düşüncesinden vazgeçilmiştir.

    Savaş bittikten sonra ise 1922’de yapılan ve sekiz ay süren Lozan konferansı için işgal devletlerinin kürt siyasetçi/temsilci istemeleri üzerine “ırk” kavramına bakış açısının düşüncesine yansıması sonucu ise mecliste başka mebuslarla karşılıklı konuşurken şu sözleri sarf etmişti:

    ADNAN BEY (Başkan Vekili): Efendim söz Mehmet Vehbi Efendi'nindir. Fakat müsaade buyurursanız, bir şey arz edeceğim. Dersim Mebusu Diyap Ağa şimdi söz isterim, çünkü rahatsızım, diyorlar. Bu meseleyi eğer uygun görüyorsanız... (uygundur sesleri) Vehbi Efendi izin veriyor musunuz?

    MEHMET VEHBİ EFENDİ (Konya): Pekala!

    DİYAP AĞA (Dersim): Efendiler kusura bakmayınız ben ihtiyarım. Hepimiz biliyoruz ki ve söylüyoruz ki dinimiz, diyanetimiz, aslımız ve neslimiz hep birdir. Bizim içimizde ayrılık, gayrilik yoktur. İsmimiz de, dinimiz de, Allahımız da birdir. Ağzıma gelen de budur. Ne diyeyim efendim? Hepinize söz söylemek için ben takat getiremem. Hepimizin halimize göre söyleyecek sözlerimiz vardır. Hele bu haller bertaraf olsun. Bir kere bu haller bertaraf olsun, Allah da hepimizin hallerine yardım eder. Allah doğrunun yardımcısıdır. Ben ihtiyarım kusura bakmayınız. Halime göre sözlerim vardır.

    SOYSALLI İSMAİL SUPHİ BEY (Burdur): Sulh hakkındaki fikriniz nedir?

    DİYAP AĞA (Devamla): Ama bugün dinimiz de diyanetimiz de kitabımız da hep birdir.

    NECATI EFENDİ (Lazistan mebusu): Delegelerden ne istiyorsunuz?

    SIRRI BEY (İzmit): Söyledi ya!

    DİYAB AĞA (Dersim): Allah yardımcıları olsun. Hangisini münasip görmüş ise öyle etsin. Gidenler dinini, diyanetini bilir adamlardır. Heyet içinde bulunanlar zannederim kendi dinine, diyanetine hıyanet etmek istemez. (alkışlar) Hepimiz biriz. Ne Türklük, ne Kürtlük davası vardır. Hep biriz, kardeşiz. (bravo sesleri, alkışlar) Bir kişinin beş on oğlu olur. Biri Hasan, biri Ahmet, biri Hüseyin, biri Mehmet isimli olabilir. Fakat hep bir insandırlar. Biz de öyleyiz. Yoksa ayrı, gayrımız yoktur. İsmimiz Hüseyin, Mehmet, hepsi bir ananın, bir babanın oğludurlar. (bravo, sesleri) Dinleri, diyanetleri, kabileleri birdir. Ama düşmanlar bizi birbirimize sardırmak için tuzaklar kuruyorlar. Sen şöylesin, ben böyleyim, filan diye hile yapıyorlar. Bunda ne fayda var? Ne kadar ileri giderse o kadar iyidir. Birbirimizle iftihar ederiz. Biz bir kardeşiz. Bizim dinimiz, diyanetimiz birdir. Bazıları bilmiyorlar, birçok şeyler söylüyorlar ama onlar bilmiyorlar, öyle değildir. Lâ İlahe illallah, Muhammed Resulullah, işte bu.

    Milli mücadele bitiminde ise ülke sınırları içinde de siyaseten önemli işlere imza atmıştır. Diyap ağa o dönemlerde ortak kadere en çok inanmış şahısların başında gelen birisiydi. Bölgede sözünün geçmesi de kendisine çok ciddi bir nüfuz sağlamıştır. Cumhuriyetin kurulmasından sonra dini sebeplerle çıkan hiçbir kürt isyanına katılmamış, desteklememiştir. Katılanları da bir şekilde ikna yoluyla geri çekmeye çalışmıştır. Maalesef Ölümünden hemen sonra bölgede çok şey değişmiştir.

    Sosyal yönü de oldukça gelişmiş biriydi. Bölgedeki feodal yapı benzeri olan ağalık sisteminin yani güçlü ailelerin ilerleyen zamanlarda halka sıkıntı yaratabileceğini öngörerek aşiretlerin ve ağaların bulunduğu bölgelere bir sınır çizilmesini dışarıda kalan hazine arazilerinin ise bölge halkına devri ve işletilmesi konusunda meclisi uyarmıştır.

    #161166 iskiski | 2 hafta önce