1. bina yönetmeliklerinde ses yalıtımı konusunda bir yaptırım yok. evin içindeki en ufak ses komşudan duyuluyor. benim başucumda yan komşunun mutfak tezgahı var. uyku saatlerim genele uymadığı için hep tangır tungur bir bulaşık sesiyle uyanıyorum. üst kattaki komşumuz fenerbahçe taraftarı. sayesinde hiç maç kaçırmıyoruz. aşağıdaki komşunun torunu da bütün gün itfaiye sireni gibi bağırıp duruyor. ha ben de gecenin ikisinde polisiye dizi izliyorum. muhtemelen benim sesim de onlara gidiyordur. ses yalıtımı adına bir yaptırım olmadığı sürece böyle de gidecek bu durum.
    #145562 laedri | 6 yıl önce
    0genel terim 
  2. uyardığınızda; gündüzse "saat daha kaç ya, bu saatte de son ses müzik dinleyemeyecek miyiz?", gece ama çok geç değilse "işten eve geç geldim, biraz kafa dağıtmayayım mı be?", çocuklu aileyse "çocuk işte, anlatıyoruz, anlamıyor. n'apabiliriz ki?" tepkisiyle karşılaştığınız gürültü çeşidi.

    apartman gürültüsü açısından çocuklu ailelerden çok çektim ben. şu "çocuk işte" tepkisinden sonra gözlerimin karardığını bile hatırlıyorum. empati yeteneği olmayan, hayatına kütük olarak başlamış, kütük olarak öleceği de belli olan, müstakil evdeymişçesine rahat olduğu apartman dairesinin kapısının kapattıktan sonra, içeride olan hiçbir şeyin dışarıdakiler tarafından bilinmeyeceğini, duyulmayacağını düşünen ve hepsinden önemlisi, elindeki koz "ev sahibini tanıyorum" olan insanlar ve aileler bu gürültüye karşı tepkinizin şiddetini değiştirebiliyor. bizde de aynı sorun var ve bokum bokum olaylar yaşadık bir süre. en son, hatuna "yeter, boşver. yoksa ben katil olacağım bak" dedim ve pasifleştik.

    gecenin köründe 7-8 yaşındaki erkek evladının evde ayaklarına nal çakılmışçasına ses çıkartarak top oynaması, -saatten bağımsız olarak- annenin elektrik süpürgesiyle temizlik yaparken radyoyu son ses açıp sikko sikko pop şarkılarını bizimle birlikte tüm mahalleye dinletmesi, benim hatun uyarmaya çalıştığında "daha saat 3 ya, bu saatte de müzik dinleyemeyecek miyiz?" demesi benim yaşadıklarımın bir bölümü. bu erkek çocuğa sünnet yaptı bunlar evde. ben bu kadar yüksek sesli müzik ve evde dolaşan "nallı atlar" olan başka bir evi uzun süre dinlemedim. evden kaçıp gitmek zorunda kalmış, akşam geri dönmüştüm. bir yerden sonra iş inada döndüğü için ben de izin günlerimde küçük aralıklarla son ses dark tranquillity falan açtım. birkaç gün içinde ev sahibinin beni araması, "üst katınızdakiler sizden şikayetçiymiş lake, hayırdır olm, n'oldu?" demesi üzerine "abi, kapat, ben seni arayayım birazdan" diyerek üst kata koşarak çıkmam, kapıyı yumruklamama rağmen açmamaları da komşu gürültüsünün benim için ulaştığı en yüksek tepki noktasını oluşturuyor. birbirimize girmemiz çok yakın, saçlarımı kement gibi kullanıp o veledizinanın bacaklarına şaklatacağım gün gitgide yaklaşmakta; hissediyorum.

    modern görünümlü, "bundan iyi komşu olur" dahi diyebileceğiniz insanlar komşu olunca canavarlaşabiliyor. "bir tek benim hakkım önemli, diğerlerininkinin üzerine benzin döküp yakmalı" mantığına çarçabuk bürünebiliyorlar. polis arayıp şikayet etmek de, işlerin sarpa sarması ve bundan sonra "birbirlerinin açığını arayan komşular" düzeyine çıkamanıza neden olabilir. ben önermiyorum ama sinirinizi kontrol edemiyorsanız, arayın tabii. fight fire with fire taktiği, özellikle öfkesini kontrol edemeyen türk insanı için fazlasıyla riskli.
    #145563 lake of the hell | 6 yıl önce
    0genel terim 
  3. En kıskandıranı ve sinir bozucusu ah uh sesleridir.
    0ses 
  4. eğleniyorlarsa, asla şikayet etmem.

    bu gürültü işi aşırı subjektif. kapının önünde iki kişi kavga ediyor, benim haftada bir havlamayan köpek onlara havlıyor, komşu gelip kavga sesine değil, bana çemkiriyor "köpeğin hav hav" diye. ya siktir git teyze.

