-
çözme işine konu olmak.
Örnek kullanım: Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri / Atlarımız çözüldü girdik handan içeri (F. N. Çamlıbel) hepsini göster
-
Gevşeyip yumuşamak, erimeye başlamak.
hepsini göster
-
Birliğini, beraberliğini yitirmek, dağılmak, parçalanmak.
hepsini göster
-
Gevşemek, güçsüz kalmak.
Örnek kullanım: Acı haberi duyunca eli ayağı çözülmüş. hepsini göster
-
Dağılmak, çökmek.
Örnek kullanım: Yunan cephesinin çözülüp Anadolu'dan çekilmesiyle yine sulh elde edilmez. (Y. K. Beyatlı) hepsini göster