1. işine konu olmak.

    Örnek kullanım: Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri / Atlarımız çözüldü girdik handan içeri (F. N. Çamlıbel)
    #112966 tdk | 6 yıl önce
    0eylem 
  2. Gevşeyip yumuşamak, erimeye başlamak.
    #112967 tdk | 6 yıl önce
    0eylem 
  3. Birliğini, beraberliğini yitirmek, dağılmak, parçalanmak.
    #112968 tdk | 6 yıl önce
    0eylem 
  4. Gevşemek, güçsüz kalmak.

    Örnek kullanım: Acı haberi duyunca eli ayağı çözülmüş.
    #112969 tdk | 6 yıl önce
    0eylem 
  5. Dağılmak, çökmek.

    Örnek kullanım: Yunan cephesinin çözülüp Anadolu'dan çekilmesiyle yine sulh elde edilmez. (Y. K. Beyatlı)
    #112970 tdk | 6 yıl önce
    0eylem