    üniversite zamanı o evde her hafta adam topladım. bazen parti, bazen rakı, hep hayvanlık. kimse şikayet etmedi. ikinci apartmanımda herkes 60+ idi. yıllarca, sabaha kadar yıktığımız oldu, o güzel insanlardan biri bile şikayet etmedi. ki etse ses ölçerle gelip zabıt tutuyor güvenlik 11den sonra.

    ben de yemin ettim: asla komşumun eğlencesinden şikayet etmeyeceğim. son apartmandaki öğrenci kızlar her cumartesi gün doğana kadar yıktılar. misafirleri koridorda bağırıştı. evde bebek de vardı, sözümü tuttum, ses etmedim. bu arada "bebek uyuyor, sessiz" hikaye. habire televizyon uğultusuyla, ekran ışığıyla uyuttuğunuzdan muhtemelen uyku sıkıntısı.

    bir arkadaş da komşunun terlik sesinden gece haber izlemesine, taktıkça takıyor. valla olan kendisine oluyor. kendi bilir. bana "apartmanda yaşama o zaman" diyen de oluyor. yoo, sen git kır evinde yaşa.

    yarım yamalak apartman hayatına geçişin, hem fiziken hem sosyal uyum sağlayamamanın sıkıntıları bunlar.

    #145621 son kurtadam | 6 yıl önce (  6 yıl önce)
    2ses 
  5. "insan"ı katil edebilendir.

    sincan'da dün yaşanan olay: 5 ölü

    haberin ayrıntıları ankara merkezli çoğu yerel haber sitesinde yok (burada da doğru düzgün bi' ayrıntı yok mesela). penguen kanallarda, iha'da falan komşularla yapılmış röportajlara kadar her şey var. olayın şöyle gerçekleştiğine dair çok sayıda görgü tanığı ifadesi var:

    alt kat komşusu 72 yaşında. üst katındaki aile 6 kişiden oluşuyor; babaanne, baba, anne ve 3 çocuk (çocuklardan en küçüğü hem zihinsel hem bedensel engelli). sürekli gürültü yaptıkları için baya bi' uyarılan bi' aile bu. 72 yaşında, sonradan katil olacak olan adam dün gece gene bunları uyarmak için kapılarına gidiyor. tartışıyorlar. evine dönüp pompalı tüfeğini alıyor, kapılarına dayanıyor. kapı açılıyor, eve girerken 3 kişiyi vurup öldürüyor. bu sırada balkona kaçan çocukları da peşliyor ve balkondaki 2 çocuğu da öldürüyor. engelli olan en küçük çocuk sağ kalıyor çünkü adamın kurşunu bitiyor.

    olayın genel çerçevesi böyle. gürültü yapan kalabalık aile, gürültüden şikayetçi komşu, pompalıyla terör estirme ayrıntıları büyük ihtimalle gerçek. söylentiler de gırla tabii. katil olan adamın yıllar önce cinayetten hapis yatıp çıktığı, üst kattaki ailenin babasının çöpçülükle geçindiği, balkona kaçışan çocukların mahalleliye bağırarak "anne, babaanne öldü, kurtarın bizi" diye yardım istemeleri var.

    benzer gürültü problemini neredeyse 5 yıldır yaşıyorum ben de. başlıktaki diğer girdimde de yazmışım, şimdi okudum tekrar. galiba apartmanda yaşamanın şöyle zorunlulukları var artık bu devirde:

    1- sabırlı biri değilsen, siktir git köyde yaşa. yoksa, her gün her saat katil olma riskini sırtlanmış oluyorsun.
    2- gürültü nedeniyle defalarca uyardığın komşun empati yapmayacak. polis çağırman da sorunu çözmeyecek, kan davasına döndürecek.
    3- evde kurşunu ağzında silah bulundurmak akıl kârı iş değil.
    4- kulak tıkacı, uyku ilacı gibi şeyler seni katil olmaktan koruyan şeylerin başında gelebilir.

    bu katil olan adam gibi olmanın sınırlarında dolaştım ben yıllarca. evde silah olsaydı, bugün haberlerde gördüğümüz bu adamın yerine benim adım yazıyor da olabilirdi. victim blamingler, "katille de empati yapılmaz"cıların aforizmaları falan uçuşuyor sosyal medyanın her yerinde. çözüm katil olmak da değil, gürültü yapmadığını iddia ettiğin hayali dünyanda yaşamak da değil. ikisinin arası mı? onu da bilmiyorum. böyle haberlerle karşılaştığımda kendime sadece sürekli sabır telkin ediyorum.
    #289144 lake of the hell | 1 yıl önce
    0genel terim