1. 1
    image.ibb.co/...

    gencecik ablalardan oluşan isviçreli heavy metal grubu. birkaç demo çıkarttıktan sonra, 2 albüm piyasaya sürmüş durumdalar.

    2015'te kurulmuş bir grup olarak, ilk albümlerini 2 yıl içinde burning witches olarak çıkartmışlar. bu ilk albümden önceki demolarından biri almanya'da "ayın en iyi demosu" seçilmiş ve fanzinlerde kendine yer bulmuş. bi' tarafları kalkmış mı; sanmıyorum. ritim gitarist alea wyss'ın yerine, henüz 20 yaşında olan sonia nusselder'ı getirmişler. diğer grup elemanları sabit kalmış. zaten, solistleri seraina telli'nin konser videolarından da anlaşılabilecek, doğal bir sahne hakimiyeti var. mavi saçlarına, kulak üstleri kazınmış kafa derisine ya da bembeyaz giyindiği zamanlardaki ışıltısı na değil, sesine güvendiği belli oluyor. hoş, bazı tizlerde fena halde s.o.s. veriyor bana göre ama bu seviyedeki heavy metali başarıyla götürebileceği bir grupta bulunduğunu düşünüyorum.

    2. ve şimdiye kadarki son albümleri hexenhammer 10 gün kadar önce (hem de nuclear blast tarafından) satışa sunulmuş. 2 bonus şarkıyla birlikte 14 şarkı içeren albüm, kendilerinin de içinde bulunduğu "modern heavy metal" dahilinde düşünüldüğünde bile hafif başlıyor. executed, don't cry my tears ve dungeon of infamy (gerçi bu şarkı, intro olarak düşünülmüş gibi görünüyor) gibi gıy gıylardan sonra, albüme adını vermiş hexenhammer'ın manowarvari, bol distortionlı, yer yer power metal rifflerine de gülücük atan ritmi sahne alıyor. albümün buraya kadarki bölümü sanki hem solist telli'yi tanımak hem de burning witches'ın nasıl bir grup olduğunu özümsemek için yapılmışa benziyor. hexenhammer ise, "tamtamları çalıyorum ve başlıyoruz, hazır mısınız?" diyor gibi geldi bana. telli'nin vokali bu şarkıda yer yer scream vokal çizgilerine kadar geliyor ama hem şarkıyı mahvetmemek için hem de kendi scream'ine pek de güvenmediği için bundan vazgeçtiğini hissettim ben. grup olabildiklerini düşündüm ve sevindim. possession, güçlü çift crosslu ritmiyle ve kısacık da olsa müthiş hissettiren solosuyla albümün gizli hazinelerinden olmuş. man-eater'ın başındaki ağız şapırdatan telli'ye feministler bayılacaktır. şarkı da zaten thrash riffleriyle başlıyor ve telli'nin ritmi önemsemeden konuşmasıyla akıyor. albümün sürprizi ise, metalin tanrılarından olan ronnie james dio'nun sesinden dinlenildiğinde moral barını tamamen dolduran holy diver. bu efsaneyi coverlamayı telli'nin öne çıkma çabası olarak değil, grubun tamamının "şarkıyı çalabiliyoruz ve bunu da göstermek istiyoruz" çığlığı eşliğinde dinlemenizi öneririm. soloyu fene atmamış romana kalkuhl. albümü holy diver üzerine kurgulamamalarına da bayıldım. kimi yeni metal grubu, eski efsanelerin birkaçının coverlarını yeni albümlerine doldurup bu şarkılarla prim yapmaya çalışıyor. bu aslan parçaları ise, sadece "çalabiliyoruz. biz de varız bu piyasada" demek istemişler.

    son albümleri özelinde, ileride başarılı bir grup olacaklarını hissettirrdi bana burning witches. tamamı kadınlardan oluşan metal grubu sayısının oldukça az olduğu metal piyasasında, 40 yıl sonra kendilerinden "yeni girlschool" olarak neden bahsetmeyelim ki? telli'deki "grup hissiyatı" olduktan sonra, burning witches ufak tefek eleman değişiklikleriyle uzun yıllar "biz de varız" diyebilecek potansiyelde. heavy'nin hafif alt türlerini seviyorsanız, burning witches aklınızın bir köşesinde yer edinsin. odin de yollarını açık etsin bu gencecik ablaların.
     
  2. 2
    seraina telli'yi gruptan atarak yerine hollandalı solist laura guldemond'u getirerek kendi ayağına çivi çakmış; ancak, yine de, gelecek vaad etmeyi ise sürdüren grup.

    telli'nin farklı işlerde yer almayı istediğini okumuştum birkaç yerde. grup elemanlarının ona "tamamdır, öyle yapalım" diyeceğini sanıyordum ama sonuç tam tersi olmuş. grup ise, grupla aynı ismi taşıyan ilk albümlerini konser şarkılarını da içeren farklı bi' haliyle bu yılın başında tekrar satışa sunmuş. şarkıların hepsini guldemond tekrar okumuş sanırım. "telli'nin anısı bile kalmayacak" mottosunu benimsedilerse, yaptıkları bol distortion'lı başarılı heavy metalin de seviye kaybedeceğini düşünüyorum. umarım yanılırım ama gittikleri yol doğru yol değilmiş gibi hissediyor ve üzülüyorum.

    telli'nin yer aldığı ilk 2 albümlerini hatim etmeye devam etmenizi öneririm. guldemond'u henüz dinlemedim ama telli'nin şurada önümüze fırlatıp attığı mizansenle tamamen uyumluluğunun ya da memleketlerinde verdikleri şu konserdeki sahne hakimiyeti ve seyirciyi hipnotize etmesinin %10'unu başarabilirse, burning witches alır yürür. ben tam tersinin gerçekleşeceğinden neredeyse eminim. umarım yanılırım.

    edit: dayanamadım, geri döndüm. guldemond'un canlı performanslarını da izledim ve dev bir hayal kırıklığı yaşadım.

    telli'nin bu ve şu kayıtlardaki sahne hakimiyeti kenarda dursun.

    guldemond'un şu konser performansını ise, ibret alarak izledim. sahne hakimiyeti yok, headbang'ten başka her şeye benzeyen bi' headbang yapıp seyirciyi soğutuyor, dev topluklularla yürüyememesi "daha ilk konseri bu galiba" fikrini oluşturuyor, tizlere çıkamıyor, peslere inemiyor. ayrıca grup elemanlarıyla o kadar uyumsuz ki... videonun başlarında ritimci bassçının yanına geliyor, guldemond onu görmeyip neredeyse üzerine çıkıyor. grup elemanlarının yaşları zaten küçük ama sonia nusselder (bilinen adıyla sonia anubis) gibi henüz 20 yaşında olmasına rağmen, komplike ve derin doğaçlama sololar atabilen bir hatunun olduğu bir grupta bu denli amatörlükler olmamalı(ydı).

    telli'yi daha çok arayacaklarına emin oldum. gene de, ufak bir ihtimal bırakıp "umarım yanılırım" demeye devam edeyim ben.
    #155250 lake of the hell | 3 hafta önce (  3 hafta önce)